ÖZGÜRCE

  • Kapitalizm, 1789 Fransız İhtilali’nden bu yana; yani, 218 yıldır dünyanın önemli bir bölümünde egemen olan bir sistemdir. Kapitalizmin özü ekonomik egemenliğe dayanır.


    Kapitalizm, 1789 Fransız İhtilali’nden bu yana; yani, 218 yıldır dünyanın önemli bir bölümünde egemen olan bir sistemdir. Kapitalizmin özü ekonomik egemenliğe dayanır. Ancak siyasi ve ideolojik egemenlik de kapitalizmin sürdürülebilmesi için son derece önemlidir. Kapitalizm, 218 yıldır ekonomik ve siyasi egemenliği önemli ölçüde sağlamış olmakla birlikte, ideolojik egemenliği sağlama konusunda başarılı olduğunu söylemek mümkün değildir.
    Bir sistemin ideolojik egemenliği ele geçirmeden, yani toplumların rızasını, desteğini almadan 218 yıl gibi uzun bir süre varlığını sürdürmesi, kendi başına bir “başarı” olarak kabul edilebilir. Dar ifadeyle insanların, geniş ifadeyle toplumların geniş kesimlerinin kabulünü almadan, onlara rağmen bir sistemi yürütmenin önemli incelikleri bulunduğuna kuşku yoktur. İnsanlığa rağmen ve insanlığın çok geniş bir kesimi için büyük felaketler yaratan kapitalizmin ayakta durmasını sağlayan incelikli yöntemlerin başında, gerçek yüzünü saklamak gelmektedir. Diğer bir değişle kapitalizm, varlığını sürdürebilmek için gerçekleştirdiği emek ve doğa sömürüsündeki, milyonlarca insanın canına mal olan savaşlardaki sorumluluğunu gizlemeye çalışmaktadır. Kapitalizmin gerek kendini gizleyebilmesi için gerekse kendisine inanmayanların isyanını engellemek için başvurduğu en bilindik yol ise “baskı”dır.
    Kapitalizmin varlığını sürdürebilmek için yürüttüğü baskı ve yalan stratejisinin başarı kazanmasının en önemli formülü; sermaye, siyaset, ordu, medya ve gizli örgütlerin en geniş biçimde koordine olabilmesidir. Bu koordinasyonu sağlayabilmek için gerçekleştirilen toplantıların en önemlilerinden biri, 31 Mayıs-3 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da yapılmakta olan Bilderberg toplantılarıdır. ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Komisyonu’nun (CFR) Avrupa ayağını oluşturabilmesi amacıyla 1954 yılında Hollanda’da ilki gerçekleştirilen Bilderberg toplantıları, daha önce de iki kez Türkiye’de gerçekleştirilmiştir (1959 ve 1975 yıllarında).
    Kurucuları arasında dünya sermayesinin önemli ismi Rockefeller ve eski Nazi SS üyesi de olan prensi Bernhard’ın da bulunduğu Bilderberg’in kuruluşunda, istihbarat örgütlerinin, özellikle ‘nın de önemli bir rolü bulunmaktadır. Ayrıca NATO da Bilderberg toplantılarına en üst düzeydeki temsilcileri ile katılmaktadır. Elbette bu toplantılara uluslararası sermaye kuruluşlarının sahipleri ile başta ABD ve İngiltere’den olmak üzere kapitalist ülkelerin siyasetçileri de katılmaktadır. Öte yandan seçilmiş çevre ülke sermayedarları ile seçilmiş basın mensupları da bu toplantılara davet edilmektedir.
    Son derece gizli ve özel ortamlarda yapılan ve dışarıya hiçbir bilginin sızdırılmadığı Bilderberg toplantılarında konuşulacak konular, sermayenin ve siyasetin en üst kademelerindekilerce belirlenmekte ve diğer katılanlar ise sadece görüş beyan edebilmektedir. Sonuç olarak, kapitalizmin sürekliliği ve dolayısıyla sermayenin çıkarları doğrultusunda alınmış olan kararlar yerel sermayedarlara, siyasetçilere, ordu ve gizli örgüt şefleri ile seçilmiş gazetecilere iletilmektedir.
    Bu yıl geçekleşen İstanbul toplantısının uluslararası düzeydeki katılımcılarından bazıları; eski Dünya Bankası Başkanı Wolfowitz, Fransa Dışişleri Bakanı Kouchner, İngiltere’nin yeni başbakanı olması beklenen Gordon Brown, AB Genişleme Komisyonu Üyesi Olli Rehn’dir. Ayrıca NATO Genel Sekreteri ile ABD ve AB ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkenin sermayedarları, eski ve yeni diplomatları ile siyasetçileri de toplantıya katılacaklar arasındadır.
    Türkiye’den toplantıya katılması beklenenler ise “mazlum” AKP’nin “mağrur” bakanı Ali Babacan, Afganistan’ın eski NATO Temsilcisi ve sosyal demokratların abisi Hikmet Çetin, DSP’nin eski bakanı, CHP’nin eski milletvekili, UNDP Başkanı Kemal Derviş, ulusal sermayenin medarı iftiharı Koçlar, Sabancılar, Boynerler ile Cengiz Çandar, Hasan Cemal gibi gazeteciler ve eski, yeni bürokrat ve siyasetçilerdir.
    Sözün özü; Bilderberg toplantıları, kapitalizmin sürdürülebilirliğini sağlamak üzere önümüzdeki dönemde emeğin ve dünyanın nasıl daha fazla sömürüleceğini ve insanlığın buna nasıl ikna edileceğini (yalanları ve baskı yöntemlerini) belirlemek ve gerekli kurumlara direktif vermek üzere bu yıl İstanbul’da gerçekleşmektedir. Bu toplantıları amaçları, işleyişi ve katılımcıları ile değerlendirmeli ve kapitalizmin işleyiş mekanizmasının ortaya çıkartılmasında önemli bir kaynak olarak görmelidir.
    Özgür Müftüoğlu
    www.evrensel.net