YAŞADIKÇA

YAŞADIKÇA

  • Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, özelleştirmelerle ilgili olarak gönderdiği iletide çok önemli konulara değinmiş. 1985 yılından 2007 yılına kadar yapılan satışları bir rapor ve grafik olarak hazırlamışlar.


    Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, özelleştirmelerle ilgili olarak gönderdiği iletide çok önemli konulara değinmiş. 1985 yılından 2007 yılına kadar yapılan satışları bir rapor ve grafik olarak hazırlamışlar. Bir paragrafı ve grafiği sizlerle paylaşmak istiyorum:
    "Türkiye'de özelleştirme uygulamaları, yoğun olarak 1986 sonrasında başlamıştır. 1986'dan günümüze kadar hayata geçirilen özelleştirme işlemleri geliri toplamı 28.5 milyar dolardır. Bu toplamın 17 milyar doları 1986-2005 yılları arasında gerçekleştirilmiş, en önemli gelir sağlanan yıl, yaklaşık 8 milyar 200 milyon dolar ile 2005 yılı olmuştur. Fakat 2007 yılının hemen ilk çeyreğindeki özelleştirmelerin büyüklüğü, 2007 yılını bir rekor yapabilecek düzeye çıkarmaktadır. Özelleştirme işlemlerinin yıl bazında gösterildiği tablo aşağıda verilmiştir. Daha çarpıcı bir nokta ise 1986-2004 döneminde özelleştirme kapsamında olan kuruluşlara ilişkin ödemeler, özelleştirmeye ilişkin uygulamalar için yapılan ödemeler toplamının 13.8 milyar dolar dolaylarında olmasıdır. Diğer taraftan 1986 yılından bu yana 193 kuruluşta hisse senedi veya varlık satış/devir işlemi yapılmış ve bu kuruluşlardan 183'ünde hiç kamu payı kalmamıştır. Özelleştirme kapsamına alınan varlıklar ise çok farklılaşmaktadır. Daha sonra eski statüsüne döndürülmüş olanlar da dahil olmak üzere 1986 yılından bu yana 244 kuruluştaki kamu hisseleri, 22 yarım kalmış tesis, 393 taşınmaz, 6 otoyol, 2 boğaz köprüsü, 103 tesis, 6 liman, şans oyunları lisans hakkı ile Araç Muayene İstasyonları özelleştirme kapsamına alınmıştır. Özelleştirmelerden sağlanan gelirlerin dış borç ödemesine kaydırılması söz konusu edilirken, son dönemdeki dış borç stoklarına bakıldığında ise 2002 yılında 129.7 milyar dolar olan toplam dış borç stokunun 2006 yılı sonu itibariyle 206.4 milyar dolara yükseldiği görülmektedir."
    Bu satışları ve borçları sırf uluslararası sermayeye ülkemizden kaynak aktarmak olarak görmemek gerekir. Elbette ki bu borçlanma ve özelleştirmeler, ülke kaynaklarının yabancılara aktarılmasını hızlandırmakta, halkımızın geleceğini ipotek altına almaktadır. Ama asıl bundan daha önemli olan sorun, satılan bu varlıkların stratejik önemidir. Bunun önemini anlamanın en basit yolu; özelleştirme kapsamına alınan ve satılan bu tür kurumlar için emperyalist ülkeler nasıl bir tavır almaktadırlar, ona bakmak gerekiyor.
    Örneğin emperyalist ülkeler:
    Enerji üretim ve dağıtım tesislerini başka ülkelere satıyor mu?
    Haberleşme sistemlerini başka ülkelere satıyorlar mı?
    Limanlarını başka ülkelere satıyorlar mı?
    Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ama göreceksiniz ki emperyalist ülkeler, bizim gibi ülkelere neyi öneriyorlarsa kendileri tam tersini yapıyorlar.
    Konuyu daha iyi kavrayabilmek için Prof. Dr. İzzetin Önder'in Evrensel'deki köşe yazılarını dikkatle ve geçmişe dönük olarak internetten bir kez daha okumak gerekiyor. Çünkü yapılan uygulamalar, en sonunda küresel emperyalist sermayenin dünyayı yeniden şekillendirme projesine zemin hazırlamanın bir parçasıdır.
    Enver Şat
    www.evrensel.net