EMEK GÜNLÜĞÜ

EMEK GÜNLÜĞÜ

  • Uki Hazır Giyim Fabrikası’nda, işçiler 1.5 gün iş durdurarak ücretlerinin ve fiş toplayarak hak ettikleri vergi iadelerinin ödenmesini sağladılar. Eylemin ardından işten atma başlayınca, işçiler bir kez daha üretimi durdurdular.


    Uki Hazır Giyim Fabrikası’nda, işçiler 1.5 gün iş durdurarak ücretlerinin ve fiş toplayarak hak ettikleri vergi iadelerinin ödenmesini sağladılar. Eylemin ardından işten atma başlayınca, işçiler bir kez daha üretimi durdurdular. Eylem sırasında işçilerle görüştük. Daha önce de ücretleri geç ödeniyormuş.
    Bu durum onları nasıl etkiliyor? Bunu Uki işçilerinin ağzından dinlemek daha iyi olur: “24 yıllık bir işyeri, en kıdemlisi asgari ücret alıyor, en yenisi asgari ücret alıyor. Yani fabrika içinde asgari ücret dışında bir ücret yok. Hükümet belirliyor, patronlar belirlenen rakamı bize ödüyorlar. Önceleri asgari ücret de olsa ücretleri düzenli alıyorduk. Şimdi asgari ücreti bile düzenli vermiyor patronlar. İkramiyeler bölünerek ücretlere katıldı, şimdi ikramiye diye bir şey kalmadı. Yılda iki defa erzak alınırdı, henüz ilkini bile alamadık. İşyerinde ustabaşı, amir ve yetkili kişiler işçilere hakaretler yağdırıyorlar, aşağılıyorlar; yani bizi insan yerine koymuyorlar.
    Bir ay önce fabrikadaki huzursuzluk nedeniyle sendikanın (TEKSİF) şube başkanı (Avcılar Şube Başkanı Tanrıverdi Aybirdir) işyerine gelip patronla görüşmeler yaptı. İşçiyi toplayıp “Arkadaşlar, patronun durumu bizden daha zor. Patron sorunlarını anlatınca içim titredi, bütün organlarım sızladı, bizim daha çok fedakarlık yapmamız gerekir, patronu sıkıştırmamamız gerekir” diyerek işçilere nasihat etti ve biraz da aba altından sopa gösterdi. Böyle sendikacı olunca, patrona ne hacet. ‘Ücretler biraz gecikse ne olur’ demeye getiriyor. Ev sahibi kirayı geciktirince hemen ‘evi boşaltın’ diyor, elektrik, su, gaz faturasını zamanında ödemezsen kurumlar gelip kesiyor. Ücretimizden vergiyi peşin alıyorlar. Kredi kartına günlük faiz işliyor, biz bir ayda geç alsak aynı ücreti alıyoruz. Artık alacağımız paranın birkaç gün, bir hafta geç verilmesine tahammülümüz kalmadı, bu nedenle işi durdurduk ve taleplerimiz kabul edilmeden işbaşı yapmadık.
    Bir sendikanın başkanı var, bir de işyerinde başkan (temsilci) var. Başkanlar bizi anlamıyor; anlamak istemiyorlar, bizi işverenle karşı karşıya getiriyorlar. Biz onları bizlerin haklarını savunsunlar diye seçtik, onlar patronları daha çok savunur duruma geldiler. İki gündür eylem yapıyoruz, sendikanın dışarıdaki başkanı ne geldi, ne de telefon etti. Yani şube başkanı, bir buçuk gündür direnişte ve eylemde olan işçilerin durumu nedir, ne dertleri var; merak bile etmedi. Etmediği gibi bir de patrondan yana konuşmaları bizi hepten çileden çıkarıyor. Biz bu sendikayı ve sendikacıyı istemiyoruz.”
    Çalışma Bakanlığı’na bir dilekçe yazmışlar ve şikayette bulunmuşlar. Uki işçileri, TEKSİF Sendikası’nı ve Avcılar şube başkanını, sorunlarına sahip çıkmadığı ve işçileri savunmadığı için değiştirmek istediklerine dair tüm işçilerden imzalar almışlar.
    “Biz hem patrona karşı, hem sendikaya karşı eylem yapıyoruz” diyen işçiler, sorunların kaynağının tamamını sendikacıya yıkmış durumdalar. Esas işin siyasal yönünü ve hükümetlerin rolünü, ekonomik ve siyasal gelişmeleri fazlaca sezemiyorlar. Seçimlere tepkisel yaklaşarak, yeniden aynı programı sürdürecek partilere yöneliyorlar. Uki, 24 yılda dünya markası haline gelmiş, on Avrupa ülkesinde açtığı mağazalar zinciri ve yaptığı ihracatla yeni yatırımlar hesap ederken işçinin payına düşen, açlığın sınırının altında yaşamak olmuş. Bu daha böyle ne kadar sürer bilinmez ama işçiler, bir yandan patrona ve sendikacılara bileniyorlar. Uki’nin web sitesine baktım, orada dikilen kıyafetler mankenlerin üzerinde çok ihtişamlı görünüyorlar. Fiyatları muhtemelen bir işçinin aldığı aylık ücrete yakın veya geçiyordur. Hiçbirisinin üzerinde kendi diktikleri kıyafetleri göremezsiniz. Çünkü ürettiklerini giyecek kadar yüksek gelir düzeylerine ulaşmış değiller. Günde 1500-2 bin takım elbise dikiyorlar ve çalışan 700 kişi olduğuna göre bir günde tüm işçilerin ücretleri çıkıyor. Peki 29 gün kime çalışıyorlar? Bunu sendikacının bilmesi gerekir. “Uki patronunun yüreği sızlamıyor, ya sendikacınınki niye bizden yana sızlamıyor. Patrona üzüldüğü kadar bize üzülse, işler biraz düzelir diye düşünüyoruz” diyor işçiler. Sınır ötesi operasyon, seçimler ve geçim derdi, işçilerin kafasını epeyce karıştırmış durumda. Ama her şeyden önce midelerinden gelen açlığın sesini dinliyorlar. Çünkü açlık ve yoksulluk yakalarını bırakmıyor!..
    Seyit Aslan
    www.evrensel.net