4 Ayak’ta kadın sorunu

4 Ayak’ta kadın sorunu

Garajistanbul’da 30 Mayıs-10 Haziran tarihleri arasında düzenlenen İstanbuldans Festivali kapsamında koreograf Zeynep Tanbay yönetiminde sahnelenen “4 Ayak” isimli gösteri izleyiciler tarafından yoğun ilgi gördü.


Garajistanbul’da 30 Mayıs-10 Haziran tarihleri arasında düzenlenen İstanbuldans Festivali kapsamında koreograf Zeynep Tanbay yönetiminde sahnelenen “4 Ayak” isimli gösteri izleyiciler tarafından yoğun ilgi gördü. Garajistanbul’da sahnelenen gösteride 4 erkek 6 kadın profesyonel dansçı yer alıyor. P. Glass, F. Haendler, M. Dietrich, Burhan Öçal, G. B. Pergolesi, J. Peterburshsky, Z. Preisner, Y. Tiersen, C.Veloso, K. Volans’ın müzikleri kullanıldığı gösteride kullanılan masa, sandalye, yatak gibi nesne-malzemelerle oyuncuların hem akrobatik dansları hem de nesnelerle kurdukları ilişki göze çarptı. Zeynep Tanbay’ın da bazı sahnelerde yer alması, müziğin ritmi ve dansçıların rahatlığı dikkatleri çekti. Her ne kadar oyunun teknik bir prova olduğu söylense de izleyicinin ayakta alkışladığı gerçek bir dans gösteri izlendi. Kadın bedenin de konu edinildiği ve nesneler karşısında fail-özne olmanın anlamının sorgulandığı oyununun bitiminde Zeynep Tanbay ile kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gösteride nesne-beden ilişkisi çok belirgin. “4 Ayak” oyununda neye gönderme yapıyorsunuz?
Özellikle nesneleri kullandım. Hayatımızın çok önemli bölümü dört ayaklı malze-meler etrafında geçiyor. Sabah kahvaltıda masa iskemleden tutun da okulda, üniversitede hoca-öğrenci, iş-ofiste patron-işçi, evde karı-koca ya da sevgili ilişkisi koltuklar, karyolalar vs... Hep dört ayaklı nesnelerin etrafında geçiyor. Hem insanların birbiriyle ilişkisi hem de nesnelerle ilişki durumları. Dolayısıyla zaman zaman düşünüyorum insanoğlu ne kadar iki ayaklı diye. Dört ayaklıdan çıktık mı diye düşünüyorum.

Gösteride şiddet-kadın öğesi çok hakim. Özellikle figürlerin sertliğini yorumlar mısınız?
İnsan haklarının ihlal olduğu bir memlekette yaşıyoruz. İşkencenin son derece yoğun olduğu bir memlekette yaşıyoruz. Bu da bir şekilde beni sanatçı olarak etkiliyor. Güllük gülistanlık, toz pembe bir dans yapmak zor olurdu, bu ortamda. Irak’ta savaş oluyor. Savaşın bütün çetelesi kadınlara çıkıyor. “Sorgun” adlı bölümde tecavüze uğrayan, yalnız kalan ve bütün yükü üzerinde yaşayan kadınlar oluyor. Daha çok kadınları, kadınların isyanını ve ezilmişliğini anlatmak istedik.

Seyirci ile kurduğunuz ilişkiyi nasıl yorumluyorsunuz?
İnsanların dans gösterisini beğenmelerinin altında aslında; nasıl bir memleket ve dünyada yaşadıklarının bilincinde olan insanın arayışıdır. Bizim de vermek istediğimiz mesajın yerine ulaştığını kanıtlıyor.
(İstanbul/EVRENSEL)
İnan Kızılkaya
www.evrensel.net