EMEK DÜNYASI

  • Genelkurmay’ın internet sitesinden yaptığı son çağrı; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin beklentisi, bu tür olaylara karşı yüce Türk milletinin, kitlesel karşı koyma refleksini göstermesidir” biçimindedir.


    Genelkurmay’ın internet sitesinden yaptığı son çağrı; “Türk Silahlı Kuvvetleri’nin beklentisi, bu tür olaylara karşı yüce Türk milletinin, kitlesel karşı koyma refleksini göstermesidir” biçimindedir. Beklendiği gibi bu çağrıya, zaten her vesileyle darbe çağrısı yapanlar; “Refleks biziz” diye kendilerini ortaya atarak yanıt verdiler. Ama bunların bin kişiyi bile bulmayan “refleks” mitingleri beğenilmediği için ikinci bir açıklamayla; “kitlesel karşı koyma refleksi”yle bu siyasi çevrelerin mitinglerinin kastedilmediği açıklandı. Bunun üzerine devreye, ADD ve önceki “cumhuriyet mitingleri”nin düzenleyicileri, kendilerinin göreve çağırıldığını anlayarak hazırlıklara başladıklarını ilan ettiler.
    Öte yandan asker cenaze törenleri giderek daha bir mitinge dönüştürülmekte; gazeteler ve TV kanalları, asker ailelerinin ve yakınlarının acılarını, halkın tepkilerini tam bir istismar aracına dönüştürerek öfkeyi ve gerilimi artırmakta sınır tanımamaktadırlar. Gazetelerin çok bilmiş yazarları; “durumdan vazife çıkararak” İspanya’da “ETA terörüne karşı” eylemleri dayanak göstererek, “refleks mitingleri çağrısını” alkışlamaktadırlar.
    Ama ne Türkiye İspanya’dır, ne de koşullar benzemektedir. Tersine, İspanya halkının lanetlediği, ETA’nın halkı hedef alan bombalı eylemleridir ve halk, tepkisiyle bu eylemleri yapanları baskılamak istemektedir. Bizde ise çatışmalar dağlarda olmaktadır ve asıl eylemlerin sorumlusu olarak protesto edilenler de ya dağdadır ya da “sınırların ötesinde”dir. Yani, şehirlerde yapılacak kitlesel mitinglerle baskı altına alınması gereken asıl unsurlar kentlerde değildir. Bu yüzden de bizdeki mitinglerin, çatışmaların durması için etkili olması beklenemez.
    Bu çağrıyı yapanlar bu farkı bilmez mi? Elbette bilirler. Ama zaten amaç; çatışmaların durdurulması, asker ve sivillerin ölmemesine değil içeriye ve “siyaset alanının yeniden düzenlenmesine” yöneliktir. Yok eğer, çatışmaların durdurulması amaç olsaydı; birkaç ay önce zaten çatışmalar yoktu, en azından çok nadirdi. Eğer istenen barış ve çatışmaların durması olsaydı, küçük bir iki girişimle çatışmaların olmadığı, sorunun barışçıl ve demokratik çözümü için adımların atılacağı bir dönem açılabilirdi. Ne var ki bugün “kitlesel refleks çağrısı” yapanlar, bunu istemedikleri için her gün yeni çatışma haberleri geliyor ve her gün “Ordu Kuzey Irak’a girdi mi, girecek mi” diye asker anaları, yürekleri ağızlarında bekliyor. Onun için bu ülkenin barış, demokrasi ve halkların kardeş olduğu bir ülke olmasını isteyenler, olup bitenden büyük bir kaygı duyuyorlar.
    Zaten Genelkurmay’ın internet sitesine koyduğu son çağrının üçüncü maddesinde; “Her fırsatta, yurtiçinde ve yurtdışında barış, özgürlük ve demokrasi gibi insanlığın yüksek değerlerini, terör örgütüne paravan olarak kullanan kişi ve kuruluşların, bu olayların gerçek yüzlerini görme zamanı artık gelmiştir” denilerek miting çağrılarının hedefi ve mitinglerin yaratacağı baskıyla kimlerin sindirilmek istendiği de belirleniyor. Kentlerdeki barış, özgürlük ve demokrasi isteyenler!
    Ve bu çevreler, bu değerleri “terör örgütüne paravan olarak kullanan kişi ve kuruluşlar” olarak nitelemekte; barışı, demokrasiyi savunmayı, özgürlükleri savunmayı bir paravan olarak gören çağrı; bu talepleri öne sürenleri “terörün destekçisi” olarak göstermektedir.
    Bu tespitler miting çağrısıyla birleştirildiğinde, mitingler de olsa olsa bu çevrelere karşı, onları bu taleplerinden caydırmak için bir araç olabilir. Hele bir de seçime altı hafta kalmışken bu mitinglerin tek ve gerçek amacı, seçimin sonuçlarını çağrıyı yapanların amaçlarına hizmet edecek biçimde değiştirmek olabilir.
    Nasıl ki cumhuriyet mitingleri; “bayrak gösterileri”nin, linçlerin, karanlık güç odaklarının provokasyon ve suikastlarının devamı olarak ortay çıkıp biçimlenmişse, bugün hazırlandığı söylenen mitingler de “cumhuriyet mitingleri”yle aynı; siyaset alanının yeniden biçimlendirilmesi operasyonunun bir devamı olacaktır. Miting hazırlıkları yapanların bile aynı kişi ve örgütler olması da bir rastlantı değildir.
    “Terör”, “asker cenazeleri” ya da “canlı bombalar”a tepki, işin bahanesidir. Amaç, ortamın yeterince toza dumana boğularak bu toz duman içinde bağımsız adayların seçilmesinin engellenmesi ve Meclis’e CHP-DP-MHP koalisyonunu taşıyacak baskıyı oluşturmaktır.
    “Amaç akılcı mıdır” denirse; bu soruya “evet” demek çok güçtür. Çünkü; her baskı her zaman aynı sonucu vermeyeceği gibi, her araç da her zaman hazırlayanların amacına hizmet etmez. “Toplum mühendisleri”nin sık sık başına geldiği gibi, uzun uzun düşünülüp, ölçülüp biçilmiş silahlar bile dönüp kendilerini vurabilir. Türkiye’nin içinden geçtiği süreç de bu tür sürprizler için çok elverişlidir.
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net