YAŞADIKÇA

YAŞADIKÇA

  • Biderberg toplantısı bu yıl İstanbul’da yapıldı. Ülkemizde yapılan üçüncü toplantı bu. Daha önce 18-20 Eylül 1959’da Yeşilköy, 25–27 Nisan 1975’te Çeşme’de Hotel Altın Yunus’ta yapılmıştı.


    Biderberg toplantısı bu yıl İstanbul’da yapıldı. Ülkemizde yapılan üçüncü toplantı bu. Daha önce 18-20 Eylül 1959’da Yeşilköy, 25–27 Nisan 1975’te Çeşme’de Hotel Altın Yunus’ta yapılmıştı.
    Bu toplantının arkasında da gene bir sır perdesi olacak. İçerde konuşulanlar dışarıya yansıtılmayacak. Ama bu toplantıların sonucu yerkürede mutlaka karşılığını bulacaktır. Küresel sermayenin çıkarları için insanlık gene acı çekecek.
    Bu toplantılar sıradan toplantılar değil. O nedenle bu toplantıları CIA ve toplantının yapıldığı ülkenin istihbarat kuruluşları koruyor. İstanbul’daki toplantının yapıldığı bölgenin koruma altına alınması ve sadece toplantıya katılanların içeri alınması da bunu göstermektedir.
    “Gizemli bir toplantı” deniyor. Ama bu gizemli toplantının hiçbir yasal dayanağı yok. Resmi bir durumu da yok.
    Ama CIA ve toplantının yapıldığı ülkenin İstihbarat birimleri bu toplantıyı koruyor.
    Bu nasıl oluyor?
    Aslında bu durum anamalcı sistemin hiçbir kuralı tanımadığının göstergesidir. Ortaya atılan “demokrasi”, özgürlükler” gibi lafların hiçbir değerinin olmadığını göstermektedir. Her şeyin küresel anamalcıların istekleri ve çıkarları doğrultusunda planlanıp yürütülmek istendiğinin göstergesidir bu durum.
    Bilderberg toplantıları 1954 yılından bu yana devam ediyor. İlk toplantının Hollanda’daki Bilderberg Oteli’nde yapılmış olması bu toplantılara bu ismin verilmesine neden olmuştur. Tıpkı ABD’de yaşayan CIA himayesindeki bir tarikat şeyhinin himayesinde yapılan Abant toplantılarının ismini Abant’tan alması gibi. Kim bilir bizdeki “tarikat şeyhi” de belki bu Bilderberg örneğinden etkilenmiştir.
    Bu toplantılarda tutanak tutulmadığı, notların toplantıdan sonra yakıldığı ve katılanların gizlilik sözü vermesi bu toplantıyı daha da gizemli kılmaktadır.
    Polonyalı Sosyolog Dr. Joseph Hieronim Retinger, Bilderberg’in babası olarak biliniyor. Bilderberg’in kuruluşunda, CIA’nın çok önemli katkısı olduğu söyleniyor.
    Vikipedia Türkçede aşağıdaki tanım yapılmıştır.
    “Hedefi; Yeni Dünya Düzeni ve ABD-İngiltere hakimiyetini ve emperyalizmi tüm dünyaya yaymaktır. Her yıl yapılan çok gizli ortamdaki toplantıları; hem CIA, hem de o ülkenin istihbarat örgütü kontrol eder. Türkiye’de son 50 yıldır başa geçen ünlü politikacıların çoğunluğu Bilderberg üyesidir, halen bu gizli Bilderberg üyeleri ülke yönetiminde rol almaktadırlar…”
    Muhafazakar bir gazetede şu açıklama yer alıyor:
    “Peki, amaçları ne? Kesin olmamakla birlikte Bilderberg hakkında yazanlar ortak olarak şu amaçları belirtiyorlar: NATO’yu BM’nin resmi ordusu olarak kurmak. Dünya üzerinde doğrudan bir BM vergisi koymak, küresel silah kontrolü, gelecek saldırıların önlenmesi için ABD’nin serbest ticaret bölgelerini satmasını sağlamak, Avro’yu Avrupa’da, doları dünyada geçerli ortak para birimi yapmak, terörizmle savaşı sömürerek global dünyada kendi kontrollerini kârlarını da koruyarak artırmak...”
    Yukarıdaki tespit bana oldukça mantıklı geliyor. Çünkü günümüzde uluslararası çıkarlarla, ulusal çıkarlar ters düşmektedir. Küresel sermayenin çıkarlarını korumak için BM’nin devreye konulması ve BM’nin yaptırım gücünün olması için de, NATO gibi silahlı bir gücün yeniden yapılandırılmasının istenmesi mantık dışı değildir.
    Yani bu yıl İstanbul’da gerçekleştirilen Bilderberg toplantısının da bir kurtlar meclisi olduğunu söyleyebiliriz.
    Dünya halklarının bu kurtlar meclisinin sofrasını süsleyen kuzular olmaması için, anamalcılığa ve emperyalizme karşı toplumcu bir ulusalcılığı geliştirmeleri ve enternasyonal bir dayanışma içerisinde olmaları bir zorunluluktur. Tersi durumda, mikro milliyetçilik ve din çatışmalarıyla bu “kurtlar sofrasının” nar gibi kızarmış kuzuları olmaktan kurtulmaları mümkün değildir.
    Enver Şat
    www.evrensel.net