18 Haziran 2007 00:00

Kentte bir arada yaşamak…

Buket Uzuner’in son romanı “İstanbullular” ile ilgili Kadın Eserleri Kütüphanesi’nde bir etkinlik gerçekleştirildi. Salonu dolduran konuklara ilk olarak, Kadın Eserleri Kütüphanesi Vakfı Genel Kurul üyesi Şeyda Talu, vakfın faaliyeti ve kütüphane çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Paylaş

Buket Uzuner’in son romanı “İstanbullular” ile ilgili Kadın Eserleri Kütüphanesi’nde bir etkinlik gerçekleştirildi. Salonu dolduran konuklara ilk olarak, Kadın Eserleri Kütüphanesi Vakfı Genel Kurul üyesi Şeyda Talu, vakfın faaliyeti ve kütüphane çalışmaları hakkında bilgi verdi. Talu, bu tür etkinlikler açısından ilk defa bu kadar kalabalıkla karşılaştıklarını söyledi. Ardından açılış konuşmasını yapan Vakıf yönetim kurulu üyesi Selma Atabek, yazar Buket Uzuner’in biyografisini okudu. İstanbullular kitabının yazarı Buket Uzuner, kentlilik, kent kültürü ve romanın yazılış süreci üzerine konuştu.
Yaşam oburu
Biyografisine atıfla başladığı konuşmasında kendisini bir “yaşam oburu” olarak niteleyerek, biyografisini dinlerken, daha ne kadar çok iş yapması gerektiği düşüncesine kapıldığını söyledi. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 30’un üzerinde konuğun katıldığı söyleşide Uzuner; romanların, okuru kendisiyle yüzleştirmede etkin bir araç olduğunu, ancak doğrudan kendisiyle değil roman kahramanlarının hayatı ve konular üzerinden okurun kendisiyle yüzleştiğini ifade etti. Uzuner, İstanbullular romanındaki ana temalardan birisinin milliyetçilik ile yurtseverlik arasındaki farkı ortaya çıkartmak olduğunu söyledi. “Eğer sokağa çöp atmıyorsanız, hayatı yaşanır kılmaya özen gösteriyorsanız bu yurdunu sevmektir. Bu ayrımı en iyi ‘Çanakkale Savaşı’nı konu edinerek anlatabileceğimi düşündüm” dedi. Konukların sorularına verdiği yanıtta, romanın, uçağın inişe geçtiği durumda kahramanlarından birinin “kesin dönüş yapıyorum” demesiyle başladığını fakat hayatta hiçbir şeyin ‘kesin’ olmadığını belirtti.
Kütüphaneye bağış
Uzuner, kitabın sonunda yer alan, “yaşadıkça gidersin, gittikçe dönersin” ifadesini hatırlattı. Kenti “herkesin kendisi olarak bir arada yaşadığı yer” olarak tanımlayan yazar, tam da kitabın basıma hazırlandığı günlerde Hrant Dink’in öldürüldüğünü, bunun çok acı verici olduğunu belirtti. Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü almasına ilişkin de, “Bu ödül, Türkçe’yle ‘yüksek edebiyat’ yapılabildiğinin Batılılarca da kabulü anlamına gelmektedir” dedi. Yazarın kütüphaneye bağışladığı el yazmaları, kişisel bazı belgeleri, kitaplarının ilk basımları ve fotoğrafları kapsayan özel arşivi de sergilendi. (KÜLTÜR SERVİSİ)
ÖNCEKİ HABER

Magusa festivaline Wax Poetic’li açılış

SONRAKİ HABER

'Facebook'un paylaştığı kullanıcı bilgileri, açıklanandan daha fazla'

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa