KİRVEME MEKTUPLAR

KİRVEME MEKTUPLAR

  • Kirvem geçen haftaki mektubumda Diyarbakır Eczacılar Odası'nın davetiyle bu tarihi kente gittiğimi, keza aynı günlerde çoğunluğu yurt dışından gelen,


    Kirvem geçen haftaki mektubumda Diyarbakır Eczacılar Odası'nın davetiyle bu tarihi kente gittiğimi, keza aynı günlerde çoğunluğu yurt dışından gelen, yani yakim "diaspora"da yaşayan Süryani, Keldani, Ermenilerden oluşan yaklaşık iki yüz kişilik bir grubun şu ya da bu nedenle istemeyerek terk ettikleri, ama yıllar sonra "turist" diye geldikleri kendi memleketlerinde nasıl bir "özlem" içinde olduklarından bahsettiğimi sanıyorum hatırlıyorsun
    Nitekim yukarda belirttiğim vesileyle "bizim oralara", "bizim diyarlara" gitmeye hazırlanırken, hayli zamandan beri göçüp gittiği Amerika'dan sesi soluğu çıkmayan halamın oğlu Zaven'in, hiç beklemediğim bir anda açtığı telefonla uzun uzadıya sürdürdüğümüz sohbet esnasında, bir zamanlar henüz çocukken Diyarbakır sokaklarında, "küçe"lerinde beraberce çelig-çibuğ, gago kıtto soro soro sor penir, ana ana birinci, ğar, kortig, aşuğ, uzun eşeg gibi daha bir sürü oyunlar oynayıp ya da topaç çevirdiğimiz Hançepek'in, nam-ı diğer Gâvur Mahallesi'nin yolunu tutmak üzere olduğumu söyleyince, az önceki hal hatır soran şen şakrak sesinin tonu nedense giderek derin bir hüzne dönüşüp, ardından da şu istekle noktalanmıştı:
    "Oralara getmişken senden bi ricam var; anamın, bacımın, bi de Saro nenemızın mezerlerinden birer avuç topraği küçüg bi naylon torbanın içine koyup buralara, bu tereflere gelen tanıdığ biriyle eger bahan gönderebılırsen Allahvekil çoğh memnun oluram."
    Son zamanlarda büyük bir bölümü istimlak edilip yola dönüştürülen, geride kalan kısmının da, belediye yetkililerinin tüm uyarılarına rağmen yine de civardaki esnafın arada bir mezarlık duvarının üstünden savurup attıkları "zıbıl"lerle giderek çöplük olmaya namzet, Ermeni ve Süryanilerin müştereken kullandıkları bu harap mezarlıkta otlar, çakır dikenleri arasında kaybolan kırık dökük beton yığınlarının yanı sıra "hazine avcıları"nın zulmüne uğrayıp tümden nerdeyse yer ile yeksan olan bu "virane"de, anamın babası Ğhalo'nun, nam-ı diğer Garabed dedemin mezarının taşını değil tozunu dahi bulamazken, nihayet
    babamın anası Saro nenemle, keza halam Mirye'nin mezarlığını el yordamıyla da olsa iyi-kötü teşhis edince bir taraftan "Ey göklerdeki Baba'mız" duasını okuyup, ardından da eskiden üzerindeki yegâne mozaik "haç"ıyla diğer mezar taşlarına sanki biraz da tepeden bakarken, şimdilerde kendi mezar taşının yerinde de yeller esen Diyarbakır Surp Giragos Kilisesi'nin papazı Der Arsen'in kulaklarını nasıl çınlatmazdık ki!
    Çoluk çocuğuyla mezarlığın duvarları arasındaki tek gözlü bir odada "sığınıp" sonra da bu "Gâvur", "Fılla" mezarlığının bekçiliğini karın tokluğuna yapan Müslüman Kürt gencinin, otları yolarak, ayağındaki lastik çizmeyle çakır dikenlerini çiğneyip yol açarak bir bakıma sanki Milat öncesi harabe taş yığınlarına dönüşen bu mekândan nihayet aldığımız bir avuç toprağı naylon torbaya koyup aynı zamanda da bekçi çocuğun plastik bir bidonla taşıyıp getirdiği suyla kırık dökük mezar taşlarını yıkamasıyla, acaba hangi günahlarımızdan arınıyor ya da fotoğraf makinemizin hangi karelerine hangi duygularımızı hapsetmenin telaşını yaşıyorduk acaba?..
    Neyse…Şimdi beraberimde getirdiğim toprağı "tanıdığ" biriyle nerdeyse çeyrek asır öncesinde kardeşleriyle beraber Amerika'ya göç eden Zaven'e gönderebilirsem, onun orada kim bilir hangi Coni'lerin yanı başında yatan babası Ohannes'in, nam-ı diğer Sobacı Ramazan'ın mezarına, karısı Yeğisapet'in, nam-ı diğeriyle Mirye'nin ve onların çocukları Zıvart'la, bir de Saro nenemizin topraklarından "bi avuç" serperken ne denli mutlu olacağını biliyorum, hissediyorum…
    Vee ne tuhaf! Geçenlerde menfur bir cinayet sonrasında kaybettiğimiz Hrant Dink'in, "Bu topraklarda gözümüz var, ama üstünde değil, altına gömülmek için…" derken, ne denli haklı, ne denli içtenlikli olduğunu düşünmeden edemiyorum.
    Evet diaspora denen diyarlarda yaşayan tüm Ermenilerin gözü de bu topraklarda! "Ata"larının geride kalan mezarlarından alacakları bir avuç toprağı "yaban eller"de yatan ölülerinin üzerine sadece serpmek için…
    Mıgırdiç Margosyan
    www.evrensel.net