JİN û JîN

  • Son yılların en heyecan verici, umutlandırıcı olaylarından biri, Petrol-İş Sendikası’nın kadın öyküleri yarışması düzenlemiş oluşu. Petrol-İş Kadın Dergisi; bir işçi sendikası tarafından çıkarılan tek süreli...


    Son yılların en heyecan verici, umutlandırıcı olaylarından biri, Petrol-İş Sendikası’nın kadın öyküleri yarışması düzenlemiş oluşu.
    Petrol-İş Kadın Dergisi; bir işçi sendikası tarafından çıkarılan tek süreli-kadın dergisi. Petrol-İş Sendikası’nı, öncelikle bu yönden kutlamak gerek. Kadınların varlığını hatırlamak, kadınlara özgü sorunları ve araçları dikkate almak önemli. Kadınların özgün sorunları ve taleplerini sendikal çalışmanın bir parçası yapmak, işçi sınıfının demokratik eğitimi ve ötesinde birliği için önemli. Derginin yayın politikasında bu yönü daima göz önünde tutmasını diliyoruz.
    Dergide “Kadınları yazmak konusunda yüreklendirmek ve kadın emekçilerin de edebiyata yansıtılabilecek gerçekliklerinin, iç yaşantılarının olduğunu göstermek” olarak açıklanıyor yarışmanın amacı.
    Kadın sorunları ve talepleri, aynı zamanda işçi sınıfı ile burjuva sınıf arasında ideolojik bir mücadele alanı. Dinci-feodal-burjuva gericilik; kadını tümüyle bastırma tutumu izlerken, feminist burjuva akım, kadını cins olarak erkeğin karşısına koyma ve bu şekilde sınıf çelişkisini görmezden gelme yolunu tercih ediyor. İşçi sınıfı davasına bağlı olan kadınlar ise, sınıf egemenliğini, bunun kadın sorunu üzerindeki etkisini ve sınıf mücadelesini görünür kılmaya çalışıyorlar. Ve kadın taleplerini; işçi sınıfının mücadelesini bölen değil, zenginleştiren ve birleştiren bir unsuru olarak ele alıyorlar.
    Petrol-İş Kadın Dergisi’nin “öykü yarışması”nın sonuçlarını bu nedenle heyecanla bekledim. Bir başka işçi öyküleri yarışmasındaki yönelim, hayli endişe vericiydi çünkü. Acaba, işçi sınıfının kadınlarının önünü açacak bir zenginlik mi, yoksa burjuva düşüncelerin bozuşturduğu bir edebiyatla mı ödülü paylaşacaktık?
    Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın “yeni sendikacılık anlayışı, küreselleşen sermayenin çalışan kesimleri ideolojik ve kültürel değerleriyle nasıl maniple ettiğini fark etmeyi de gerekli kılıyor. Biz bu alanlarda da kendi sözümüzü söylemeli, ideolojik ve kültürel dayanaklarımıza sahip çıkmalı, onları besleyip, geliştirmeliyiz” derken, doğru yola da işaret ediyordu.
    Sonuçta ülkenin her yerinden, cezaevlerinden, yurtdışından, toplam 345 kadın, 498 hikaye yarışmaya katılmış. Yalnızca bu katılım bile, kadınların anlatılmaya ne kadar ihtiyacı olduğunu ortaya koyuyor. Bir de, kadınların işçi sınıfının başında olduğu bir yarışmaya güvendiklerini.
    Ödülleri paylaşan Serap Gökalp, Kadriye Bakşi ve Hamide Gönen’in hem gazetemizde yer alan ve hem de Hayat Televizyonu’nda yayınlanan söyleşileri mutluluk verdi bizlere.
    Birincisi; Kadriye Bakşi’nin “ancak kadınlar bu kadar kusuruyla bir şeyi sevebilir” demesine rağmen, ödül kazanan işçi, ev emekçisi kadınların aynı zamanda önemli bir edebiyat birikimine sahip olduğu anlaşılıyordu. Ödül sahiplerinin ağzından bal damlıyordu. Bütün zorluklara rağmen, okuma ve yazma coşkusunu yaşayabilmek… Bu; okumuş bir işçinin, bir ilaveyle okumuş bir kadın işçinin ne denli yaratıcı olabileceğinin kanıtı. Emekçilerin artık ne kadar az okuduklarının hüzünlü bilinci içinde ne büyük yürek serinliği bu…
    İkincisi; ödül kazanan kadınlarımızın, kendi öykülerini anlatırken özenle seçerek kullandıkları, sınıf bilincinin izlerini taşıyan ifadeler… Kadriye Bakşi, Variyola adlı öyküsünde “uluslararası dayanışma ya da halkların kardeşliği” kavramlarının işçiler arasında nasıl doğallıkla yaşanabildiğine işaret ediyor. Serap Gökalp, ödül kazanmak amacıyla değil, böyle bir yarışmaya “el vermenin” bir görev olduğu bilinciyle yarışmaya katılmış ve Fadime Hanım’ın Işığı öyküsünde, hasta çocuğunu bırakıp işe giden annenin tedirginliğini anlatmış. Hamide Gönen’in ilk öyküsüne seçtiği “kendi tabutunu taşıyanlar” başlığı ise, onun duygu derinliğinin bir işareti.
    Jüriyi seçimlerinden ötürü kutluyoruz. Öyküler, kadını ezilen sınıfın özgün bir parçası olarak tanımlamış. Ödül kazanan kadınlarımıza yazarlık serüveninde başarılar diliyor ve öykülerin yayınlanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz.
    Yıldız İmrek Koluaçık
    www.evrensel.net