03 Haziran 2007 00:00

bir rüzgargülü

Türkiye ve dünya siyasal tarihi “engebeli, dolambaçlı ve sarp” yolları aşmayı seçen ve bu nedenle de saygıyla anılan isimlere tanıklık etmiştir. Bunun yanında, bir de sırtını hep rüzgara vererek “uçmayı” seçenler vardır.

Paylaş

Türkiye ve dünya siyasal tarihi “engebeli, dolambaçlı ve sarp” yolları aşmayı seçen ve bu nedenle de saygıyla anılan isimlere tanıklık etmiştir. Bunun yanında, bir de sırtını hep rüzgara vererek “uçmayı” seçenler vardır. Onlardan bir kez olsun esen rüzgara karşı dik durmalarını istemek beyhude bir çabadır. Çünkü onlar varlıklarını sadece rüzgara borçlu olan rüzgargülleri gibidirler.
Bu eğilimin Türkiye’deki en tipik temsilcilerinden biri de Ertuğrul Günay’dır.
Ertuğrul Günay, döneminin en geç milletvekili olarak parlamentoya girdiği 1977’de, CHP’nin en solundaki milletvekillerinden biridir.
Hatırlanacağı gibi, CHP tarihinde “solun” derecelendirilmesi İsmet İnönü’nün bir gazeteciye “CHP ortanın solundadır” sözü ile başlamış ve Bülent Ecevit de, İnönü’nün bu sözü ile açılan gedikten geçerek dikkatli çekmeyi başarmıştı. Meydanlarda siyaset yaparken aynı zamanda “Ortanın solu, 1966, Bu Düzen Değişmelidir, 1968” kitaplarını yazmış olan Ecevit, İnönü hükümetinin Çalışma Bakanı’yken, sosyalizmin prestiji ve bunun dünya ölçeğinde yol açtığı sonuçlara uygun olarak Türkiye işçi sınıfı için önemli haklar içeren yasaların hazırlayıcısı olmuştu. Bu dönemde sözü edilen “ortanın solu”, yükselen sosyalizmin düzen içi yansımalarına dayanan bir soldu. Ecevit’i CHP’nin başına geçiren bu sürecin ardından, CHP içinde ona karşı gelişen muhalefetin içinden çıkan isimlerden biri de Ertuğrul Günay oldu. Deniz Baykal ve taraftarlarının Ecevit’e karşı çıktıkları 1976 yılındaki kurultayda, Baykalcıların kurultay başkan adayı Günay’dı. O dönemde CHP’nin Ordu İl Başkanı olan Günay, 1977 seçiminde milletvekili olduğunda ise Meclis’in en genciydi.
CHP’nin en solundaki milletvekillerinden biri olarak kabul edilen Günay, 12 Eylül Askeri darbesinden sonra da, Dev Yol ile ilişkisi olduğu iddiasıyla tutuklandı ve 1 yıl kadar hapis yattı.

Maşallah dediği 40 gün yaşamadı!
Daha sonrasında ise SODEP; SHP, CHP, DSP hattında ne kadar hizip ve grup çıktı ise Ertğrul Günay, onların içinde bir biçimde yer alan isim oldu. Hep bir yerden başka bir yere hep sürpriz geçişler yaptı. Onu yıllardır izleyen bir gazeteci bu serüvenini anlatırken, şu cümleyi kurmadan edemiyor: “Aynı zamanda, hep namazında niyazında biriydi, ama maşallah dediği 40 gün yaşamadı.” Bizim, o güne kadar hep uzaktan izlediğimiz bir isim olan Ertuğrul Günay’ı yakından tanımamız ise “Müslüman Sol” ve “Yeni Siyaset Girişimi” gibi isimlerle adlandırılan, son girişimleri vesilesiyle oldu. Bu girişimin temsilcilerinden Ertuğrul Günay, Mehmet Bekaroğlu, Ayhan Bilgen ve Kiraz Biçici’nin aralarında bulunduğu grup, hem kendilerini anlatmak, hem de nasıl karşılanabileceklerini anlayabilmek için, bazı köşe yazarlarıyla bir araya gelmişlerdi. Bunlardan birisi de, Yıldız Parkı Malta Köşkü’ndeki kahvaltılı toplantıyla gerçekleşmişti.

Günay ile ilgili bir anı
Masada tam karşımızda Ertuğrul Günay oturuyordu. Onun hemen sağında Cüneyt Ülsever vardı. Bizim hemen solumuzda Yenişafak Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Karaalioğlu sağımızda ise Avni Özgürel oturuyordu. Biraz gecikmeli olarak da Nazlı Ilacak geldi ve o da Avni Özgürel’in yanına oturdu. Bu sohbet toplantısı tam Bülent Ecevit’in ölümüne denk gelmişti. Bir dönem, Ecevit’e karşı Hüsamettin Özkan ve Kemal Derviş’in muhalefeti şahsında bayrak açan gazeteler, Ecevit için gözyaşı döküyorlardı. Avni Özgürel bu tutumu eleştirdi ve şimdi o gazetelere bu tutumları hatırlatmak gerektiğini dile getirdi. O arada, Ecevit’i masadakilere göre daha yakından tanımış olan Ertuğrul Günay, “Aslında hiç demokrat biri değildi. Ben çok yakından çalıştığım için biliyorum. Tabii böyle zamanlarda insan çıkıp bunları söyleyemiyor” dedi. Aslında bu sözler, sadece bununla kalsa çok da üzerinde durulması gerekmezdi. Ancak birkaç gün sonra, Ecevit’in cenaze törenini izlemek için televizyon kanallarına bakarken, NTV’de Ertuğrul Günay’a denk gelip söylediklerini dinleyince, o toplantıdaki sözlerini anımsamadan edemedik. Günay, çok kitlesel bir katılımla gerçekleşen Ecevit’in cenaze töreni sırasında NTV’nin ekranından, Ecevit’in Türkiye sosyal demokrasisi açısından “çok önemli bir isim olduğunu, bir çığır açtığını” dile getirdi ve bol bol da gözyaşı göktü. Elbet de, birlikte siyaset yaptığı bir kişi toprağa verilirken Günay’ın çıkıp, “Aslında çok olumsuz biriydi” demesini beklemiyorduk, ancak birkaç gün önce gazetecilerin önünde çok farklı şeyler söylemişken, şimdi 180 derece farklı şeyler söylemesi “insani bir haslet” olarak yorumlanmaktan doğrusu oldukça uzaktı. O dönem bunu yazmayı düşündük ama sonra vazgeçtik. Günay’ın “Allah yolumuzu açık etsin” diyerek AKP’ye oldukça cafcaflı bir biçimde katılmasından sonra ise onun bu “insani haslet”lerini anımsatmamak herhalde olmazdı.
Buna birebir tanık olduktan sonra, Ertuğrul Günay’ın, yeni çıkan “Karşı Siyaset” adlı kitabında AKP’yi ve Başbakan Erdoğan’ı sert sözlerle eleştirdiği, AKP için “Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı vahim seçeneklerden biri” dediği halde, bugün AKP’ye katılabilmiş olması bizi şaşırtmıyor.
Günay, “Yeni Siyaset Girişimi”ne birlikte geldiği eski solcu arkadaşları Haluk Özdalga, İbrahim Yiğit ve Erdal Kalkan gibi isimlerle AKP’ye katıldığında, sözcüsü olarak davrandığı o harekette yer alanları da ortada bırakmış olmuyor muydu? Günay, kendisine bu soruları soran gazetecilere şu ana kadar net bir yanıt vermedi. O soruyu hep geçiştirdi. Peki Günay, o girişimde birlikte hareket ettiği kişilere AKP ile ilgili son kararını nasıl açıklamıştı?
Bunu o girişimde yer alanlardan birine sorduk. Günay’ın kendisini telefonla arayıp kararını açıkladıktan sonra, “Kararımın doğru olduğunu düşünüyorum. Bize parlamentoda kürsü verecekler. Demokrasi mücadelesi açısından bunu önemli görüyorum” dediğini anlattı. “Siz ikna olmuşsunuz” karşılığı üzerine ise Günay şöyle devam etmişti: “Ben kandırılacak yaşı çoktan geçtim.”
Yeni Siyaset Girişimi Sözcüsü Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu da, 30 Mayıs günü konuyla ilgili basına yaptığı yazılı açıklamada, Ertuğrul Günay ve arkadaşlarının AKP’ye katılmalarının tamamen kendi kararları olduğunu belirtti ve ekledi: “Sayın Günay ve diğer adı geçen arkadaşların AKP ile ilgili yapmış oldukları açıklamalar da tamamen kendilerine aittir; bunların hiçbiri ‘Yeni Siyaset Girişimi’nin düşünceleri değildir.”
Günay, bu aralar kendisini “dönek” demeye getiren sorularla sıkıştıran gazetecilere çok kızıyor. Aslında bir yanıyla da haklı sayılmalıdır. Çünkü dönme durumu, en azından bir dönem belirli bir yerde tutarlı bir biçimde durmuş olmayı gerektirir. Günay ise böyle bir “açık” vermemiştir doğrusu. O rüzgarın nereden estiğini gösteren bir rüzgargülü gibidir. Rüzgar estikçe o da döner, döner.

Fatih Polat
ÖNCEKİ HABER

cızırtı

SONRAKİ HABER

BM İklim Konferansı sona erdi: İcraat değil temenniler öne çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa