02 Haziran 2007 00:00

Seçim süreci

Türkiye yeni bir seçim sürecine daha girdi. Düzen partileri yine meydanlardan halkın gözünün içine baka baka yalanlar söylemeye, vaatler vermeye, halktan yana tavır sergileyeceklerini veya sergilediklerini anlatmaya başladılar bile.

Paylaş

Türkiye yeni bir seçim sürecine daha girdi. Düzen partileri yine meydanlardan halkın gözünün içine baka baka yalanlar söylemeye, vaatler vermeye, halktan yana tavır sergileyeceklerini veya sergilediklerini anlatmaya başladılar bile. Bunun yanında, kendini sol parti gören bir kesim de birleşmeyle beraber meydanlarda halkada birlik çağrısında bulunmaya başladılar. Bu düzen partilerinin daimi destekçisi medya da hem görsel hem de yazılı basında AKP ve diğer partilerle ilgili oy oranlarını vermeye başladı. Barajı geçenler, barajın altında kalanlar ve neredeyse gene tek parti gelenler... 5 sene boyunca çiftçinin, köylünün, memurun, işçinin yanına bile uğramayanlar, şimdi seçim gününe kadar yapacakları işlerden söz ederek oy toplamaya başlayacaklar. Hem de bunu 1.5 aylık süreçte, bizim cebimizden çaldıkları paraları harcayarak, şuursuzca yapacaklar. Bu ülkede çöpten ekmek toplayan yüzbinlerce insan varken, milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşarken harcayacaklar bu paraları. Babalarının memleketinde kendi paralarını diledikleri gibi harcamak, onların en doğal hakkı. Ama memur veya işçi, köylü zam istediğinde kafasına copu indirmek, susturmak, bastırmak da onların en doğal hakkı...
Atatürk’ün yükselmenin, ilerlemenin en alt tabakadan; köylüden başlayacağını söylemiş olmasına rağmen Başefendi, isyan eden vatandaşa “Ananı da al git lan” diyecek kadar cesareti bulmuşken, vatandaşı azarlamaktan keyif alan bir duruma gelmişken, bu ülkede bu insanların bizi yönetemeyeceğini bilmemiz gerektiğini düşünüyorum. İşe, gazete ve televizyonumuzun daha çok insanın evine girmesini sağlamakla başlayabiliriz. Çünkü burada yazılanların, bu gazeteyi düzenli takip eden kesimin zaten bildiği şeyler olduğunu düşünüyorum. Bunu daha çok insana ulaştırmak, televizyonumuzu daha çok insanın izlemesini sağlamakla çoğunluğun sağlanabileceğini, bu şekilde sesimizi daha çok duyurabileceğimizi düşünenlerdenim.
Bizlere karşı yapılan haksızlıklara boyun eğmememiz gerekiyor. Daha gerçekçi olmamız, bizi bekleyen tehlikelerin farkında olmamız gerekiyor. Bunu yapmak için de birlik olmamız, ancak bizi temsil eden insanların parlamentoya girmesiyle taleplerimizin ve isteklerimizin hayata geçirileceği gerçeğini bilmemiz gerekiyor. Tabii ki bu gerçekleri de çevremizdeki insanlara aktararak, herkese bazı şeylerin artık değişmesi gerektiğini anlatarak başlamamız gerekiyor.
Bu ülke o kadar güzel ve o kadar zengin ki yıllardan bu yana gelen hükümetlerin halk dışı politikaları bile bitiremedi. Kanla aldığımız bu toprakların parayla karış karış satılmasına göz yummamalıyız. Yıllardır tekrarlanan bu oyunlara karşı işçi ve emekçiler, taleplerini ortaya koyarak emperyalizme karşı bağımsız ve demokratik bir Türkiye için birleşmeli ve birlikte hareket etmelidir. Bu kez sermayenin değil işçi ve emekçilerin adayları kazanmalıdır. Ülkemiz, ancak bu şekilde bu bataktan kurtulacaktır.
İnan Bulut (Nazilli/AYDIN)
ÖNCEKİ HABER

SHÇEK imamlara mı teslim edilecek?

SONRAKİ HABER

Akar: Bedelli askerlikten 9 milyar 533 milyon lira gelir elde edildi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa