KENT YAZILARI

  • AKP iktidarının futbola olan ilgisi, asıl olarak eski bir futbolcu olan liderinden mi, yoksa ülkede var olan tüm kurumsal yapıların ele geçirilmesi sevdasından mı kaynaklanıyor, bilemiyorum.


    AKP iktidarının futbola olan ilgisi, asıl olarak eski bir futbolcu olan liderinden mi, yoksa ülkede var olan tüm kurumsal yapıların ele geçirilmesi sevdasından mı kaynaklanıyor, bilemiyorum. Ancak geçtiğimiz yıllarda Futbol Federasyonu’nu ele geçirmeye yönelik harcanan çabalar ile önemli bazı futbol kulüplerinin yönetimlerini ele geçirme çabaları, hafızalarımızdan kolaylıkla silinmeyecek.
    Başbakan’ın Fenerbahçe sevgisinin Trabzon’da yerel seçimlerin kaybedilmesine neden olması sonrasında, AKP kaynaklı operasyonlar daha da yaygınlaştı. Futbol Federasyonu’nu ve tüm ligleri kontrol altına almak isteyen AKP iktidarınca başlatılan çalışmalar sonucunda, Süper Lig’in yapısı son beş yılda ilginç bir biçimde değişime uğradı.
    AKP’de söz sahibi oldukları son aylarda daha çok dillendirilen 3-4 kurucu ile bağlantılı futbol takımları, uzun yıllar sonra birbiri ardına süper lige çıkıverdi. 2002 yılında iktidara gelen AKP iktidarında; 2003 yılında Başbakan’ın memleketinin takımı Rizespor, 2004 yılında Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün memleketinin takımı Kayserispor ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin takımı Ankaraspor, 2005 yılında diğer Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in memleketinin takımı Sivasspor, Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın memleketinin takımı Manisaspor ve Kayseri’nin diğer takımı Erciyesspor, 2007 yılında ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin takımı ile Başbakan’ın top koşturduğu Kasımpaşaspor Süper Lig’e çıktı. Bu takımlardan Kayseri’nin ikinci takımı Erciyesspor, bu yıl lige veda ederken Süper Lig’de AKP ya da AKP’liler ile özdeşleştirilen takım sayısı sekize ulaştı.
    Atamayla görevlendirmelerin yapıldığı tüm kurumsal kadrolarda iktidarı süresince önemli değişimler gerçekleştiren AKP, bu dönem içinde seçimle görev alınan örgütlere, yargıya, üniversitelere, sivil toplum örgütlerine, derneklere, meslek odalarına da müdahale etmenin yollarını aradı ve zorladı. Bu müdahalelerden futbol kulüpleri ve ligler de payına düşeni aldı. AKP iktidarının bazı kentlere farklı bakışı, bu alanda da kendini gösterdi.
    Geçen beş yıl içinde çokça tartışmaya konu olan futbola AKP müdahalesi, bazen takımların hızla yükselmesi ile bazen de yılların Birinci Lig takımlarının hızla düşüşü ile gündeme geldi. Bu dönem içinde Başbakan’ın gençlik yıllarında top oynadığı Kasımpaşaspor 3. Lig’den Süper Lig’e hızla yükselirken İzmir’in Göztepe’si aynı hızla Süper Lig’den amatör kümeye kadar indi.
    AKP iktidarı döneminde futbol üzerinde oynanan oyunlardan olumsuz yönde etkilenen kent, hiç kuşkusuz İzmir oldu. AKP’nin iktidar olduğu 2002 yılında ve öncesinde Süper Lig’de iki ya da üç takımla temsil edilmekte olan bazı AKP’lilerin deyimiyle “Gavur İzmir”, 2003 yılından bu yana Süper Lig’de temsil edilmiyor. Yaşanan bu durumda, kuşkusuz İzmir’den kaynaklanan ekonomik olumsuzlukların önemli payı var. Ancak AKP döneminde futbolun siyasetin önemli araçlarından biri durumuna gelmesi, asıl payın sahibi.
    2004 yılında yapılan yerel seçimler öncesinde Göztepe taraftarının oylarını kullanarak Konak Belediyesi’ni almaya çalışan AKP’nin planı tutmayınca, Göztepe’nin seri halde düşüşleri bu yıla kadar devam etti. Ancak buna rağmen AKP’nin Göztepe’ye olan ilgisi bitmedi. Önümüzdeki ay yapılacak olan genel seçimlerde de kendisini ezilmiş hisseden Göztepeli futbol taraftarının oylarının peşine düşen AKP, partili Aliağa Belediye Başkanı aracılığı ile Göztepe taraftarına, amatör kümeden profesyonel liglere dönüşü, elma şekeri gibi göstermeye başladı.
    İzmir’in Türkiye 1. Futbol Ligi’ndeki en uzun süreli temsilcisi Altay da AKP’nin iktidara gelmesiyle düşen ve bir daha kalkamayan takımlardan. AKP destekli rakiplere, yaşadığı ekonomik sıkıştırmalara rağmen son iki yıldır finalde Süper Lig’in kapısından dönen Altay’ın, bu yıl Kasımpaşa ile oynadığı final maçında yaşanan ve basına yansıyanlar, böyle bir dönemde İzmirli bir takımın liglerde tutunmasının ne kadar zor olduğunun en açık göstergesi.
    İzmir’den seçilmiş olan AKP’li bazı milletvekillerinin dahi İzmir açısından çok üzücü olan sonuca sevindiği, Başbakan’ı arayarak “Kazandık”(!) diyerek kutladığı, bazı Kasımpaşalı yöneticilerin “Gavur İzmir’e gününü gösterdik”, “Bu Allah’ın adaleti, Tayyip Erdoğan’ın adaleti” diyerek coştuğu, “Yaşasın Tayyip Erdoğan” seslerinin yükseldiği statlarda, iktidarın sürmesi durumunda gelecek yıllarda da İzmir için şampiyonluk bir hayal.
    Böylesi bir ligde, üst düzeyde böylesi bir yalnız bırakılmışlıkla, içinde bulunduğu ekonomik zorluklar içinde son ana kadar savaşan Altaylı futbolcular, yaşadıkları tüm şanssızlıklara rağmen bence Altay’ın büyüklüğüne yakışır bir sezon geçirdiler. Son dört sezonda yaşananlar, İzmir ve İzmirli futbolseverler açısından acı da olsa önemli dersler içeriyor.
    Ancak “Gavur İzmir”in hak ettiği yere ulaşmasının önündeki duvarların yıkılmasına az kaldı. Rövanş 22 Temmuz’da...
    Necati Uyar
    www.evrensel.net