MEDYADA GEÇEN HAFTA

İki aydan az bir süre kaldığı halde, gündem nasıl oluyorsa seçimleri bile geride bırakacak kadar yoğun. Ankara'da patlayan bomba ile Kuzey Irak'a operasyon yapılması gündeme gelmişti


Namaz operasyonunuz hayırlı olsun
İki aydan az bir süre kaldığı halde, gündem nasıl oluyorsa seçimleri bile geride bırakacak kadar yoğun. Ankara'da patlayan bomba ile Kuzey Irak'a operasyon yapılması gündeme gelmişti. Kısa sürede bombanın hikayesi bitti, operasyonu bir zorunluluk gibi beklerken bulduk kendimizi.
Her gün bir başka haber çıkıyor, "Ne duruyorsunuz" kabilinden. Biliyorsunuz, bu başlıklar, Ankara bombası ve cenazelerin haberlerinde atılmıştı. Sonra, üslup yumuşadı, ama niyet hiç değişmedi.
Bir gün Büyükanıt'ın sözleri "Gidelim, vuralım" anlamı çıkacak şekilde manşetten veriliyor. Her çatışma, ölü, yaralı, cenaze haberi, belki yıllardır verilmediği boyutlarda haberleştiriliyor. En son Cumartesi günü, Kürt güvenlik güçleri alt tarafı ateş etmişti. Bırakın çatışmayı, Türk askerinin bulunduğu tarafa doğru olup olmadığı bile belirsiz. Ama olay, manşetlere çıkmıştı. Hem de, çok ince bir ayrıntıyla, bunu bir "cüret" meselesi olarak tartışarak... "Aşiret çizmeyi aştı" (Hürriyet), "Bu ne cüret" (Akşam), "Peşmerge silah çekti" (Cumhuriyet), "Türk askerine silah çektiler" (Güneş),,,
Zaten her halükarda, her haber bir "haddini bildirme" eğilimine hizmet ediyor artık.
Haberlere tamamen bir "gaz" havası hakim. Adam gibi operasyonu savunup da, "Şu nedenlerle gereklidir, buna mal olur ama bunu getirir" diye tartışan, gerekçeler öne süren bile yok. "Çizmeyi aştı", "Bu ne cüret" çığlıklarıyla ortalığı yaygaraya veriyorlar.
Ama tartışmak isteyen konu bulmak zor değil. Perşembe gecesi televizyonda yayınlanan bir haberle birlikte, yeni bir operasyonumuz oldu, hayırlara vesile olsun: İstanbul'da, Bağcılar Lisesi'nde öğrencilerin topluca namaz kılması vakası. Olay doğruydu ya da yanlıştı, iyiydi ya da kötüydü, ama "İrtica hortladı" diye manşetlere çıkmayı ya da, "namaz düşmanları", "din düşmanları" diye karşı saldırıya geçmeyi hak ediyor muydu? Bir anda gündemi bu tartışmanın kaplamış olması, önemli bir medya başarısı gerçekten.
Eğitimin elli çeşit sorunu var, eğitimde gericiliğin hakim olmasını tartışmak istiyorsanız, müfredattan, kadrolaşmadan, hatta Adnan Hoca'nın faaliyetlerinden başlayın. Ama yok. Birkaç genç kızın gayet acemice görünen namaz kılma çabalarını, okul eteği giyip başını örtenleri fotoğraflayacağız ki, onu tartışmayalım. Maksat gericilikle hesaplaşmak değil çünkü. Bu kez de "Ne var bunda, kızlar namaz kılıyor" diyecek milyonlarca yurttaşın tepkisini harekete geçiriyorlar. Bunu yaptıklarının da farkındalar.
Dinci basın da karşı saldırıya geçiyor. Onların da niyeti ne eğitimin dini niteliğini, ne din özgürlüğünü tartışmak. Vakit "Gençler uyuşturucu ve alkolün pençesinde" diye aklı sıra başka bir tehlikeye işaret ediyor. "Namaz kılacaklarına uyuşturucu kullansalar daha mı iyi" demeye getiriyor. Böylece, okur da tarafını tutmaya zorlanıyor. Ya hayır namaz kılmasınlar diyeceksiniz, ama din dersi zorunlu olsun mu, Sünni mezhebi dışında bir şey öğretilmesin mi, biyoloji kitabında bile evrimden çok dinden söz edilsin mi, her derste bilgi yerine inanç öne çıkarılsın mı, bu konularda fikrinizi söylemeyeceksiniz. Hatta bu konularda bir fikriniz olmayacak, düşünmeyeceksiniz bile. Ya da, namaz kılsınlar diyeceksiniz ki, zararlı alışkanlıklardan kurtulsunlar...
Siz buna kafa yorarken, "Barzani çizmeyi aştı", "Kürtlere ölüm" haberini de böylece hazır yorulmuş, düşüneceği kadar düşünmüş bir kafayla okuyacaksınız. Orda tutacağınız taraf belli zaten, teröristten yana olamayacağınıza göre...
Malum bizde operasyonlar birer değil, biner biner olur.
Aydın Bey'e ortak
Memleketin en büyük medya patronu gazetelerini satıyor. Hepsini değilse de bir kısmını. Doğan Gazetecilik şirketinin hisselerin bir bölümünün "yönetim kontrolü korunacak şekilde" satışa çıktığı, borsaya bildirildi. Doğan Gazetecilik şirketinde Milliyet, Posta, Radikal ve Fanatik gazeteleri bulunuyor.
Kulislerde dolaşan söylentilere göre, niyet, bu hisseleri büyük Alman medya tekeli Axel Springer'e satmak. Malum, Doğan grubu bu şirketle birlikte işler yapmaya, onlar adına Almanya'da ihalelere girmeye başlamıştı. Şimdi bu şirket, önce bu hisselerle, sonra Vatan gazetesiyle, özelleştirilince de Sabah gazetesiyle Türkiye piyasasına girmek istiyor.
Bir kez daha hatırlatalım: Aslında Türkiye'de yabancı bir şirketin bir medya kuruluşunun yüzde 25'ten fazla hissesine sahip olması yasalara aykırı. Fox kanalında da mesela Murdoch, yani dünyada Fox markasının sahibi, en büyük medya patronu şirketin küçük ortağı. Ama nasılsa yönetimde. Zaten, adından da belli olduğu gibi Fox'un sahibinin yabancılar olduğunu ülkede bilmeyen yok. Belki bir tek satışa izin veren RTÜK'le Hükümet bilmiyordur.
Ama şimdi de Axel Springer gelip burada gazete sahibi olabilir. Bakalım ona itiraz eden çıkacak mı?
Bir başka söylentiye göre de, Aydın Bey Sabah ihalesine girmeye niyetleniyor ve "canlı" paraya sıkıştı. Bu satışı o yüzden, kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez mantığıyla yapıyor.
Nasıl bir niyeti var yakında görürüz. Ama bu vesileyle bir insan neden gazete patronu olur, gazete almak ister gibi sorular geldi akla. "Aydın Doğan gazetelerini satıyormuş" dendiğinde ilk akla gelen espri "Alalım" oluyor, ama sonra bir başka soru daha insanın kafasını kurcalıyor: Zarar eden gazeteyi neden alasın?
Hakikaten bir patron için çok az sayıda gazete "kârlı" bir yatırım. Çoğu zarar ediyor, hatta nasıl yöneteceklerini bilemediklerinden yalnız ekonomik değil, başka zararlarını da görüyor. Daha geçen hafta, siyanürle altın çıkaran şirketlerin patronu Akın İpek, aldığı ve birçok yerde bedava dağıttığı Bugün gazetesinden yakınıyordu, "Ne zor işmiş medya patronu olmak" diyordu.
Bu satılan gazetelerin de çoğu zararda. Ama birileri alacak. Gazetecilikle ilgili bir dertleri olduğu için değil, yine iş adamı oldukları için alacak. Ama kâr etmeyi beklemeyecek. Çünkü kârı başka işlerden ederken, gazetelerin de etkisinden öylece faydalanacak.
Aydın Doğan'ın Petrol Ofisi'nin vergi borcunun nasıl halledildiğini bilmiyoruz ama aynı gün Hürriyet'e sürmanşet olan Tayyip Erdoğan röportajını gördük. Ya da girmeye hazırlandığı elektrik dağıtım ihalelerinin ertelenmesine gazetelerinden nasıl tepki verdiğini...
Yani bütün amaçları kâr etmek olduğu halde zarar eden gazeteyi de alırlar. Vardır bir bildikleri...
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net