Susurluk artıkları kabına sığmıyor

Susurluk artıkları kabına sığmıyor

Ankara Çankaya’daki lüks restoran, bar ve işyeri sahibi ile çalışanlarını silahla tehdit ederek çıkar sağladıkları iddia edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyon kapsamında, eski Milletvekili Sedat Bucak’ın ifadesi...


Ankara Çankaya’daki lüks restoran, bar ve işyeri sahibi ile çalışanlarını silahla tehdit ederek çıkar sağladıkları iddia edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyon kapsamında, eski Milletvekili Sedat Bucak’ın ifadesi alındı. Operasyonda, Sedat Bucak’ın koruması ve danışmanın da aralarında bulunduğu 19 kişi gözaltına alındı. Bucak’ın yeğeni Mehmet Veysi Çelebi de aranıyor. Mehmet Veysi Çelebi, aynı zamanda Siverek Belediye Başkanı Hasan Çelebi’nin oğlu.
Bucak, “suç örgütünü yönetmek, zorla haraç almak ve çek-senet imzalatmak”la suçlanıyor.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen ve “Kaldırım” adı verilen operasyon kapsamında gözaltına alınan 19 kişi, Ankara Adalet Sarayı’na getirildi. Adli Tıp Kurumu’nda sağlık kontrolünden geçirilen bu kişiler, terör ve organize suçlara bakmakla görevli cumhuriyet savcılarına ifade verdiler.
Gözaltına alınan 19 kişi, “silahla adam yaralama, tehdit ve baskı ile işyeri sahiplerini sindirme ve haksız kazanç sağlama” suçlarından adliyeye sevk edildi.
Öte yandan operasyon kapsamında, eski Milletvekili Sedat Bucak, Ankara Adalet Sarayı’na gelerek Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Görüşen’e yaklaşık 45 dakika ifade verdi. Bucak’ın adliyeden ayrılışı sırasında, basın mensupları ile görüntü alınmasını engellemek isteyen Bucak’ın korumaları arasında tartışma yaşandı. Adliye Karakolu’nda bir süre bekleyen Bucak, Ankara Adalet Sarayı’nın personel girişinden çıkarak özel aracıyla ayrıldı.
Küçük’le de görüşmüşler
Öte yandan İstanbul Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirilen patlayıcı maddelerle ilgili gözaltına alınan emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve emekli Başçavuş Mustafa Öztürk için savcılıktan ek gözaltı süresi alındı.
Önceki akşam sağlık kontrolünden geçirilen Tekin ve Öztürk, daha sonra İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.
Zanlıların ifade vermek istememesi üzerine, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, Tekin ve Öztürk için ek gözaltı süresi verdi.
Ümraniye Çakmak Mahallesi’ndeki bir gecekonduya düzenlenen baskında, 27 adet el bombası, çok sayıda TNT kalıbı ve fünyeler ele geçirilmişti. Askeri mühimmatın, Özel Harp Dairesi’nden emekli Astsubay Oktay Y’ye ait olduğu öne sürülmüş ve olayla ilgili 3 kişi gözaltına alınmıştı. Bu kişilerin ifadeleri üzerine emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve emekli Başçavuş Mustafa Öztürk de gözaltına alınmıştı. Patlayıcıların, Cumhuriyet gazetesine yapılan saldırıda kullanılanlar ile benzerlikler taşıdığı tespit edilmişti.
Kuvva-i Milliye Derneği İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüten Oktay Y, Danıştay ve Cumhuriyet gazetesi saldırılarında adı azmettirici olarak geçen emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in yardımına koşanlardan biriydi.
Susurluk kazası ve sonrasında neler olmuştu
Balıkesir’in Susurluk ilçesinde 1996 yılının 3 Kasımı’nda meydana gelen trafik kazasında, aynı araç içinde bulunan İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli Gonca Us ölmüştü. Doğru Yol Partisi (DYP) Şanlıurfa Milletvekili Sedat Edip Bucak yaralanırken 06 AC 600 plakalı Mercedes içinde çok sayıda silah ve susturucu, sahte pasaportlar, sürücü belgeleri vs. ele geçirilmişti. Olay, önceleri basit bir trafik kazası olarak gösterilmek istenmiş ama ayyuka çıkan derin devlet ilişkileri sonucunda devlet, derinliğini kısmen gizlese de ortada bir “çete”nin var olduğunu kabul etmek zorunda kalmıştı. O dönem İçişleri Bakanı olan Mehmet Ağar istifa etmek zorunda kalmış, 1 Şubat 1997’de başlayan “Sürekli aydınlık için 1 dakika karanlık eylemleri” belli bir tepkinin canlı tutulmasında etkili olmuşsa da derin devletin “derin”liğini çözmekte, dağıtmakta etkili olamamıştı. Susurluk Davası, dağın fare doğurması misali küçük çaplı cezai yaptırımlarla üstünün kapandığı bir dosya haline getirilmişti.
Kazanın ardından Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ın hazırladığı raporda, kontgerilla ilişkilerinin bir bölümü kaleme alınmış, devlet adına çok sayıda cinayet, yargısız infaz, provokasyon ve haraç alma olaylarına karışıldığı belirtilmişti. Raporda, devlet adına adam öldürmenin “kabul edilebilir” olduğu savunulmuş ve sadece, yapılan işlerin “devlet ciddiyeti içinde yapılmamasından” yakınılmıştı.
Disiplinden çıktı
Emniyet İstihbarat eski Başkanı Bülent Orakoğlu, Yenişafak gazetesine verdiği röportajda ilginç bilgiler verdi. Röportajda dikkat çeken satırbaşları şöyle:
  • Özel Kuvvetler içindeki sivil unsurlar disiplin altında değiller. Danıştay saldırısı, Atabeyler ve Sauna... Hepsi aynı adrese çıkıyor. Devlet içinde hukuki yapısı olmayan ama devlet yetkilerini kullanan bir yapı türetiyor bunları... Çeteleşmiş yapılar var. Bunlardan birinin Ergenekon olduğu söyleniyor. Bunlar devlette üst düzey yetkileri olan birtakım insanlarla irtibatlı...
  • Kurulan 25 birimin tümü, mafya tabir edilen çetelerle ilişkili. Bu bir konsepttir. 28 Şubat sürecinin 2007 versiyonu lazımdı ve birtakım ulusalcı-kuvvacı dernekler mantar gibi türedi. Hepsinin içinde emekli askerler var ve bunlar, sivil toplum olarak lanse edildi. Eğer 2004 yılındaki zihniyet 2007 yılında da TSK içinde devam ediyorsa işimiz zor. (Devam ediyor mu?) Devam ediyor ama birliktelik olarak devam etmiyor...
    www.evrensel.net