GERÇEK

  • Dört yıldan beri, her salı günü gazetemizin sendika sayfasında, Medipolitik köşesinde yazılarını zevkle okuduğumuz ve kendisinden sağlık, sağlık politikaları, kamu emekçilerinin hak mücadeleleri konusunda çok şey...


    Dört yıldan beri, her salı günü gazetemizin sendika sayfasında, Medipolitik köşesinde yazılarını zevkle okuduğumuz ve kendisinden sağlık, sağlık politikaları, kamu emekçilerinin hak mücadeleleri konusunda çok şey öğrendiğimiz Osman Öztürk dün, köşesinden gazetemizdeki yazılarına son verdiğini açıkladı.
    Son dört yıl içinde özellikle Türkiye’deki sağlık politikaları, TTB’nin, SES’in öne sürdüğü talepler; hükümetin “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında devreye soktuğu, sağlıkta halkın kazanımlarını yok eden ve özel hastane sistemini sigortaların birikiminden kurtarma amaçlı politikalarının amaç ve içeriğini öğrenmemizde Osman Öztük’ün yazılarının elbette önemli katkıları oldu.
    Bunların da ötesinde; sendikal mücadele ya da genel olarak emek mücadelesi söz konusu olduğunda, mücadelenin yükseldiği dönemlerde yazı yazmak ne kadar kolaysa (çünkü yükselen hareket sürekli olarak yeni konular ortaya atarak yazmayı kışkırtır) hareketin irtifa kaybettiği, kendi içinde bölünüp parçalandığı, bugünün dünü arattığı koşullarda ise yazmak daha çok güçleşmektedir. Osman Öztürk, işte böyle, hareketin irtifa kaybettiği; gelişmelerin, ileriye doğru atılımların lokal, yeni olanın, gelişmekte olanın çok derinlerden uç verdiği ama etkisinin henüz yeterince görülür olmadığı koşullarda yazmaya başlamıştı. Mücadelenin bu zor döneminde o, mücadelenin sorunlarının daha ileriden kavranması için hep sağlam bir öngörüyle asıl belirleyici olanı bulup çıkarmayı başarmış bir mücadele yazarı olmuştur. Çünkü sadece olanı biteni izleyen bir yazar gibi değil, mücadelenin önünde yer alan bir yönetici, bir yürütücü olarak; pratikten öğrenen ve öğreten gerçek bir emek yazarı olarak Evrensel’in yığınlara doğru bilinç taşımasında hep olumlu bir rol oynamıştır. Bu yüzden de kendi adıma, onunla farklı düşündüğüm konularda bile onun mutlaka bir “bildiği olduğu”nu düşünmeyi ihmal etmemeye çalışmışımdır.
    Osman Öztürk’ün yazı yazmayacağını açıklaması, elbette hem ben ve gazetenin benzer konulara ilişkin yazı yazan yazarları için hem de okurlarımız için önemli bir kayıptır. Çünkü, yükselen ya da alçalan bir mücadele döneminden de öte, sendikal mücadele alanı gibi çok az kişinin entelektüel emek harcadığı bir alanda, bir edebiyat tadı da katarak yazan, zevkle okunan bir yazarının “artık yazmaması” elbette çok üzücü, aynı zamanda da can sıkıcı. Ancak Osman Öztürk arkadaşımız, yazılarına son verme gerekçesini “yazardan kaynaklanan nedenlere” bağladığı için de söylenebilecek çok şey yok.
    Elbette ki Osman arkadaşın bu birikiminden bizleri ve emek mücadelesini mahrum etmesine gönlümüz razı değildir. Bu yüzden de onun; “artık yazmayacağım” kararına elbette saygı göstereceğiz ama birikiminin onu “dürteceğini”, yazmaya zorlayacağını ummaya devam edeceğiz.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net