Bölge halkları birlikte hareket etmeli

Evrensel Kültür Merkezi’nce İstanbul’da düzenlenen “Ortadoğu’da Emperyalist Saldırılara Karşı Halkların Mücadelesi Konferansı” önceki günkü oturumların ardından sonuç bildirgesiyle sona erdi.


Evrensel Kültür Merkezi’nce İstanbul’da düzenlenen “Ortadoğu’da Emperyalist Saldırılara Karşı Halkların Mücadelesi Konferansı” önceki günkü oturumların ardından sonuç bildirgesiyle sona erdi.
Konferansın ikinci gününde de, bölge halklarının emperyalizme karşı ortak mücadele etmesinin zorunluluğuna vurgu yapıldı.
Ortak mücadele vurgusu
Tunus Özgür Yazarlar Birliği Başkanı Jelloul Azzouna, ABD’nin Irak’tan çıkmaya niyetinin olmadığını ifade ederek, Tunuslu gazeteciler olarak diğer gazetecilerle birlikte işgale karşı çıkmaya devam edecekleri sözünü verdi. Azzouna, işgalden kurtulmanın yolunun ortak hareket etmekten geçtiğini de ifade etti.
Suriyeli Komünistler Örgütü’nden Mansour Attassi ise, Ortadoğu’daki petrol için ABD’nin Genişletilmiş Ortadoğu Projesi gibi projeler geliştirdiğini ve bunu hayata geçirmek için de, işgallere kalkıştığını söyledi. Bölgede yaşanan çatışmaların, ayrılıkların ve terörün sona ermesi için ABD ve İsrail’in bölgeden çekilmesi gerektiğini kaydeden Attassi de, ortak mücadeleye vurgu yaptı.
Ortadoğu’da yaşanan işgallerin, bölgenin stratejik, askeri ve ticari bakımdan ne kadar önemli olduğunu ortaya koyduğunu dile getiren Fas Demokratik Yol Partisi’nden Abdallah Elharif de, “ABD’nin demokrasi anlayışı, kendi kriterinin kendi çıkarlarıyla uyuşup uyuşmama konusudur” dedi. ABD emperyalizminin halkların en büyük düşmanı olduğunu kaydeden Elharif, El Kaide gibi halka yönelmiş güçlerin de aslında ABD’ye hizmet ettiğini vurguladı. Emperyalizm karşısında geniş bir cephenin oluşturulmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını ifade eden Elharif, oluşacak bir direniş cephesinin karşısında ne ABD’nin ne müttefiklerinin ne de kukla hükümetlerin duramayacağını aktardı.
‘ABD tekellere hizmet ediyor’
Suriyeli bağımsız Marksist Sallameh Keileh, ABD’nin dünyanın her yerinde ekonomik hükümdarlık kurmak ve tekellerinin hizmetine koşmak için savaş sürecine girdiğini ifade etti. Keileh, bütün insanlığı tehdit edenin “askerileştirilmiş küreselleşme” olduğunu da söyledi.
Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Ahmed Dawoud El Mrgy ise, Filistin davasının sadece Arap halklarının değil, dünyadaki bütün özgürlükçü halkların sorunu olduğunu söyledi. Filistin’in emperyalizmin stratejik amaçlarının uygulandığı bir ortama dönüştürülmek istendiğine vurgu yapan El Mrg, iç savaşlarla bütün bölgenin hedef alındığını da söyledi.
Kolombiya Komünist Partisi Javier Perez ise, emperyalizmin halkların özgürlüklerine kavuşmasını istemediğini belirtti. G. Amerika ve Ortadoğu’daki durumun birbirine çok benzediğine dikkat çeken Perez, emperyalizmin siyasi hedeflerinden birinin de, ABD’nin Doğu Bloku yıkıldıktan sonra bu blokun yeniden oluşmasını engellemek olduğunu vurguladı.
Halkların düşmanı emparyalistler ve işbirlikçileri
İki gün süren konferansın kapanış konuşmasını ise Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nedim Köroğlu yaptı.
Köroğlu, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de halkın düşmanının başta ABD olmak üzere emperyalist ve işbirlikçileri olduğunu söyledi. ABD ve diğer emperyalist güçlerin Soğuk Savaş döneminde SSCB’ye karşı bölgede faşist ve gerici rejim kurduklarını ve bu rejimi koruduklarını ifade eden Köroğlu, SSCB’nin dağılmasından sonra bölgedeki petrol ve doğal kaynaklara el konulduğunu hatırlattı. ABD emperyalistlerinin bölgede Rusya ve Çin’in yolunu kesmek için yeni hamleler başlattığını vurgulayan Köroğlu, ABD emperyalistlerinin bu hamleleri önce Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), daha sonra ise Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi adı altında ilan ettiklerini de belirtti.
Ortadoğu’da 4 ülkeye yayılmış 30 milyon Kürdün, bölgenin demokratikleşmesinde önemli rol oynayacak halklardan biri olduğunu vurgulayan Köroğlu, “Özellikle de Türkiye’de son aylarda sınır ötesi operasyonlarla da gündeme getirilen Kürt sorununun çözülmemiş olması; tüm bölge için son derece önemlidir” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
‘Direnişin sorunlarını aşmalıyız’

Ortadoğu’da Emperyalist Saldırılara Karşı Halkların Mücadelesi Konferansı’nın ikinci gününde Doğu Konferansı sözcülerinden Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu da, bölgedeki işgal nedeniyle her gün insanın yaşamını yitirdiğini ifade ederken, yaşanan işgalin sadece askeri ve ekonomik olmadığını, müzelerin, sarayların ve kültürel mirasın yağmalanmasının da bunun en önemli göstergesi olduğunu söyledi.
Üç yıldır Doğu Konferansı çalışmaları kapsamında bölgeyi gezdiğini belirten Bekaroğlu, en önemli sorunlardan birinin neredeyse bütün ülkelerin çeşitli adlar altındaki diktatörler tarafından yönetilmesi ve bu diktatörlerinden emperyalistlerle işbirliği yapması olduğunu belirtti. Emperyalistlerin bölgeye demokrasi getireceklerini söylediklerini ifade eden Bekaroğlu, bu demokrasinin ne olduğunun ve nasıl getirileceğinin bölge aydınları tarafından iyi tartışılması gerektiğini vurguladı.
Bekaroğlu ayrıca, milliyetçilik ve terör yaftasının da direnişi zayıflattığını neye “terör” denileceğinin iyi saptanması gerektiğini aktardı. Direniş açısından dinin de önemli bir faktör olduğuna dikkat çeken Bekaroğlu, AKP’nin iktidarı nedeniyle Türkiye’de işgal karşıtı mücadelenin sokaklara yansımaması gibi olumsuz etkilerinin bulunduğu gibi, doğru ele alındığında olanaklar da yaratılabileceğini sözlerine ekledi. (İstanbul/EVRENSEL)
Ortadoğu’daki Emperyalist Saldırılara Karşı Halkların Direnişi Konferansı Sonuç Bildirgesi:
Türkiye’deki Emek Partisi ile Tunus İşçileri Komünist Partisi’nin çağrısıyla bölgenin en ileri partileri, 9 ve 10 Haziran’da İstanbul’da ilk defa bir araya gelerek, “Ortadoğu’daki Emperyalist Saldırılara Karşı Halkların Direnişi” adlı bu konferansı düzenlemiştir. Bu sempozyuma çeşitli partiler ve kuruluşlardan kişiler, akademisyenler ve fikir insanları katıldı. Türkiye’den, Suriye’den, Filistin’den, Irak’tan, Fransa’dan, Kolombiya’dan, Tunus’tan katılımcılar, bölgemizdeki durumu inceleyerek bu sonuç bildirgesini hazırladılar.
***
Ortadoğu ve Kuzey Afrika emperyalistlerin ve siyonistlerin askeri, siyasi ve kültürel saldırısı altındadır. Özellikle 11 Eylül 2001’deki olaylardan sonra bu saldırılar daha da artmıştır. Bu saldırıların hedefi bölgedeki yeraltı kaynaklarına, petrol yataklarına hakim olmak ve stratejik noktaları ele geçirmektir.
Emperyalistler, bölgede siyonistler aracılığıyla kendi hedeflerine ulaşma arzusu taşıyor. Emperyalistler ve onların müttefikleri, bu hedeflerine ulaşmak için bütün araçları kullanıyor. Askeri düşmanlığa girişiyor, dolaysız işgale başvuruyor, siyasi ve diplomatik baskı kuruyor, ekonomik ambargolarla halkları açlığa ve sefalete mahkum ediyor. Halkları, en insani ve basit haklardan bile mahrum ediyorlar.
Mezhep çatışmaları, milliyetçilik ve dini duyguları istismar etmek gibi yollarla halkları bölerek, Sünnilerle, Şiileri, Kürtlerle Arapları birbirine düşürmekten de geri kalmıyorlar. Onların hedefi stratejik hedefleri doğrultusunda bölgeyi yeniden yapılandırmak ve şekillendirmektir. Uluslararası arenada emperyalizme karşı yürütülen mücadeleleri ve direnişleri ise “terörizm” adı altında karalamak istiyorlar. İslamı ve Müslümanları; ya yeni ideolojik yapılanmalarla baskı altına alıyor ya da doğrudan “düşman” olarak adlandırarak hedeflerine ulaşmak istiyorlar.
Şu anda bölge tamamıyla ABD’nin askeri gözetimi altına alınmıştır. Kendilerinin sömürgeleri durumunda olan ülkelerin hepsini zaten kontrol altında tutuyorlar. Diğer bir kısmında ise topraklarının bir bölümünü onların kontrolünden çıkarıyor, askeri üsler kuruyorlar. Kendilerine bölgede yer açıyorlar. Bunun için bütün ekonomik ve politik ölçüleri de dengeleri de bozuyorlar. Bölgedeki bu hedeflere ulaşmak ve dünyadaki sultalarını ve hakimiyetlerini pekiştirmek için bütün hükümetleri ve halkları tehdit etmekten geri kalmıyorlar.
Bölgemizdeki antidemokratik rejimler ve siyasi hükümetlerin zorbalığı da bu konuda halklara büyük zorluklar çıkarmaktadır. Bölge; ya krallıklarla ya da adı “cumhuriyet” olan krallıklarla yönetiliyor.
İşgal altındaki topraklardaki halklar büyük bir sıkıntı içindedir. Neoliberal politikalar çerçevesinde fakirlik, işsizlik, salgın ve cehalet devasa boyutlara ulaşmıştır. Buna paralel olarak, büyük devletlerin kârları, emperyalistlerin zenginlikleri ve onların hegemonyası gittikçe artmaktadır.
Halklarımız, ekonomik, siyasi ve askeri baskının yanında, büyük bir kültürel baskı altındadır. Kültürleri, inançları ve milli duyguları yok edilmek istenmektedir. Müzeleri ve kütüphaneleri yağmalayan emperyalist güçler, okulları, araştırma merkezlerini ve üniversiteleri yıkıyorlar, bilim adamlarını ve aydınları ise ya öldürülüyorlar ya da zindana atılıyorlar. Dini ve medeni bütün kuruluşlar yok edilmeye çalışılıyor, yakıp yıkılıyor.
Halkların eğitim programları baştan düzenleniyor. Ayrıca Ortadoğu ülkelerindeki bütün medya kuruluşları zalim hükümdarların kontrolü altındadır.
Bütün bu olumsuz koşullara rağmen, Ortadoğu halkları elleri kolları bağlı asla oturmayacaklardır. Onlar direniş için ayağa kalkacaklardır. Siyasi, toplumsal ve ekonomik haklarını korumak için savunmaya geçeceklerdir. Irak’taki silahlı mücadele, ABD planlarını bozguna uğratmıştır. Direniş, Lübnan’da da siyonizm karşısında zafere ulaşmıştır. Filistin’de direniş gelişmekte ve işgalcilere karşı isyan büyümektedir. Afganistan ve Somali’de de direniş hareketleri gittikçe daha disiplinli bir hale gelmektedir ve işgalcilere ağır zayiat vermektedir. Bölgenin tüm ülkelerinde de emperyalist zorbalığa karşı hareketler gittikçe gelişmektedir. Bu direniş hareketleri halkların siyasi desteğini kazanmaya adaydır. Bölgedeki azınlıklar da, emperyalistlerin ve zalim yöneticilerin çifte baskısı altındadır. Halklara düşen görev sorumluluk, demokratik ve toplumsal çerçevede sorunların ortadan kaldırılmasıdır. Bir vatan özgür olmadıkça, demokratik de asla olmaz. Bütün aşamalarda, halklar kendi yerli kaynaklarına ve zenginliklerine sahip olamadığı sürece istiklal ve özgürlüğün manası olmayacaktır. Emperyalizmin çıkardığı, oluşturduğu ve beslediği milliyetçilik ve mezhepçilik, dincilik gibi kavramlar bir yana bırakılarak emperyalistler ve siyonistler karşısında halklarımızı birleştirmeliyiz.
Gericilik-siyonizm-emperyalizm üçgenine karşı mücadele, geniş bir cephe açılarak sürdürülmelidir. Emperyalizme, siyonizme ve gericiliğe karşı mücadele eden bazı İslami güçler de vardır. Bu noktada biz, kendi programlarımızdan vazgeçmeksizin, onlarla olan farklılıklarımızı unutmamak kaydıyla aynı hedefe doğru yönelmeliyiz. Bu mücadelede, bütün devrimci güçlere düşen temel görev, bütün işçi ve emekçileri sağlam siyasi ve ideolojik temeller üzerinde birleştirmektir. Bu, başarıya ulaşmanın yegane dayanağıdır.
İstanbul’daki bu sempozyumda katılımcılar Irak, Filistin, Afganistan, Lübnan ve Somali’deki direniş hareketlerini desteklemektedir. İşgale karşı direnenlerin “terörizm” ile asla bir ilgisi olmadığını kuvvetle vurgulamaktadırlar.
Asıl terör işgaldir, ekonomilerin ve kültürlerin yok edilmesidir. Bu çerçevede katılımcılar, bölgedeki en önemli sorunun Filistin sorunu olduğu ve bu sorun çözülmeden güvenlik ve istikrarın asla söz konusu olamayacağı konusunda hemfikirdir. Filistin halkı kendi kaderini kendisi belirlemelidir. Filistin’in tarihi toprakları üzerinde demokratik Filistin Devleti’nin kurulması onların hedefidir.
Bu sebeple katılımcılar şu noktaları vurgulamaktadır:
  • Filistinlilerin siyonistlere karşı mücadelesi bölgedeki ve dünyadaki emperyalizme karşı mücadelenin ayrılmaz bir parçasıdır. Milliyetçi ve gaspçı siyonistlere karşı Filistin halkının bütün mücadele üsluplarını ve tarzlarını, silahlı mücadele de dahil olmak üzere destekliyoruz. Bu hareket içindeki güçleri birbirinden ayırmamak gerekir. Filistin halkı adına mücadele eden bütün gruplara, milliyetçi, solcu, İslami kesimlere ulusal birliklerini sağlamaları, iç sorunlarını demokratik diyalog çerçevesinde bir an önce çözmeleri içi çağrıda bulunuyoruz.
  • Katılımcılar, ABD ve AB tarafından Filistin halkına yapılan ekonomik ve siyasi kuşatmayı da protesto etmekte ve bir an önce kaldırılması çağrısı yapmaktadırlar.
  • Irak’taki direnişi de onaylıyoruz. Irak halkının sorunlarının çözülmesi için işgalcilerin bir an önce çekilmesi ilk şarttır. Katılımcılar aynı şekilde Irak’taki bütün direnişçi güçlerin birleşmesini ve mezhep, milliyet, din sorunlarını bir yana bırakmalarını istemekte ve direniş adına sivillerin öldürülmesini protesto etmektedir. Sivilleri hedef alan eylemler, direnişin haklı ve meşru görüntüsünü bozmaktadır. Eğer birlik gerçekleşirse zafer de çabucak gerçekleşecektir. Bu zafer ABD emperyalizminin bölgedeki planlarına büyük bir darbe olacaktır.
  • Bölgedeki diğer direniş merkezleri; Afganistan, Somali ve Lübnan’daki direnişleri desteklemekte ve direnişin bu bölgedeki halklarının bir hakkı olduğunu vurguluyoruz. Özellikle siyonist İsrail’e karşı Lübnan direnişinin geçen yaz kazandığı zaferden dolayı da Lübnan halkını yürekten kutluyoruz.
  • Konferans, ABD’nin, Suriye ve İran’a yönelik tehditlerini de protesto etmektedir. Bu tehditler hangi isim altında olursa olsun şiddetle kınanmaktadır. Kendi rejimlerinin değişmesi öncelikli olarak İran ve Suriye halkının kendi sorunudur. Hiçbir şekilde dışarıdan müdahale edilmemesi gerekir.
  • Sudan’ın doğal zenginliklerini elde etmek için yapılan saldırıları ve işgali kınıyoruz. Ve bölge halklarını birbirlerini tanımaya ve birbirleriyle sıkı bir ilişki kurmaya davet ediyoruz. Ortak düşman karşısında birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Biz bölge halklarının kültürel, toplumsal ve siyasi haklarını elde etmek için verdikleri bütün mücadeleleri destekliyoruz.
  • Bölgedeki yönetimlerin sivil ve siyasi muhaliflere karşı yaptıkları zorba hareketleri kınıyoruz. Fas’taki siyasi mahkemelerin bir an önce durdurulmasını istiyoruz. Tunus’ta, Mısır’da, Suriye’de, İran’da, Türkiye’de ve Körfez ülkelerindeki benzer mahkemelerin derhal kapatılmasını istiyoruz. Siyasi görüşlerinden dolayı ülkesini terk etmeye zorlananların, kendi ülkelerine bir an önce geri dönmelerini ve hapiste olanların da serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
    Son olarak katılımcılar, bu gibi seminerlerin önemine vurgu yaparak, bu konferansın, daha geniş katılımla ve daha derin içerikle her yıl düzenlenmesini dilemektedir.
    www.evrensel.net