Fotoğraf: Evrensel

RCTV için timsah gözyaşları

Basın özgürlüğünü kısıtlamanın türlü yolu var. Mesela bir gazeteciyi cinayetle itham edip onu yıllarca Ölüm Yolu’nda bekletebilirsiniz; Mumia Abu-Jamal olayında olduğu gibi.


Basın özgürlüğünü kısıtlamanın türlü yolu var. Mesela bir gazeteciyi cinayetle itham edip onu yıllarca Ölüm Yolu’nda bekletebilirsiniz; Mumia Abu-Jamal olayında olduğu gibi. Ya da işbirlikçi medyaya sınırsız yetkiler bahşederken, diğer alternatif sesleri kısarsınız, baskınlar düzenler ve kapatırsınız; yıllardır her Basın Özgürlüğü Raporu’nda belirtildiği gibi. Veya bağımsız gazeteci ve muhabirleri, savaş karşıtı eylemlerde gözaltına alırsınız; son zamanlarda ABD’de sıkça yaşandığı gibi. Ve tabii ki bir de “tüm medya manipülasyonlarının anası” var: Bush gibi, Irak’tan “eve gelen” ceset torbalarının medya tarafından görüntülenmesini engelleyebilirsiniz.
Bunlar basının sesini kesmek için kullanılabilecek yegane yollar. Ve bunların hepsi ama teker teker hepsi, ABD’de doğup büyüdüler.
Peki son birkaç gündür Venezüella’da neler oluyor? Geçen hafta ABD Senatosu ve Meclisi, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in RCTV’nin lisansını yenilememesine ilişkin kararını kınayan bir karar aldı. Tasarı, 211 oyla Demokratlar Cumhuriyetçilerce onaylandı. Kim demiş iki partililik öldü diye?
Darbe yardakçıları
Ancak işbirlikçi medya şunu unutmuş gözüküyor: Basın özgürlüğü, olgu ve olayları, haliyle ve tüm sorumluluğunu alarak yayınlamayı da beraberinde getirir. İşte burada sayın okur ayrımındasın; Nisan 2002’de Venezüella’nın seçilmiş hükümetine başarısız bir darbe girişiminde bulunuldu ve hatta darbeciler, Chavez’i kaçırıp alıkoydu. Bu sırada bu darbeye destek veren ve yardakçılık eden 4 Venezüellalı medya devi vardı. Aradan geçen 5 seneye rağmen bu kanallardan hiçbiri kapatılmadı ve hiçbir çalışanı tutuklanmadı. Daha ziyade Chavez, antidemokratik yönelimlerden kaçınmalarını, asparagaslara ve ayrıca yayınlarında pornografik unsurlar ile sigara reklamlarına yer vermemelerini istedi.
Bir diğer konu ise RCTV’nin milyoner sahibi Marcel Granier’in, ülkede yine Chavez’e karşı girişilen 2002-03 sabotajlarında etkin rol oynaması konusudur. Fakat ülkeyi ekonomik ve sosyal istikrarsızlığa sürükleyen bu olaydan dolayı dahi RCTV’den tutuklanan olmamıştır.
İkiyüzlü yayın
O halde Chavez hükümetine yöneltilen suçlamaların arkasında ne yatıyor?
2002 darbesinin ilk gününde anti-Bolivarcı muhalefet, devlete ait olan bir petrol şirketinin merkezinden bir miting başlattı. Bu sırada Chavez destekçisi yoksul halk ise ülkenin dört bir yanından, her bir köyünden Başkanlık Sarayı’na aktı. Bu durum karşısında muhalefet de Başkanlık Sarayı’na yöneldi ve çatışma olasılığına ilişkin endişeler giderek arttı.
Bu kargaşanın ortasında, kalabalığa ateş açıldı ve keskin nişancılar, 18 kişiyi öldürdü ve 150’sini yaraladı. Önde gelen 4 muhalefet kanalı, şiddete “Bolivarcı emekçilerin neden olduğunu” iddia etti ve bunun, darbeyi “haklı çıkardığını” ileri sürdü.
Ancak tanık ifadeleri ve yaşananları görüntüleyen uluslararası haber kaynaklarının görüntülerinde, “ilk ateşin Chavez’i destekleyen kalabalığa açıldığı ve hatta bazı kaynaklara göre muhalif televizyonların kameralarının bulunduğu bazı çatılardan ateş edildiğinin görüldüğü” ifadelerine yer verildi. Hiç şüphe yok ki RCTV ve ülkenin diğer üç büyük muhalif medya devi; Globovision, Venevision ve Televen, darbe girişiminin sürdüğü üç gün boyunca darbecilere doğrudan destek verdi ve yardakçılık etti. Bu kanallar, bilerek yalan haberler yaptı, asparagaslara yer verdi, olayları çarpıttı.
Hatta RCTV, ABD destekli rüşvetçi sendikacı Carlos Ortega da dahil olmak üzere birçok darbeciyi yayına aldı. Bu yayınlar sırasında Ortega, halkı Başkanlık Sarayı önüne çağırdı.
Fakat aynı RCTV, sokaklara dökülen ve Venezüella’nın seçimle işbaşına gelmiş hükümetini korumak için Başkanlık Sarayı’na hareket eden milyonlarca emekçiye hiç yer vermedi. Kanal, Tom ve Jerry çizgi filmleri ve “Pretty Woman” filmini vermeyi yeğledi. Darbecilerin liderlerinden Korgeneral Ramirez Perez, bu 4 kanalı şöyle takdir ediyordu: “Ölümcül bir silahımız vardı: Medya. Bu silaha sahip olma şansım var, sizi tebrik etmeme izin verin.”
Chavez’in yarattığı alternatifler
Chavez hükümetinin basın ve ifade özgürlüğü konularında nasıl atılımlar yaptığına ilişkin birçok gerçek alternatif de bulunuyor.
Chavez, iktidara geldikten sonra basın reformuyla yayın yapmak isteyen herkese bu hakkı tanıdı. ABD’de birçok bağımsız kanal, “korsan” yayın yapmaktadır. Fakat Venezüella’da “korsanlar” yok, çünkü bunlar yasal. Mahalli komiteler, basın merkezleri kurarak çalışmalarını sürdürebiliyor. Muhalif medya dahi büyük bir özgürlüğe sahip.
Fakat darbenin ardından kendini “başkan” ilan eden Pedro Carmona’nın ilk icraatı, işbirlikçi olmayan basını yasaklamak olmuştu. Çünkü bu kanallar, RCTV ile ortaklarının yayınlamaktan kaçındığı Venezüellalı emekçileri haberlere taşıyordu.
Ne hikmetse, ne Bush yönetimi ne de ABD Senatosu, o günlerde Carmona’nın basın ve ifade özgürlüğüne yönelik saldırılarını kınamıştı. Acaba bu, darbe liderlerinin ABD Kongresi ve “Demokrasi için Ulusal Gelir” adlı kurum ile ABD tarafından desteklenmesinden; Bush’un, Dışişleri Bakanlığı’nın ve ABD ordusunun, darbecilere her türlü yardımı sağlamasından kaynaklanmış olabilir mi?
Bugün ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu, Venezüella’daki basın özgürlüğü nedeniyle timsah gözyaşları döküyorsa ve ABD ve Venezüella işbirlikçi medyası RCTV’nin “adaletsiz” bir biçimde hedef alınmasından veryansın ediyorsa; bunun arkasında, bu takımın kirli ilişkilerin arkasında olması yatıyordur. (venezuelanalysis.com)
Chavez: Yaşananlar ABD komplosu
Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez, muhalif RCTV kanalının kapatılmasına ilişkin uluslararası eleştirilere sert tepki göstererek bunun, Washington liderliğindeki bir komplo olduğu suçlamasında bulundu.
Chavez, Vietnam Komünist Partisi liderinin Caracas’ı ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, “Uluslararası alanda sağcı, aşırı sağcı ve faşist hareketler AB, ABD, Brezilya her yerden Venezüella’ya saldırıyorlar” dedi.
Brezilya Senatosu’nun RCTV’nin yeniden açılması çağrısını içeren bir önergeyi kabul etmesine de verip veriştiren Chavez, kimsenin içişlerine karışmaması gerektiğini söyledi ve Brezilyalı milletvekillerini, “papağan gibi Washington’unsöylediklerini tekrar etmekle” itham etti. RCTV’nin kapatılması, ABD Senatosu ile Meclisi’nin yanı sıra Brezilya Meclisi, Şili Senatosu, AB ve ABD merkezli bazı kuruluşlarca da kınanmıştı. (DIŞ HABERLER)
James Jordan
www.evrensel.net