Seyirciyle üretmek için tiyatro

Seyirciyle üretmek için tiyatro

Sarıyer’de Boğaziçi Amatör Tiyatrolar Şenliği’nin 24’üncüsü de bitti. Biz de düzenleyici kurum olan Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Kolu’nun son sanat yönetmeni Abdullah Alparslan ve 12 yaşında bu kurumda tiyatroyla tanışıp önce...


Sarıyer’de Boğaziçi Amatör Tiyatrolar Şenliği’nin 24’üncüsü de bitti. Biz de düzenleyici kurum olan Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Kolu’nun son sanat yönetmeni Abdullah Alparslan ve 12 yaşında bu kurumda tiyatroyla tanışıp önce çocuk sonra gençlik ve şimdi A kadrosunda yer alan Evren Erler ile kendi çalışmalarının tarihi, anlayışları ve şenlik üzerine söyleşi yapmak üzere sözleştik.
Evren, işten çıkış saati dolayısıyla söyleşinin sonuna yetişti. Heyecanını da birlikte yetiştirdi bize. Cıvıl cıvıl, Alparslan’ın anlattığı tarihçeyi, tiyatro yapıştaki ilkesel duruşlarını, kuruculara olan bağlılıklarını yineledi. Ve Evren’in katkılarıyla tamamladık söyleşimizi.

Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Kulübü olarak organize ettiğiniz Boğaziçi Amatör Tiyatrolar Şenliği’nin geçtiğimiz günlerde 24’üncüsü de yapıldı. Kulübünüzün ve şenliğin tarihçesini bize özetleyerek anlatır mısınız?
Abdullah Alparslan: Kulübümüz, 12 Eylül darbesinin bütün demokratik kurumların kapısına kilit vurduğu bir çölleştirme sürecinde, 1980 yılında bir grup gencin bir araya gelip çalışmaları başlatmasıyla oluşmaya başlıyor. Bir bölge tiyatrosudur.

Halk Eğitim Merkezi’nin atıl duran güreş salonunu bizzat tiyatro kolu (o zaman ‘Kol faaliyeti’ olarak örgütleniyor) çalışanları kendi emekleriyle tiyatro salonuna dönüştürüyorlar. Sonra Vecihi Ofluoğlu’ndan -ki, önemli mim sanatçılarından birisidir- eğitim desteği istiyorlar. Onun eğitmenliğinde öğreniyorlar tiyatroyu gerçekte.
Amatör tiyatro, alternatif tiyatro bilinciyle bir gelenek yaratılıyor ve o günden bugüne, kendi bünyesinde yetişenlerin eğitmenliği altında faaliyetini kesintisiz sürdürüyor. Kuşaktan kuşağa devredilen bir değerler bütünü, bir gelenek sürdürülüyor.
Her yıl yeni kursiyerlerin katılımı oluyor. Bunların içinden, “Çocuklarla Çocuklara Tiyatro” anlayışıyla 9-16 yaş arasındakilerden “Çocuk Tiyatrosu Kadrosu”; gençlerden “Gençlik” ve diğeri de “A kadro” olmak üzere üç kategoride ekiplerimiz var.
Uygulanan eğitim programında, Türkiye ve dünya tiyatro tarihinden, tiyatro kuramlarına; temel oyunculuk eğitiminden, uygulamalı dramaturji çalışmalarına kadar, tiyatronun bütün kapsayıcı uygulamalarına yer verilmektedir. Tiyatromuzun bir diğer özelliği de Türkiye’deki en uzun ömürlü amatör tiyatro olmasıdır.
‘Tiyatroyu halkın ayağına getiriyoruz’
Siz bölgesel bir tiyatrosunuz. Tiyatro faaliyetinizin Sarıyer’e ne gibi katkıları olduğundan söz eder misiniz?
Sarıyer, merkeze çok uzak bir yer, banliyö diyebiliriz. Tiyatro izlemek ya da sinema, resim, heykel sergileri vb. kültürel etkinlik için buradan şehrin merkezi yerlerine gidip gelmek, nereden baksanız halk için önemli bir maddi külfet ve zaman kullanımı demektir. Biz birinci olarak; tiyatroyu halkın ayağına getiriyoruz. İkincisi, bu faaliyeti ciddi amatör anlayışla yapmak isteyenlere de olanak sağlamış oluyoruz. Üçüncüsü, Sarıyer halkının sosyo-kültürel birikimini artırmaya katkıda bulunuyor. Dördüncüsü, şenlikler, gerek halkın aydınlatılması gerek tiyatroya ilgiyi artırması gerekse de oyuncularla halkın etkileşim kanallarını açması açısından önemli bir rol oynuyor. Bunu da bir katkı saymalıyız.
Kurucu arkadaşların ismini hatırlıyor musunuz?
Unutulur mu?.. Rüstem Ayral başta olmak üzere, Sabahattin Mutluer ve Mustafa Gürhan Başaran. Rüstem Ayral, Vecihi Ofluoğlu’nu çağırmadan önceki dönemde, aynı zamanda tiyatromuzun genel sanat yönetmenliğini yürütüyor.
Şenlikler ne zaman gündeme geliyor?
Şenlik, 1982 yılında gündeme geliyor. Nedeni şu; darbenin dağıttığı yapılar yeniden bir araya geliyor, yerellerde birçok tiyatro kuruluyor. Fakat çoğunun etkinliklerini sahneleyecek salonları yok. Bunlara bu olanağı sağlıyor. Ayrıca, birbirini izleyerek ve dolaysız ilişkilerle deneyim paylaşımı gerçekleştiriyorlar. İkincisi, böyle topluca ve bir süreyi kapsayacak, üstelik de ücretsiz tiyatro gösterimlerinin halkta yaratacağı olumlu etki önemsenerek gündeme getiriliyor. Yani bunun sanatsal-kültürel ve politik bir içeriği var. Amatör tiyatroların yaşaması ve gelişimine, Sarıyer’in sosyo-kültürel gelişimine katkıda bulunuyor. Bunlar zaten bizim tiyatromuzun da amaçlarını dile getiren maddeler.

Şenlikler de kesintisiz sürüyor mu o günden bugüne?
Bir dönem, birkaç yıl, Amatör Tiyatrolar Çevresi adı altında bir birlik oluşturduk ve şenliği bu çatı altında yaptık. Biraz da bizim şenlikler sürecinde gelişti; amatör tiyatroların sorunlarını ve çözümünü gündemine alan bir ortak oluşumdu. Fakat bakış açılarımızda bazı anlaşmazlık noktaları çıktı, ‘merkezden çevreye tiyatro’ anlayışına karşı ‘çevreden merkeze’ anlayışını savunuyoruz. Bir aşamasından sonra biz yeniden eski tarzımıza döndük ve kesintisiz sürdürüyoruz. O arkadaşlar da etkinliklerini İstanbul Amatör Alternatif Tiyatrolar Platformu adı altında sürdürüyor.
Önümüzdeki sene biz, 25. şenliğimizi yapacağız. Çeyrek asırlık bir şenlik oldu bizimki. Bu çok önemli.
Şenliğimizin birkaç özelliğinden söz edebiliriz: Amatör tiyatroları buluşturuyor, etkileşim ve paylaşıma sokuyor. Halka o süre içinde onlarca oyun sunuyor ve oyun sonlarında izleyiciyle oyuncuların söyleşisi gerçekleştiriliyor. Birçok festival yapılıyor ülkede ve hemen hepsi “sunan ile izleyen” çerçevesini aşamıyor. Tek yönlü bir ‘verme’ çabası. Oysa biz, eğer bu bir alışveriş ise, bunu karşılıklı kılacak ortamı yaratıyoruz. Bu da çok önemli. Halk ve oyuncu-yönetmen birbirinden öğreniyor. Bildiğim kadarıyla böylesi bir tarz ODTܒde de var. Eleştiri sadece eleştirmenlerin tekelinde bir olay değildir ki günümüzde bu kurum ‘al gülüm ver gülüm’ tarzına dönüşmüş, bazı angajmanların yön verdiği ilişkiler ağına düşmüştür. Dördüncüsü, şenliğimiz, yarışmayı değil paylaşımı ve güçbirliğini amaçlıyor. Yarışma yok, ödül yok, bunların uzantısı olarak yaşanan başka kirli ilişkiler yok.
Konuk gelen ekiplerin hiçbiri ne para ister ne de para verir. Herkes olanaklarını paylaşarak, oyunlarını bu sahneden halkla buluşturur. Bu süreçte, kalacak yer vb. sorunlar da aynı şekilde çözülür ve oyuncularla halk, bu paylaşımın da güzelliğini yaşar. Çok yönlü ve herkesin birbirini eğittiği bir süreçtir bu.

Şenliğinize katılan ekipleri sayabilir misiniz?
Bu çok zor. 25 yılda 150 civarında farklı tiyatro grubunu konuk etmişizdir.

Politik açıdan ifadelendirecek olursak, tiyatronuzu nasıl ifade edebiliriz?
İlerici, aydın, toplumcu, gericiliğe karşı evrensel insani değerleri değeri bilen ve yaşatmaya çalışan bir tiyatro olduğumuzu söyleyebilirim.

Evren hoş geldin. Sen kısaca tiyatro sürecini özetler misin?
Evren Erler: Ben 12 yaşında başladım. Çocukluk çağımda çocuk, kanımın deli aktığı dönemde gençlik kadrosunda yer aldım. Herkeste olduğu gibi artık dünyayla ilgili sorunlarımın olduğu dönemde de A grubu kadrosunda yer aldım. A grubuna geçiş sürecine gelenler, artık kişisel sorunlarını toplumsal sorunların bir parçası görme anlayışını da yakalamış insanlar oluyorlar.
Tiyatromuzun ilkeleri ve gelenekselleşmiş bir tarzı vardır. Ben de bunun içinde yetiştim ve bunun sürdürülmesini önemli görüyorum. Bölgenin insanlarından biriyim. Tiyatromuzun bölgemize katkısının somut örneklerinden birisiyim. Ben ‘Sarıyer’ dediğimde tarif ettiğim şey aslında tiyatrodur, bende bu kadar iç içe geçmiştir. Şimdi Pendik’e taşındım, fakat benim sadece bir ayağım Pendik’te.

Yılda ortalama olarak kaç kursiyere eğitim veriyorsunuz?
Evren Erler: Ortalama olarak sezon başında 25-30 katılımcı olur, ancak çalışmalar ilerledikçe kendiliğinden çekilmeler olur. Kimi kendi yeteneğini sınar ve kendini orada göremez, kiminin çalışma-yaşam koşulları onu zorlar vb. Kavrayamayana ‘gençliğini heba’ gözükür. Ben yıllardır ‘heba’ ediyorum ve çok da mutluyum.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Evren Erler: Gerek tiyatromuzun gerekse de şenliğimizin Türkiye’de bir alternatif oluşturduğunu düşünüyoruz. Amatör tiyatro, bizim için alternatif tiyatro demektir. Biz, seyirciyle tüketmek değil, seyirciyle üretmek için tiyatro yapıyoruz. Karşımızda devasa bir piyasa var, reklamıyla, sermayesi, sponsorları, uluslararası festivalleriyle bu devasa piyasaya karşı gerçek tiyatro yapıyoruz.
Abdullah Alparslan: Tiyatromuz ve şenliğimiz, sayılan katkılarının yanında bugün profesyonel oyunculuk yapan birçok kişinin de ilk çıktığı sahnelerden olmasıdır. Birçok farklı alanda karşılaştığımız arkadaşlar, Sarıyer adını duyduğunda, ‘Aaa, ben o şenliklerde oynamıştım’ diye hatırlatıyorlar. İlginçtir, hepsinin anısında da iyi bir yer tutuyor. Bu da şenliğimizin paylaşımcı içeriği ve biçimiyle ilgilidir diye düşünüyorum. Şenliğin katılımcıları olarak, burada hiçbir çıkar gözetmiyor, sadece emeğimizi paylaşıyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)
Memik Horuz
www.evrensel.net