LİMAN ARKASI

  • Takvim yapraklarına bakarak, seçim tarihinin ne zaman olacağına ilişkin değişik görüşlerin öne sürüldüğü 2007 yılının ilk aylarında, normal bir erken genel seçim veya 5 yıl üstüne normal bir genel seçim hesapları yapılırken;...


    Takvim yapraklarına bakarak, seçim tarihinin ne zaman olacağına ilişkin değişik görüşlerin öne sürüldüğü 2007 yılının ilk aylarında, normal bir erken genel seçim veya 5 yıl üstüne normal bir genel seçim hesapları yapılırken; uluslararası sermaye ve onların bilcümle uşakları, sağı - solu mecliste bir kez daha harmanlayacakları bir korsan erken seçimle, halkı gafil avlayacaklarını sandıkları sinsi planlarını son bir ay içinde dayatarak, 22 Temmuz’ u seçim tarihi olarak belirlediler.
    Yüzlerce üçkağıtçı, hırsız, para babası, sendikacı bozması, ayarcı takımı; halkın sırtından elde ettikleri haksız kazancın 250 - 500 bin YTL kadarını, onlarca katıyla geri döneceğinin hesabını yaparak seçim harcaması için gözden çıkarıp, düzen partilerinin milletvekili listelerinden meclise girmek için birbirlerine dirsek atarlarken, Emek, Barış ve Demokrasi güçleri; halkın çoğunluğunu içine alabilecekleri bir birlik için kol - kanat germekte gevşek duruyorlar.
    1995 yılında, 20. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde, bir maden işçisi olarak Zonguldak’ tan bağımsız milletvekili adayı olmuştum. Bu gevşek duruşun nedenlerini o zaman ilk kez yaşayarak öğrenmiştim. Demokrasi güçlerinin temsilcileri ile yaptığımız bir toplantıdan olumlu sonuçlar çıkmasına karşın, toplantı sonrası herkes bildiğini okumuştu. Elimde kazmamla fotoğraf çektirip bir afiş yaptırıp, öğretmen bir arkadaşın arabası ile köy ve mahalleleri dolaşarak, bazen kahvehanelerde, bazen evlerde toplantılar yaparak propaganda çalışmalarını sürdürmüş, bir mitingle de madenci anıtında en geniş kitle ile yüzyüze gelmiştim. Bir köyde, emekli bir madencinin “ doğru konuşuyorsun, güzel konuşuyorsun ama oyum yine de güvercine “ diyerek seçim sonuçlarının ne olacağına ilişkin ipucu vermesi veya miting alanına yakın bir dükkandan, seçim sonrası alışveriş yaparken, dükkan sahibinin “ seçim zamanı bu alanda bir sürü politikacı konuşma yaptı, ama en doğrusunu elinde kazma ile bir madenci milletvekili adayı konuştu “ demesi, seçim süreci ve sonrası yaşadığım önemli anlardı.
    Daha sonraki yıllarda yapılan genel ve yerel seçimlerde de demokrasi güçlerinin birliği için her platformda yer almış, malum çevreler tarafından; bazen sol güçlerin birliğini, bazen ülkenin birlik ve bütünlüğünü bozmakla suçlanacak kadar bir ayrımda gösterilmiştim. Fakat, ısrarla düşüncelerimi savunmuş, örgütlü bir işçi olarak partimin ve ittifakta bulunduğu güçlerin aldığı kararları en iyi şekilde halkla paylaşmaya çalışmıştım. Kısaca, kazmayı elden bırakmamıştım
    Emek, Barış, Demokrasi güçlerinin birlik için kol - kanat germekte gevşek durdukları, sermayenin korsan erken seçimi 22 Temmuz sürecinde; örgütlü bir emekli işçi olarak, elden ne geliyorsa yapmak gerekli diyerek, dün erkenden yola koyulup evraklarımı tamamladım. Sabıka kaydımın olmadığını bildiren belgeyi savcılıktan, nüfus cüzdanı örneğini muhtardan aldım. Diplomamın fotokopisini de ekleyerek, bir dosya içinde EMEP Zonguldak İl Başkanlığı’ na verdim. Biri yedek, beş milletvekili adayı arkadaşım da dosyalarını tamamlayarak Parti İl Başkanlığı’ na verdiler.
    Bağımsız adayken de yanımda partim ve partili arkadaşlarım vardı. İttifak yaparak girdiğimiz seçimlerde daha çok arkadaşım oldu, daha çok işçi ve emekçi ile buluştum. Sermaye uşaklarının, demokrasi ve Kürt sorununun çözümü konusunda tek söz bile söylemedikleri bu korsan seçim sürecinde, demokrasi güçlerinin birlik için birbirlerine kol - kanat germeleri aciliyetten birinci görevdir. Kazmayı elimizden bırakacak halimiz yok ya!
    Fahri Bozbaş
    www.evrensel.net