korkulu rüya: başlık parası

Başlık parası yüzyıllar geçse de güncelliğini koruyor. Gençlerin evlenebilmesinin tek yolu 5 bin YTL’den başlayan başlık paralarını ödemeleri. Bunu veremeyecek olanların, ölümü göze alacak çetin bir mücadeleye girmeyi gerektiriyor.


Başlık parası... Yüzyıllardır süren bu gelenek, birbirini seven ama maddi durumu iyi olmayan gençlerin canını yakmaya devam ediyor. Bir geleneği yaşatmak için, gençlerin geleceğine karar veriliyor. Başlık parası halen evlenmek isteyen gençlerin önündeki en büyük engellerden.
Bu gelenek zor da olsa birbirine kavuşabilen Çınar çiftine zor günler yaşatmış. Evlenmek isteyen Yalçın Çınar ve eşi Emine Çınar, başlık parasını veremedikleri için 2.5 yıl süren yoğun bir savaş verdiler… 2 hafta kadar önce tüm Türkiye onları Mahmut Tuncer’in evlenemeyen çiftleri evlendirdiği programdan tanıdı. Yalçın ve Emine kendilerini bir programa katılacak kadar çaresiz bırakan bu durumu anlattılar.

Değeri 5 bin YTL
Yalçın, yazın Muş’a gidiyor dondurma işinde çalışıyordu. Diyarbakır’a geldiğinde Emine’yle tanıştı. Ve arkadaş oldular. Yalçın anne ve kardeşlerine bakmak zorundaydı. Yine Muş’a gittiği bir dönem sevdiği kız Emine’nin abisinin kulağına kadar giden birliktelikleri, Emine’nin kaçışıyla içinden çıkılmaz bir hal aldı. Emine’nin ailesi kaçan kızlarını almak için kapıya dayandı. 5 bin YTL başlık parası verirlerse Emine’nin Yançın’la evlenmesine izin vereceklerdi.
Yalçın, “5 bin YTL nerede. Babam yok. Geçinemiyoruz bile. Emine’yi çok seviyorum. Ama ne yapabilirdim ki! Kaçıyordu Emine, babası kapıya dayanıp zorla götürüyordu. Diyarbakır’da iş bulamadığim için Muş’ta çalışıyorum. İş olsa başka ne derdim olur ki! Ama yok. Babası da işsiz güçsüz adama kızını vermek istemiyor. Bir de başlık parası istiyor. Ben Emine’yi çok seviyorum. Ama paran yoksa mutluluk olmuyor. Bu 9 ayı burnumuzdan getirdiler. Hayatı zindan ettiler bize” diyor.

Saçlarımı kazıdılar, burnum, dişlerim…
Sözü Emine alıyor: “Ailem işsiz ve yoksul olduğu için vermiyordu beni Yalçın’a. Ben de kaçtım. Çünkü çok seviyorum. Dayak mı yemedim. Hakaret mi edilmedi. Burnum, dişlerim kırıldı. Saçlarımı kazıdılar. İlk kaçtığımda karakolda eğer başıma bir şey gelirse dayım sorumlu diye bir yazıya imza attı dayım. Başıma ne gelmedi ki. Yalçın parayı veremiyordu. Bana da evde eziyet ediyorlardı. Peşimi de bırakmıyor, iki günde bir gelip beni yeniden götürüyorlardı.”

Programa çıktılar
Başka çıkar yol görmeyince Mahmut Tuncer’in programına evlenmek için başvurmuşlar. Emine’nin babası programa telefonla katılmış ve kızını verdiğini ve bir daha görmek istemediğini söylemiş.
Bunun üzerine pogramdan ayrılmışlar. Şimdi Yalçın’ın anne ve kardeşleriyle yaşıyorlar. Yalçın ve Emine bugün televizyon programında verilen sözlerin tutulmasını bekliyor tek çıkar yol olarak. Bugün başlık parası için gurbete çalışmak için giden onlarca genç var. Sevdiklerine ulaşmalarının tek yolu 5 bin YTL’den başlayan başlık parasını vermeleri.

kumalık ve derin yoksulluk
Alipaşa Mahallesi’nin dar, serince sokaklarındayız. Yolların, Diyarbakır’a özgü bazalt taşlarıyla döşendiği sokakları arşınlarken, aralıklı kapıdan yoksul bir ev göze çarpıyor.
Biri beşikte biri kucakta iki çocukla uğraşıyor 26 yaşındaki Adalet Erol. 13’ünde evden kaçarak kendisinden 20 yaş büyük Mehmet’e ikinci eş olmuş. Şimdi 27’sinde ve 6 çocuk annesi. Tek odadaki buzdolabı, televizyon ve yerdeki birkaç kilim, minder ve beşik tüm evin eşyası. Bir de kiler var, kapı önünde kapısı olmayan banyo ve tuvalet.
Adalet ölümü göze alacak kadar çok sevdiği eşine ikinci eş olmayı kabul etmiş. Hiç okula gitmemiş. Doğumunu evde yaptığı çocukları, işsiz hasta eşi… Tüm bunları ‘kaderi’ olarak görüyor.
Çekinerek başladığı görüşmemiz boyunca Adalet’in gülen yüzüne silinip atılamayacak bir hüzün yerleşiyor. Belki de hep olan ve gizlenen kederini gizleyemiyor artık. Ve görüşmemiz yaktığı sigarayla yoğun duygusallığın ve ‘keşke’lerin yer aldığı cümlelerle sona eriyor.
1 ay kadar önce kızı Yağmur’u hala oğluna akraba olduğu için 1500 YTL başlık parasına verdiler. 14’ündeydi, yaşını 2 yıl büyütmek zorunda kaldılar. Yani ilk kaçtığı günlerde gebe kaldığı kızı Yağmur’un da ‘kaderi’ annesinden farklı olmadı.

Yakalarsa öldürecek
Sözü Adalet Erol’a bırakıyoruz: “Ben kaçtım. Abim yakalasa öldürecek beni. Neyseki büyükler araya girdi. İkinci eş olarak verdiler beni kocama. Abim de razı oldu. Ama ilk günler çok aradı bizi vurmak için. Başlık parası karşılığında eşimin ailesinden bir kızı abime eş olarak verdiler. Dava öyle kapandı. Ama o günden sonra babamın ailesi tarafından vebalı muamelesi gördüm. Yaşadığım yoksulluk, ölümden dönecek kadar hastalansam da kapımı çalmadılar. Sevdiğim adama kaçtığım için onların gözündeki değerim düşmüştü.”
Tüm genç kızların rüyalarını süsleyen gelinlik giymek, düğün yapılması, az ya da çok altın takılması gibi gelenekleri yaşayamamış Adalet.
3 yıl önce eşinin akrabalarıyla aralarında çıkan husumetten dolayı yediği kurşunla iş göremez duruma gelene kadar aç tok geçiniyorlarmış. Ve o gün bugündür derin bir yoksulluk yaşıyorlar.

Dilan, ablası ve annesi
Adalet’in babası 4, kayınpederi 3 eşli. Bu nedenle ikinci eş olmak problem olmak şöyle dursun ‘normal’ bir durum Adalet için. “Bizde kocanı, kumanı kıskanmak diye bir şey yok. Öyle yetiştirilmedik biz” diyor.
Bu konudaki tek sorunu iki evin daha çok yoksulluk getirmesi. 2 yaşındaki oğlu Muhammet havale geçirmiş ve şu anda Menenjit.
Sağlık karneleri olmadığı için hastaneye de gidemiyorlar. Kuma kızı 14’ündeki Gurbet, Muhammet’e çay suyunda ezdiği ekmekleri yediriyor. Şimdi o dönem gözlerini kör edecek kadar sevdiği kocasına kaçması, ardı sıra 6 çocuk getirmesi ve sırtında kaldıramayacağı kadar büyük bir yük olan yoksul evliliği için pişman.
Annenin beşikte ağlamasın diye arada salladığı 2 aylık Dilan’a takılıyor aklımız. Bir 15 yıl sonra Dilan’ın da ablası Yağmur, annesi Adalet gibi bir ‘kaderi’nin olmaması için nelerin değişmesi gerekiyor...

Derya Karaçoban
www.evrensel.net