Sinema salonunda ilk kez…

Bu yıl “Okullar sinemada sinema okullarda” sloganı ile yoksul semtlerde ve köylerde okuyan çocuklara film gösterimleri yapacak Altın Koza Festival komitesi, ilk olarak Adana’nın yoksul semtlerinden biri olan Dağlıoğlu


Bu yıl “Okullar sinemada sinema okullarda” sloganı ile yoksul semtlerde ve köylerde okuyan çocuklara film gösterimleri yapacak Altın Koza Festival komitesi, ilk olarak Adana’nın yoksul semtlerinden biri olan Dağlıoğlu Mahallesi’nde oturan gençleri sinema salonlarına taşıdı. Hayatlarında ilk kez sinemaya gelen gençler, bugüne kadar televizyondan izlediği filmleri sinema salonunda izlemenin sıkıntılarını da çektiler.
Filmin başladığını haber veren gonk sesine aldırış etmeden sinema salonunun önünde duran üç gençle sohbet ettik. Gençler, filme girmeden Mehmet Koştumoğlu’nun sinema sanatçılarının portrelerini konu alan sergisini geziyor. Etraflarında kimsenin kalmadığını görünce içeri, salona doğru koşuyorlar.
Ahmet, kaporta tamircisi. Okuldan boş kalan zamanlarında çalışıyor. Boyacılık yapan Serdar ve Hasan gibi ilk kez bir filmi sinema salonunda izliyor. Beyaz perdeye Aydın Sayman ve Ümit Güven’in yönettiği, yaşamları ve kaderleri pamuk ipliğine bağlı sokak çocuklarının yaşamlarını aktaran “Sır Çocukları” isimli film yansıyor.
Yoksul Kürt emekçilerinin yoğun yaşadığı Dağlıoğlu Mahallesi’nde oturan bu gençler, büyük bir dikkatle filmi izliyorlar. Okuldan beraber geldiği arkadaşlarıyla, ara sıra tanıdıkları isimleri “Bak Memoli” diyerek birbirlerine gösteriyorlar. Filmin bitmesi ile gözlerini alan karanlıktan dışarı çıkıyor. Filmi eleştirmeye başlıyorlar. Serdar’ın eleştirisi, “Çok küfür ediyorlar ya, ayıp. Bu kadar küfür edilir mi?” şeklinde oluyor. Serdar’a cevap veren Ahmet şunları söylüyor: “Biz sanki az küfür ediyoruz. Adamlar gerçekleri çekmişler. Film benim hoşuma gitti. Güzel bir film.”
Bundan önce küçük ekrandan izledikleri filmleri sinema salonunda izlemeyi “değişik” olarak yorumlayan Hasan, hayatında ilk kez sinemaya geliyor. “Onu da gelmezdim de okuldan ‘Kim gelmek istiyor?’ dediler. Biz de dersler sıktı, kaçtık buraya. Ama iyi de oldu. Sinemaya da gittik deriz bundan sonra. Ama sinema eve göre rahatsız, ayağımı uzatamıyorum. Koltuk batıyor adama” diyor.
Hayatında ne sinemaya ne tiyatroya ne de bir başka bir etkinliğe gitmiş Ahmet. “Bu ilk ama galiba son da. Bir daha nerede zaman olacak da sinemaya gideceğiz? Ne işyerinden zaman olur ne de sinemaya gidecek para bulurum. Evde de film seyrederiz. VCD var, o yetiyor da artıyor. 2 milyona bir CD alır seyrederim” diye konuşuyor. Durumunu anlatırken çevresindeki birçok gencin aynı şekilde olduğunu da dile getiriyor. “Bizim mahalle belli. Kimse ne sinemaya gider ne bir şeye gider. Tek eğlencemiz kahvehanedir. Adam zaten akşama kadar ölüyor çalışacağım diye. O kazandığını da filme mi yatırsın? Babam çalışıyor, abim çalışıyor ama yetmiyor. Ben de hem okula gidiyorum hem de çalışıyorum” (Adana/EVRENSEL)
Erman Koçak
www.evrensel.net