AKP’nin tarım politikası RTE’nin öfkesinde saklı

Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda ‘milletin efendisi’ olarak tanımlanan köylü, geçtiğimiz yılın şubat ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Ananı da al git” sözü ile muhatap bırakılmıştı.


Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda ‘milletin efendisi’ olarak tanımlanan köylü, geçtiğimiz yılın şubat ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “Ananı da al git” sözü ile muhatap bırakılmıştı. Başbakan’ın vatandaşa söylediği bu sözler ve arkasından yaşanan tartışmalar, Dünya Gazetesi İzmir Bölge Temsilcisi ve 11 yıllık tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım tarafından, “RTE’nin Öfkesi-Ananı Al Da Git” isimli kitapta toplandı. Güncel Yayıncılık tarafından çıkarılan kitap ve AKP’nin tarım politikaları ile ilgili olarak Yıldırım’la görüştük.
AKP’nin üretici ile sorunu var
Yıldım sadece, kitabın ortaya çıkışına kaynaklık eden Mersin’deki konuşmasında değil Başbakan’ın 4.5 yıllık iktidarında çiftçiyle neredeyse her buluşmasında bir sorun yaşandığını ifade ediyor. Yıldırım, Başbakan’ın değişik tarihlerde ve yerlerde üreticilere yönelik olarak söylediği; “Millet yatıp kalkıp size mi çalışacak”, “Bir barış yaptık sen yararlanmadıysan bana ne”, “Pancarı bırak medeniyete bak” sözlerini örnek gösteriyor. AKP Tarım Bakanı Sami Güçlü’nün buğday fiyatını beğenmeyen çiftçilere söylediği, “Gözünüzü toprak doyurur” sözlerini de ekliyor.
En başarısız olduğu alan
Halktan oy istemeye hazırlanan AKP’nin en başarısız olduğu alanın tarım olduğunu ifade eden Yıldırım, “Bu da konuşmalarına, çiftçi ile buluşmalarına yansıyor. Fındıkla ilgili zaten Başbakan, Karadeniz’e her gittiğinde sorun yaşandı. Her seferinde fiyatlar düştü. Bu süreçte tarım konusunda AKP, verdiği hiçbir sözü doğru dürüst yerine getiremedi” diyor.
İlk yayınladıkları Hükümet Programı’nda ve Acil Eylem Planı’nda, IMF ve DB ile yürütülen tarım programını yeniden ele alacaklarını ifade etmelerine rağmen bunun hiçbir zaman gerçekleşmediğini söyleyen Yıldırım, “Temel sözlerinden birisi buydu ve yapılmadı. ‘Fiyatlara kesinlikle müdahale etmeyeceğiz’ dediler ama hükümet olur olmaz, ilk müdahale fındığa yapıldı. O zaman 1600 olan fındık fiyatı, suni olarak 2 YTL’ye çıkarıldı. Daha sonra yükselen fiyat, Başbakan müdahaleleriyle aşağıya çekildi. Tarımdaki kurumları ele geçirme anlayışı oldu. FİSKOBİRLİK’te üç kere yönetimi ele geçirmeye çalıştı, geçiremeyince fındık üreticisini cezalandırdı. Diğer kurumlarda da buna benzer bir anlayışı oldu” diyor.
Desteklemeler konusunda da şu anda hâlâ 2005 yılının doğrudan gelir desteğinin ödendiğini ifade eden Yıldırım, “Mazot desteği veriyoruz denildi ama doğrudan gelir desteğinden kesildi. Üreticinin parası ile üretici desteklendi. Bunu da çok büyük destek veriyoruz diye sundular” diyor.
Balıkçılıkta, hayvancılıkta, kırsal kalkınma destekleri projesinin yapıldığını ama kimsenin beğenmediğini dile getiren Yıldırım, “Tarımda işletme ölçeği küçük deniyor, hem de devlet eliyle ikişer inek dağıttılar. Hem de Ziraat Bankası’ndan borçlandırarak... Şimdi onların geri ödemesi başlayınca büyük sorun olacak. Çünkü o ineklerin bir kısmı kasaba gitti, satıldı. İneği dağıtıyorsunuz ama ona bakmak kolay bir şey değil. Onun dışında alan alan baktığımızda, hayvancılıkta gelişme var göründü ama damızlık hayvan ithalatı getirildi. Küresel vizyon toplantısı ile hayvan ithalatının başlayacağını söyledi” diyor.
AKP’nin üç bakan değiştirdiğini ve bunlardan birisinin Tarım Bakanı olduğunu hatırlatan Yıldırım, “Domates sineği ile mücadele edilemediği için bir ara Rusya pazarı tamamen kapandı ve Türkiye için büyük bir itibar ve gelir kaybına sebep oldu. Sadece büyük işletmelere dönük bir şeyler yapmaya çalıştılar, onu da üreticiden kopuk, onu yok sayarak yaptılar” diyor. (İzmir/EVRENSEL)
Medya sorgulaması

Kendisi de çiftçi bir aileden gelen ve yazları tarlada çalışıp kışın okula giderek öğrenim hayatını bitirebilen Yıldırım, Mersinli üretici Mustafa Kemal Öncel’e söylenen, “Ananı da al git” sözünün gazete arşivlerinde kalmasını istemediğini belirtiyor. Kitabında, önce Cumhuriyet döneminden günümüze uygulanan tarım politikalarını özetleyen Yıldırım, olayın gerçekleştiği 11 Şubat 2006 tarihinden itibaren yaşananlara da belgeleri ile birlikte yer vermiş. Dört yıl boyunca AKP Hükümeti’ne ciddi destek veren medyanın bu olaya yaklaşımı üzerinden bir medya sorgulaması yaptığını ifade eden Yıldırım, özellikle TRT ve AA gibi iki kamu kurumunun bu olayı haber yapmadığını hatırlatıyor. Yıldırım, kitabının son bölümüne de bir RTE Deyimler ve Atasözleri Sözlüğü eklemiş. “Başbakan ‘Benim dilim halkın dilidir. Halk bu dili kullanıyor’ dedi. Kullandığı deyimlerin de atasözleri olduğunu söylemişti. Ben de Türk Dil Kurumu Deyimler Sözlüğü’ne baktım; Başbakan’ın kullandığı bu deyimlerin hiçbiri yok orada. Onun üzerine Başbakan’ın kendine ait bir deyimleri olduğuna kanaat getirerek onun bütün konuşmalarını tarayarak bir RTE Deyimler ve Atasözleri Sözlüğü oluşturdum” diyor.
Ali Ekber Yıldırım kimdir?

1965’te Tunceli’de doğdu. İlköğrenimini Tunceli’de, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden 1987’de mezun oldu. 1988’de muhabir olarak girdiği Dünya Gazetesi’nde, 2004 yılından bu yana İzmir Bölge Temsilciliği yapıyor. 11 yıldır tarım konusunda köşe yazıları yazan Yıldırım, EÜ İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak derslere girdi. TRT 3 Televizyonu’nda yayınlanan “Bu Toprağın Sesi” programına danışmanlık yaptı. Aynı programa telefonla katılarak tarımda yaşananları yorumlarken, Başbakanlık Müşavirliği tarafından TRT’ye çıkması engellendi.
Emine Uyar
www.evrensel.net