Anoreksiya nervoza

Gazetelerde boy gösteren diyet yazı dizileri ve televizyonlarda profesör edesıyla diyet listeleri veren mankenleri yazın gelmesiyle beraber daha sık görür olduk.


Gazetelerde boy gösteren diyet yazı dizileri ve televizyonlarda profesör edesıyla diyet listeleri veren mankenleri yazın gelmesiyle beraber daha sık görür olduk. Araştırmalara göre her 3 kişiden biri diyet yapmakta. Normal kiloya sahip insanlar bile daha zayıf olmak uğruna buldukları her diyet listesine bir iksir gibi sarılıyor. Avustralya’nın Sidney kentinde düzenlenen 10. Uluslararası Obezite Kongresi’ne katılan Leeds Üniversitesi Prefesörü Andrew Hiil, sunduğu tebliğde özellikle kız çocuklarında kilo takıntısının beş yaşından itibaren başladığına dikkat çekerek, olayın vehametini gözler önüne seriyordu. Hal böyle olunca yeme bozuklukluklarından anoreksiya nervozayı (AN) anlatmak zorunluluk oldu.
Anoreksiya insanların kendilerini açlıktan ölmesine yol açabilecek derecede aç bıraktıkları bir yemek yeme bozukluğu alışkanlığıdır. Anoreksiya genelliklikle genç insanlarda ergenlik döneminde başlar. Anoreksiya rahatsızlığı olan hastalar aşırı derecede kilo kaybederler. Bu kişiler çok aşırı zayıf olmalarına rağmen kendilerinin çok kilolu olduklarına inanırlar ve çeşitli yollarla kilo vermeye çalışırlar. Genelde kullandıkları teknikler aşırı egzersiz yapma, ishal yapıcı ilaç kullanma ve yemek yememektir.
AN, ergenlerde bağımsız olma ve cinsel işlevsellikteki artmaya karşı bir tepki olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer alandaki zihinsel uğraşların yerini yeme ve kilo sorunları almaktadır. AN hastaları bedenlerini ailelerinin kontrolünde sanırlar, onu tahrip ettiklerinde tek ve bağımsız olduklarına inanırlar. Psikoanalistler AN hastalarının psikolojik olarak ayrışmayı başaramadıklarını kabul etmektedirler. Hasta kendini dalıcı ve empati yapmaktan uzak anne tarafında işgal edilmiş gibi algılar. Açlıkla kendini öldürme, bilinçdışı olarak bu içsel nesnenin büyümesini önlemeye ve yok etmeye yöneliktir. Kendisini annenin uzantısı gibi algılar ve annenin kendi ihtiyaçlarını ön planda tuttuğunu hisseder. Kendini yok ederek hem bu duygudan uzaklaşmayı hemde ailesine ders vermeyi amaçlar. AN hastaları kaç kilo olursa olsun hep şişman olma korkusuyla yaşar ve kilo verdiğinin farkına varmaz. Bu aslında yavaş yavaş gerçekleşen bir intihardan farksız. Çünkü bu hastaların yüzde 10-20’si komplikasyonlar yüzünden ölüyor.
AN hastalarının oranının artmasında medyanın payı oldukça büyük. Güzel olmak, ideale ulaşmak, tek tip olmak; diğer bütün özelliklerden daha önemli. Zayıf değilsen, güzel değilsen başaramazsın, üretemezsin, kimse seni dinlemez. Bu bakış açısı toplumda kabullenilmeye başlayınca “güzel” olma çabası sağlığımızı tehdit eder duruma gelebiliyor. Bundan en çok etkilenen de ergenlik dönemindeki genç kızlar oluyor. Oysa bilinçsiz yapılan diyetler kısa süreli kilo kaybına sebep olsada uzun vadede sağlıklı olmuyor. Günümüzde 20 binin üzerinde şarlatan diyeti olduğunu söyleyen Obezite Danışmanı Dr. Haluk Saçaklı kişinin yaşına, cinsiyetine, çalışma durumuna göre kendine özel diyet programları uygulaması gerektiğinin altını çiziyor.
AN hastalarının tedevisinde birincil amaç; beden ağırlığının düzeltilmesi. İkincil amaç; hastaya psikolojik destek sağlamak. Üçüncül amaç; fiziksel komplikasyonların tedavisi. Dördüncül amaç; hastalığın tekrarlamasını önlemek çünkü yüzde 50’sinde hastalık tekrar görülebiliyor.
Sürekli diyet yapmak yerine doktorun önerdiği “sağlıklı beslenme” anlayışı yaşam biçimi haline getirildiğinde, hem sağlıklı olmak hem de fazla kilolardan kurtulmak mümkün. Sürekli diyet yapmak ya iştah patlamasına ya da hastalıklara sebep olmaktadır. Aileler özellikle yetişme çağındaki çocuklarını diyet konusunda bilinçlendirmeli, çocuklarının veya çevresindeki insanların sebepsiz kilo verme kaygıları olduğunu anladıklarında yemek yemeleri için baskı uygulamak yerine en kısa zamanda bir hekime göstermeleri gerekmektedir.
Yıldız İlhan / Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
www.evrensel.net