Partiler ekonomi kurmayları ile emekçileri vuracak

Partiler ekonomi kurmayları ile emekçileri vuracak

AKP’den CHP’ye, MHP’den Demokrat Partiye tüm partilerin milletvekili aday listelerinde ekonomi ile ilgili kuruluşlardan “ağır toplar” yer alıyor. Listede yer alan bazı isimlerin partilerin ekonomi programlarında söz sahibi olacağı şimdiden açığa çıkmış durumda


AKP’den CHP’ye, MHP’den Demokrat Partiye tüm partilerin milletvekili aday listelerinde ekonomi ile ilgili kuruluşlardan “ağır toplar” yer alıyor. Listede yer alan bazı isimlerin partilerin ekonomi programlarında söz sahibi olacağı şimdiden açığa çıkmış durumda. Söz konusu açıklık, partilerin nasıl bir ekonomik program anlayışına sahip olduklarını da ele veriyor. Daha da önemlisi, partilerin ekonominin başına geçirmeyi düşündüğü kurmaylar, aynı zamanda, partilerin vaat ettikleri ekonomik planları hayata geçirme iradesi ve samimiyetini taşıyıp taşımadıklarının da göstergesi niteliğinde.
AKP’nin seçim döneminde, miting alanlarında, ekonomik söylemleri öne çıkarması ve “başarılı” saydığı ekonomik uygulamalarıyla övünmesi bekleniyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son ulusa sesleniş konuşmasıyla birlikte, siyasetten çok ekonomik vurguların öne çıkartılmasının startı verilmiş durumda.
Oysa ekonomi konusunda AKP’nin önüne çıkarılacak önemli sorunlar var. İşsizlik sorununun çok ciddi boyutlarda olması, dış borç yükünün inanılmaz artmış olması, söz konusu açığın yeni bir kriz sinyali veriyor olması... Ücretlerin düşük tutulmasının yoksulluğu yaygınlaştırması, enflasyonla mücadele programının faturasını ödeyen emekçiler için hâlâ hayat pahalılığının sürmesi vs... Muhalefetin AKP’ye eleştiri oklarını yöneltmesi için yeterince olumsuzluk mevcut.
Laikliğin ve cumhuriyetin tehlikeye düştüğünü gösteren bir “gerilim” strateji izleyen CHP, şu anda her ne kadar ikinci planda tutsa da, seçim döneminde ekonomik eleştiri oklarını AKP’ye yöneltecek. Fakat bu konularda, AKP’yi eleştirmek yetmez. Çözümün, alternatif politikaların ortaya konması gerekir! CHP’nin böyle bir alternatifi var mı?
Faik Öztrak her şeyi anlatıyor
CHP’nin en güçlü ekonomi kurmayı adaylarından biri Faik Öztrak. Türkiye’de ekonomi yönetiminde aktif görevlerde bulunmuş bir isim. Son 20 yılda yapılan ekonomi programlarının altında imzası bulanan biri. Beş yıllık planların, yıllık programların, istikrar programlarının hazırlanması ve uygulanmasında da önemli rol oynamış olan Öztrak, 1987’den itibaren IMF ve Dünya Bankası ile yapılan müzakerelerin tamamında yer aldı.
Öztrak’ı bu dönem açısından “önemli” kılan en etkin öğe son ekonomik krizler sonrasındaki görevi... Öztrak 2001 yılında yaşanan ekonomik krizden sonra ekonomi yönetimine gelen Kemal Derviş ekibi içinde yer almış bir isim. Derviş tarafından Hazine Müsteşarlığı görevine atanan Öztrak sadece bir müsteşar değil. O dönemde uygulanmaya başlanan Türkiye’nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı’nın hazırlanmasında, uygulanmasında etkin bir isim. 15 günde 15 yasanın çıkarıldığı, acı reçetelerin hazırlandığı dönemin baş aktörlerinden. Yani uygulandığı için, halkın, uygulayıcıları olan koalisyon partilerini sandığa gömdüğü programın mimarlarından. Bugün de AKP tarafından sürdürülen, IMF’ce desteklenen prog-ramın altyapısını oluşturanlardan.
Öztrak gibi bir ismi ekonomi kurmayları arasında düşünen CHP’nin de özünde AKP’den farklı bir ekonomik program uygulaması düşünülebilir mi? Nitekim CHP şimdiden, ekonomik programdan sapma olmayacağına dair TÜSİAD’a güvenceler vermeya başladı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın sözleri akıllardadır. Piyasacı kalarak ekonomiyi düzenlemek.
Ne demektir bu? Bu, 2008’e kadar geçerli olan ve iktidara gelecek olana hemen uygulatılacak bir acı reçeteli IMF ile yine uyum demektir.
AKP’nin yenisi!
Faturası emekçi halka kesilen ekonomideki temel unsurlarda değişikliğe gitmeyecek olan AKP, enflasyonla mücadele, maliye, para ve kur politikalarını aynen sürdürecek. Uluslararası arenada kredibilitesini yitirmesinin yolu olarak gördüğü için, parasal destek alınmasa dahi, IMF ile yola devam edecek.
AKP sürdürmekte ısrarlı olduğu ekonomik programını yeni ekonomi kurmaylarıyla tahkim edecek. Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan bu isimlerin başında geliyor. Çağlayan’ın, AKP’nin iktidar olması halinde, Sanayi ve Ticaret Bakanı olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Şu an söz konusu koltukta oturan Ali Coşkun’a AKP’nin listelerde yer vermemesi iddiayı güçlendiriyor.
Sanayi bakanlığının güçlü adayı Çağlayan, emekçi haklarının gaspı konusunda fikirleri açıktan bilinen bir isim. Örneğin, sefalet düzeyindeki asgari ücretin ülkenin bazı bölgelerinde, iyice düşürülmesinin en kararlı savunucusu. Çağlayan söz konusu fikrini, Başbakan Erdoğan’ı, 2005 Haziran’ında TBMM’deki ziyaretinde Başbakan’a iletmişti. Çağlayan, Türkiye’nin üç bölgeye ayrılarak, her birinde asgari ücretin farklı uygulanmasını önermişti.
Çağlayan’ın, “Türkiye’nin geri kalmış 19 ilinin 1. bölge kabul edilmesi ve burada bölgesel asgari ücretin iyice düşük uygulanması; Türkiye’de teşvik uygulaması yapılan illerin 2. bölge ilan edilmesi ve bu illerde mevcut asgari ücretin brüte dönüştürülmesi; Ankara, İstanbul ve İzmir gibi gelişmiş kentlerin ise 3. bölge olarak belirlenmesi, bu illerde şu anki asgari ücretin ödenmesi” şeklindeki önerileri Başbakan tarafından da uygulanabilir bulunmuştu. Hatta Başbakan, teklifin yakın bir yasama döneminde gündeme getirileceğini ifade etmişti.
Sermayenin çıkarları doğrultusunda Türkiye’nin belli bölgelerinde kendi Çin’ini yaratmasını savunan Çağlayan 2002’de de CHP’den aday olmak üzereyken vazgeçmişti. CHP’nin bu dönmede Zafer Çağlayan’a teklif götürdüğü iddiaları iki parti arasındaki ekonomik hedefler açısından farksızlığın göstergesi aslında...
Ekonomi programlarını serbest piyasa değerlerine göre oluşturan, mali disiplin ve düşük enflasyon, özelleştirmelere devam önceliği olan partilerin tali ayrımlar dışındaki aynılığı, programlara bakmadan listelerinde yer alan ekonomi kurmaylarına bakarak da anlaşılıyor. Geriye, kılavuzu serbest piyasacı olan partilerin emekçi seçmenlerine daha da batmak kalıyor.
Bülent Falakaoğlu
www.evrensel.net