EVRENSEL’den

EVRENSEL’den

  • Geçtiğimiz hafta Genelkurmay, bir önceki bildirisine benzer şekilde gece yarısı kendi internet sitesinden bir duyuru daha yaptı.


    Geçtiğimiz hafta Genelkurmay, bir önceki bildirisine benzer şekilde gece yarısı kendi internet sitesinden bir duyuru daha yaptı. Gazetemizin ‘Seçime ayar’ manşetiyle gördüğü duyurunun hiç şüphesiz en önemli yönü, halkı Genelkurmay’ın sınırlarını çizdiği gösteriler yapmaya çağırmasıydı. Genelkurmay, sınır ötesi operasyonların daha kapsamlı bir şekilde konuşulduğu, ancak gereken yerden beklenen yeşil ışığın yakılmamış olmasının da verdiği öfkeyle, önümüzdeki dönem halklar arasında bir çatışmaya da yol açabilecek bir şekilde bu çağrıyı yaptı.
    Bu ve benzer çağrıların, 22 Temmuz seçimleriyle ve seçimler sonrası ortaya çıkabilecek Meclis bileşimiyle doğrudan bağlantısı var. Gerek yapılan birçok girişime rağmen AKP’nin ciddi bir oy kaybına uğramayacağının ortaya çıkması, gerekse de ‘Bin Umut’ bağımsız adaylarının da Meclis’e girebilecek bir durumda olması; bunları engelleyecek girişimlerin hız kazanmasına yol açıyor.
    Genelkurmay’ın bu açıklaması, Cumhuriyet’in 80 yılı aşkın bir zamandır çözemediği iki temel sorunun; Kürt sorunu ve laiklik sorununun bu dönemde de çözülmek istenmediğinin, tersine bir ‘iktidar kavgasının’ unsurları olarak kullanılacağının bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Görünen o ki bu iki temel sorun üzerinden yaratılmak istenen gerilim, seçime kadar tırmandırılmaya devam edilecek.
    B u gelişmelerin ortaya çıkardığı bir diğer sonuç da Genelkurmay’ın, artık söylem düzeyinde bile kendisini siyaset dışı bir alanda tanımlamaktan vazgeçmesidir. Bunun burjuva anlamda bile demokrasinin temel kavram ve olgularıyla taban tabana zıt olduğu söylenebilir.
    Aynı dönemde, polise geniş yetkiler tanıyan bir yasanın Meclis tarafından kabul edilmesiyle birlikte düşünüldüğünde, birkaç yıldır gündem haline gelen demokratikleşme tartışmalarının da sermaye sınıfının dönemsel ihtiyaçlarını karşılamak amacı taşıdığı; gerçekte, egemen sınıflar ve onların politikacılarının halkın demokratik Türkiye talebinin gerçekleşmesine yönelik gerçek bir adım atmaya niyetli olmadığını gösteriyor.
    Yine seçim döneminin başladığı bir zamanda üç bölgenin olağanüstü hali çağrıştırır bir biçimde ‘güvenli bölge’ olarak ilan edilmesi de önümüzdeki dönem karşılaşılabilecek sorunların; özellikle bağımsız adayların seçim çalışmalarının ne kadar özgür bir ortamda gerçekleşebileceğinin habercisi sayılmalı.
    Demokrasi güçleri ise bütün bu olup bitene bakarak, demokrasinin ve kardeşliğin Türkiye’si için seçim döneminde de çalışmalarını sürdürecek. Biz de gazete olarak bu çalışmaları yansıtmaya devam edeceğiz.
    iyi haftalar...
    www.evrensel.net