EMEK GÜNLÜĞÜ

EMEK GÜNLÜĞÜ

  • Sabah yedide toplanmışlar cami avlusuna. Buradan çavuşları gelip, çalışacakları bölgelere gönderecek üçerli beşerli temizlik işçilerini. Akşama kadar o sokak senin, bu sokak benim; ellerde peynir, tenekelerden kesilerek yapılmış ...


    Sabah yedide toplanmışlar cami avlusuna. Buradan çavuşları gelip, çalışacakları bölgelere gönderecek üçerli beşerli temizlik işçilerini. Akşama kadar o sokak senin, bu sokak benim; ellerde peynir, tenekelerden kesilerek yapılmış kürekler ve çalı süpürgesi ile temizlik yapacaklar. Giydikleri önlüğün sırtında Kıraç Belediyesi yazıyor, önlüğün cebinde ise Alsan AŞ... Belediyenin değil, taşeronun işçisi sayılıyorlar. Genci var, yaşlısı var. Yaşlı olana “Nereden emekli oldun” diye soruyorum. Çünkü yaşı bunu düşündürüyor. Emekli olmadığını söylüyor. 56 yaşında ve sadece 1800 günlük primi ödenmiş. “Ne zaman emekli olacağımız belli değil, böyle giderse olamam” diyor.
    Araçlar için olan şantiye uzakta olduğu ve başka yerleri olmadığı için cami avlusunda toplanmışlar.
    Ücretleri ödenmediği için pazartesi günü iş bıraktılar. Yaptığımız görüşmeler ve işçilerin eylemleri sonucu bir miktar alacakları olmakla beraber, ücretleri ödendi. Yılbaşından bu yana ücretleri hep eksik ödenmiş. İşçiler, “Grev yapmadan ücretlerimizi alamayacağımızı anladık” dediler. Eylem nedeniyle ceza amaçlı o gün servis verilmemiş işçilere: “Zaten servis araçlarını kendi paramızla tuttuk, aylık 35 YTL ödeyerek servislere biniyoruz. Buna rağmen servis vermediler, kilometrelerce yolu yürümek zorunda kaldık.”
    İşçiler düşük ücretten şikayetçi: “İşçiyi düşünen yok, müdürlerin altında araçlar, bizler yaya; böyle adalet olmaz. Hep maaş bordrosunun yazılanı değil, onun altında ücret veriyorlar. Mesai yok, sadece kuru maaş. Evde başka çalışan olmasa nasıl geçineceğimiz belli değil. Yeni bir uygulama getirmeye çalışıyorlar, her ayın iki pazarı zorunlu olarak işe geleceğiz, fedakarlık yapacağız, karşılığında ücret almayacağız. Zaten aldığımız ortada, bir de pazar günü bedava çalışalım.”
    Belediyede taşeron olarak çalışan şirket, yaptırdığı hizmetler karşılığında hak edişlerini zamanında alıyor, işçiye gelince ödemiyor. Başka yerlere yatırım yapıyorlar işçinin parasıyla. Sözleşmeyi yapan belediye denetim yapmıyor, işçilerin durumlarını arayıp sormuyor. İşçinin geleceği tamamen taşeronun iki dudağı arasında. İstediği gibi çalıştırma ve davranma haklarını kendilerinde görüyorlar. Seçim öncesi belediyenin kadrolu işçilerini Hizmet-İş Sendikası’na kaydırmak için senaryolar hazırlanıyor, uygulamaya konulmaya çalışılıyor. Belediye başkanı ve yardımcısı, ‘Benim haberim yok’ diyorlar gelişmelerden. Bir belediye başkanının haberi olmadan danışmanı veya personel müdürü ne yapabilir? Buna kim inanır? O zaman belediye başkanı ne iş yapar, yetkileri nereye kadardır diye sormak gerekiyor. Belediye başkanın olduğu yerde, yardımcılarının olduğu yerde, işleri danışmanlar ve personel müdürleri yönetiyorsa vay halkın haline. Böyle bir durumda taşeron şirketler hak edişleri alıp inşaatlara yatırım yapar, yeni şirketler kurar, işçilerin nasıl yaşadığı, hangi koşullarda geçindiği çok önemli değildir. Nasıl olsa bu kadar işsizlik arasında ücret almış, almamış çok önemli değil; işe gelip gitmek zorunda. Elindeki asgari ücretli işi ve sigortasını kaybetmek istemiyor. İşte AKP’nin hükümet olarak 5 yılı ve Kıraç Belediyesi’ndeki 3 yılı birbirine paralel yürüyor.
    Bu dengesizliği artık adaletin terazisi tartamıyor, çünkü “Terazi bozuldu” diyor işçini birisi. Evet adaletin terazisi patronlardan yana tartmaya devam ediyor, bunu değiştirmek de yine işçilerin elinde. Tıpkı pazartesi yapılan eylem gibi. İşçilerin tabiriyle “Greve çıktık maaşları aldık.” Birleşerek, güçlenerek sorunları çözmek, işin esası bu, başkaca yolu yok.
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net