SHÇEK imamlara mı teslim edilecek?

SHÇEK imamlara mı teslim edilecek?

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 26 Şubat’ta imzalanan protokol gereğince, SHÇEK’e bağlı kurumlarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlendireceği personel tarafından dini eğitim verilecek.


Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında 26 Şubat’ta imzalanan protokol gereğince, SHÇEK’e bağlı kurumlarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevlendireceği personel tarafından dini eğitim verilecek.
Kurumlarda bakılan kadın, çocuk, genç, yaşlı ve engellilere yönelik; “Türk örf, adet, inanç ve milli ahlaka sahip, kendisine güvenen, insan sevgisi ile dolu, Atatürkçü düşünce ve Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olarak yetiştirilmeleri, çocukların ihmal ve istismar edilmesinin önlenmesi için ailelerin bakabileceği kadar çocuk yapması, çocukların küçük yaşta evlendirilmemeleri ve sokakta çalıştırılmamaları ile töre cinayetlerinin engellenmesi” gibi amaçları olduğunun belirtildiği protokole, Sosyal Hizmetler Uzmanları Derneği ve SES İzmir Şubesi karşı çıktı. Devletin koruması altındaki çocuklar ve gençlerin devlet okullarında okuduğunu ve yine Türkiye’deki 14 milyon çocuk ve genç gibi bu okullarda ‘din kültürü ve ahlak bilgisi’ derslerini gördüklerini belirten Sosyal Hizmetler Uzmanları Derneği ve SES yöneticileri, bu kurumlara ayrıca din adamlarının görevlendirilmesinin kuşkular yarattığını belirtti.
Ses İzmir Şubesi’nde yapılan ortak basın toplantısında açıklama yapan Sosyal Hizmetler Uzmanları Derneği İzmir Şube Başkanı Mahmut Akkın, zaten sosyal hizmet kurumlarında kadrolu olarak çalışan din görevlilerinin kadrolu olarak, kurum denetiminde hizmet verdiğini belirterek, ikinci bir görevlendirmenin akıllara çabanın iyi niyetli olmadığını getirdiğini söyledi. Çocuk ihmal ve istismarı ve çocuk suçluluğu gibi konuların belirli disiplin ve mesleki bilgi gerektirdiğini belirten Akkın, “Bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadan ve eğitim almadan, din görevlilerince bu bilgilerin verilmeye çalışılması, yanlışlıklara ve geriye dönüşü olmayan zararlara neden olabilir” diye konuştu.
“Hizmetler vakıf ve tarikatlara bırakılmak isteniyor”
SES İzmir Şube Sekreteri Turan Başkaya ise İzmir’de bu eğitimin, oluşabilecek tepkiler nedeniyle henüz verilmeye başlanmadığını, diğer kentlerdeki durumu bilmediklerini söyledi. Başkaya, Urla’daki Barbaros Çocuk Köyü’nde meydana geldiği söylenen 20 SHÇEK çalışanının mağdur edildiği taciz ve tecavüz olaylarıyla ilgili, oradaki çocukların ve görevlilerin büyük bir travma yaşadığını söyledi. Haklarında açılan davada 20 görevliden 19’unun beraat ettiğini, eski Kurum Müdürü Erdal Tunce’nin ‘yaşanan olayla ilgili adli makamları bilgilendirmediği’ iddiasıyla 5 ay hapis cezası aldığını belirten Başkaya, “5 aylık ceza kararını üst mahkemeye taşıyacağız. Bu olayın ardından geçen 2.5 yılda orada çalışan görevliler ve çocuklarımız büyük travma yaşadı. Çalışanlar mağdur edildi. Çocuklarımız ise yaşadığı travmayla kaldı. Artık onlar büyüdü” dedi.
Bu olayın sosyal hizmetlerin özelleştirilmesinde yaşanan çabaları ortaya koyduğunu belirten Başkaya, bakım hizmetlerinin kalıcı olması gerektiğini söyledi. Bu hizmetlerin, özelleştirilerek vakıflara ve tarikatlara bırakılmak istendiğini vurgulayan Başkaya, sevgi evleriyle bunun örneklerinin görüldüğünü belirtti. (İzmir/EVRENSEL)
‘Sevk zincirinin kaldırılmasının telafisi yoktur’
SES Merkez Yönetim Kurulu, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmenin tek koşulu olan sevk zincirinin kaldırılmasının, telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını bildirdi.
SES’ten dün yapılan yazılı açıklamada, sağlık hizmetinin bütüncül olarak koruyucu, geliştirici, tedavi edici ve esenlendirici olması gerektiği, hükümetin sağlık alanına yatırımlarının ise yalnızca tedavi edici hizmetlere olduğu belirtildi. Kârlı ve özel sektörün yatırım yaptığı tedavi edici hizmetlere, hükümetin destek vermesinin seçim yatırımı olduğu kaydedilen açıklamada, SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı, yeşil kart gibi güvenceli/güvencesiz ayrımı yapılmaksızın tüm yurttaşlara sağlık hizmeti verilmesi gerektiği aktarıldı. Yurttaşların ayrımsız sağlık hakkından yararlanabilmesi için sevk sisteminin hayati öneme sahip olduğu ifade edilen açıklamada, sevk zincirinin kaldırılmasının, mali krizin yanı sıra hastanelerde kuyrukların artmasına ve sağlık hizmetinin aksamasına yol açacağının altı çizildi.
Özelleştirilmeleri nedeniyle birinci basamak sağlık hizmetleri veren sağlık ocakları, sağlık evi, AÇSAP gibi kurumların öneminin unutturulup bunların yerine teknoloji ağırlıklı, otelcilik hizmetlerini de içeren uygulamaları hükümetin desteklediği kaydedildi.
Hükümetin GSS’de de ısrarcı olduğu ve Maliye, Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu arasında oluşturulan mutabakatla özelden hizmet alımının yaygınlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çekildi. SES’in, yıllardır 100 bin personel eksiği olduğunu dillendirdiği ve açığın doldurulmasını istediği dile getirilen açıklamada, hükümetin seçim dolayısıyla personel açığını gidermek için adım attığı belirtildi. Hükümetin 32 bin 500 kişiyi sözleşmeli olarak istihdam etmeyi düşündüğüne de değinilen açıklamada, çalışanların iş güvencesinden ve özlük haklarından yoksun olarak çalıştırılmaması istendi. (Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net