çizgi filmden fırlayan darbe

“Başkanlık Sarayı önünüzde, neden olanları yayınlamıyorsunuz?” diye bağırıyordu Chavez’i destekleyen emekçiler. Fakat RCTV, bu görüntüler yerine Looney Tunes çizgi filmleri veriyordu. Diğer medya devleri de, RCTV’yi izliyor ve darbenin ertesinde sağcı gazeteler ne baskı yapıyor ne de dağıtılıyordu. Chávista Panorama ise, 20 saat içinde tam 4 ayrı baskı yapıyordu.



Caracas yönetimi, ülkenin en büyük medya devinin lisansını yenilemeyerek, Venezüella basını açısından büyük bir adım daha attı. Chavez ve Venezüella’nın Bolivarcı Devrimi’ne karşı verdikleri sürekli siyasi savaşı kaybetmek üzere olan “Radio Caracas Television” (RCTV) ve milyarder sahibi Marcel Granier, kararın “bağımsız medyayı susturmaya yönelik olduğunu” ve “bir diktatör olarak Chavez’in ifade özgürlüğü ile demokratik hakları kısıtlama” amacında olduğunu iddia etti.
Sınır Tanımayan Gazeteciler ise, birçok ABD’li gazetede editöryal kurum, yalan bilgi ve yönlendirme tartışmalarıyla kaynarken, RCTV’nin lisansını kaybetmesinin “editöryal çoğulculuğa büyük bir darbe olduğunu” savundu ve Chavez’in bu adımla kendini eleştirenlere ve Bolivarcı Devrim’i ‘kabul etmeyenler’e “missileme”de bulunduğunu ilan etti.

Yalanlar ve Venezüella’nın gerçeğiFakat gerçek göründüğünden epey farklı.
Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, aynı zamanda Venezüella’daki sağcı muhalefeti destekleyen ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı “Demokrasi için Ulusal Gelir Sağlama” tarafından mali olarak desteklendiğini belirtmezken, -ki bu şartlar altında bu anlaşılabilir bir durum- RCTV’nin de Başkan Chavez’e karşı 2002’de tezgahlanan 48 saatlik başarısız darbe girişiminde aktif rol aldığı ağza alınmıyor.
RCTV iki günlük darbenin ilk gününde haberlerdeki tarafsızlığını bir kenara bırakıp, muhalifleri başkent Caracas’taki Miraflores Başkanlık Sarayı önüne çağırıyor ve aynı anda ekranlara “Ni un paso atras” (Geri bir adım yok) mesajını yansıtıyordu.
Bir yandan kasıtlı verdiği görüntülerde bir kadrajdan Chavez’i destekleyen halkın muhaliflere ateş açtığını iddia ederken, diğer kadrajı alan bir başka kamera ise Chavez’i destekleyen halkın kendisini, keskin nişancılardan korumaya çalıştığını ekrana taşıyordu. Ve bu kadrajda, muhaliflerin esamesi okunmuyordu. Defalarca gösterilen yalan görüntüler, askeri yetkililere “Başkan’a itaatsizliklerini” ilan etmeleri için baskı aracı olarak kullanılıyor ve bu deklarasyonla darbe meşrulaştırılmaya çalışılıyordu.
Bu gerçekliği belirtmekten kaçınan Amerikan medyası ayrıca, Venezüella muhalif basınının, Caracas’ın kontrolünü alan cuntacı faşistlere olan desteği, Yüksek Mahkeme ile Kongre’yi azletme girişimleri, Anayasa’yı yürürlükten kaldırma konusu, demokratik bir seçimle iktidara gelmiş olan başkanın tutuklanması ve daha sonra sokaklara askerleri yığarak, olası bir direnişi bastırma planları hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor.
Zira cunta lideri Pedro Carmona ile darbecilerden Korgeneral Victor Ramirez Perez, darbenin ikinci gününde canlı yayından gazetecilere minnetlerini sunuyor ve Carmona bununla da yetinmeyip, yayınlarında darbe karşıtlarının eylemlerine yer vermeyen kanal sahiplerini Başkanlık Sarayı’na davet ediyordu. RCTV patronu Granier, her ne kadar darbe sırasında Carmona ile görüşmediğini söylese de, onun Miraflores Sarayı’na gittiğini ispatlayan görüntülerde cunta liderine “Başkan Carmona” diye hitap ediyordu.

Karşınızda Looney Tunes!
Bu sırada Venezüellalı emekçiler ise sokaklara çıkmış ve Chavez’in iktidarı geri almasını talep ediyordu. Polisle çatışıyor, Miraflores Sarayı önünde darbeye binlerce kez karşı olduklarını haykırıyordu. RCTV ise buna karşılık, darbeyi getiren muhalefet eylemlerini ödüllendiriyor, ama darbe karşıtlarının eylemini görmezden geliyordu.
Zira bunu yıllar sonra kanalın yapım sorumlusu Andres Izarra da itiraf etti. Izarra, bizzat Granier’in gazetecilere “Chavez ile ilgili bir bilgi vermemeleri ve Chavez’i destekleyenler ya da bunlarla ilişkili olan herhangi birinin haberini yapmamaları” için emir vermişti.
Yoksul, ücra köylerden dağları aşarak Caracas’a gelen halk ise subayları Chavez’e olan desteklerini bildirmelerini cesaretlendiriyor, Başkan’ın Miraflores Sarayı’na geri dönmesi ve cuntacıların tutuklanması için baskı yapıyordu. Ve tam da bu sırada helikopterler bir Karayip adasına gönderiliyor, darbeden yaklaşık 48 saat sonra bu adadan Venezüella’ya dönen Chavez, darbeyi bozguna uğratıyor ve kendinden geçmiş bir kalabalık tarafından karşılanıyordu.
Fakat ne darbeye karşı verilen direniş, ne cunta liderlerinin tutuklanması ne de Chavez’in geri dönüşü televizyon ekranlarına yansıyor, Venezüella yakın tarihinin belki de en dramatik günlerinden birini yaşarken RCTV, Warner Bros.’un Looney Tunes çizgi filmlerini gösteriyordu. Diğer muhalif medya devleri de, RCTV’yi izliyor ve hiçbir sağcı gazete ne baskı yapıyor ne de dağıtılıyordu. Buna karşılık halk, ülkede neler olduğunu Caracas’taki solcu “Últimas Noticias” ile “Chávista Panorama” gazetesinden öğreniyordu. Chávista Panorama, 20 saat içinde tam 4 ayrı baskı yapıyordu.
RCTV’nin, Venezüella’da yaptığının aynısını ABD’de CNN ya da New York Times’ın yaptığını hayal etmek hiç de zor değil. Ama Venezüella’da aradan geçen 5 seneye rağmen bir tane gazeteci bile tutuklanmadı ya da hakkında soruşturma açılmadı.
Bir keresinde muhaliflerin kontrolündeki Yüksek Mahkeme, ‘darbenin yapılmadığını, Pedro Carmona ile diğer darbecilerin salıverilmesi gerektiği’ yönünde görüş bildirdi ve sağcılar birkez daha Chavez’in Bolivarcı Devrimi’ne karşı saldırgan bir tutum takındı.

Sansüre yer yok
Diğer yandan ABD medyası, Chavez’in basın özgürlüğünü kısıtladığını iddia ededursun, Venezüellalı muhalif gazeteleri okuyan ve televizyonlarını izleyen birisi, bunların devrim ile Chavez’e nasıl bir düşmanlık güttüklerini açık bir biçimde anlar. ABD’nin müşteri ülkeleri; Suudi Arabistan’da veya Meksika ile Kolombiya’da gazeteciler tehdit edilir ve suikasta kurban giderken, Venezüella’da sansür yok.
ABD Başkanı Bush, Venezüella’nın “baskıcı yasalarla basın özgürlüğüne kısıtlamalar getirdiğini” iddia ederken, Venezüella’da son yıllarda siyasi nedenlerle kapatılan televizyonların başında Chavez yanlısı Canal 8 Televizyonu’nun geldiği ve bu kanalın da Carmona liderliğindeki cunta iktidarının ilk günü susturulduğu” gerçekliğiyle çelişkiye düşmektedir.
Oransız eleştiri, Chavez’in “editöryal çoğulculuğu” limitleyen sayısız elitlere karşı verdiği mücadelesinde de iş yapar. Bu kanallar, sahipliklerini kullanarak, medyayı kendi çıkarları doğrultusunda kontrol etmektedir. Kârlı kanallarını yılladır antidemokratik bir biçimde yönetmeye alışmış olan bu elit kesim, kendilerinin imtiyazlı pozisyonlarının bir “hak” olduğuna inanmıştır.
Chavez, yayın lisansının bir imtiyaz olduğunu işaret etmekte ve bunların sonsuza kadar sürmeyeceğini göstermektedir. Ayrıca Venezüella yasaları ve Bolivarcı Anayasa, bu imtiyazlar sayesinde kurulan medya şirketleri için kesin sorumluluklar belirlemiş ve halkın “doğru ve titiz bilgi”ye ulaşmasını karara bağlamıştır. Bu, ABD veya birçok ülkedeki saygın basın yasalarının bir parçasıdır.
RCTV’nin yayın lisansı ise 28 Mayıs’ta doldu. Ve hükümet lisansı yenilememe kararı aldı. Bu kararı, vergi ödememek, 2002 darbe girişimi sırasında “doğru ve titiz bilgi vermemek” gibi suçlara bağladı. “Bu kararın geri dönüşü yok” diyordu, Venezüella İletişim ve Enformasyon Bakanı William Lara. Ve böylece Venezüella’da ilk kez birtakım elitlerin çıkarlarına hizmet eden medya devleri satın alamayacakları ya da rüşvet yediremeyecekleri bir hükümetle karşı karşıya olduklarını görüyordu.

Yeni bir kanal geliyor: TEVES
Öte yandan Bolivarcı devrimin unsurları, elitlerin çıkarlarıyla mücadele etmeyi de bitirmedi. Geçen günlerde Chavez, RCTV’nin frekansında “Televisora Venezolana Social” (Venezüella Sosyal Kanalı - TEVES) adlı bir kanalın yayına başlayacağını ilan etti.
Bu kanal bağımsız bir kuruluş tarafından yönetilecek ve bağımsız bir grup, alternatif program akışı ile Venezüella film ile program yapımcılığının geliştirilmesine destek olacak.
İlk günlerinde masrafları hükümet tarafından karşılanacak olan TEVES, yayın akışında örneğin Chavez’in “Alo Başkan” adlı hükümet programlarına ise yer vermeyecek. Muhtemelen daha sonraları aldığı reklam gelirleri sayesinde kendi ayakları üzerinde durmaya çalışacak.
Birçok ülkedeki işbirlikçi medya yapımcılık ya da programcılık konularına destek vermek ya da parçası olmak konusunda sorumsuz davranır. Bu nedenle Venezüella’nın ülkedeki alternatif medya faaliyetleri, halen azınlık bir elit gruba hizmet etmeyi tercih eden işbirlikçi medyanın tepkilerine neden olacaktır.
Aslında RCTV de Chavez karşıtı propaganda konusunda çok şey kaybetmiş değil. Yayınını halen kablolu yayın veya uydu aracılığıyla sürdürebilir. Ve böylece hoşlanmadığı haberleri görmezlikten gelerek, çok sevdiği Looney Tunes çizgi filmlerini yayınlar.

Paul Haste
www.evrensel.net