Bağımsız adaylar konuşuyor 13

Bağımsız adaylar konuşuyor 13

Malatya Bağımsız Milletvekili Adayı Mustafa Türk’le aday olmasürecini Malatya’ya özgü sorunları ve çözüm önerilerini konuştuk


Her türlü düşüncenin kendini özgürce ifade edebildiği, her türlü inancın kendini özgürce yaşayabildiği, yaşam kalitesinin yüksek olduğu, ücretsiz sağlık ve eğitimin olduğu, insanların geleceğe umutla baktığı bir ülke özlemim var diyen Malatya Bağımsız Milletvekili Adayı Mustafa Türk’le aday olma sürecini, seçim çalışmalarındaki hedeflerini ve Malatya’ya özgü sorunları ve çözüm önerilerini konuştuk.

Sayın Mustafa Türk, Bin Umut Malatya bağımsız milletvekili adayı olarak adaylığınızı açıkladınız. Bağımsız Milletvekili adaylığı sürecinizi anlatabilir misiniz?
Benim bir siyasi ve yaşam çizgim var. Bu çizgim insan olmamdan kaynaklı olarak vicdani sorumluluğum gereği sürekli ezilenden yana, emekten yana bir siyasi çizgi oldu. Bin Umut oluşumunda Türkiye’nin demokratikleşmesine, barışa ve kardeşliğe bir seçenek oluşturma olasılığını gördüğüm için aday olmayı bir görev ve sorumluluk olarak algıladım. Malatya’da bu sorumluluğun altına girmeyi kendime görev edindim. Bana göre insan en yüce değerdir. İnsanlığı yüceltmek için yapılan her türlü mücadelenin içinde yer almayı ve insanlığı alçaltan her türlü etkinliğin karşısında olmayı da kendime görev bilirim. Bu nedenle bu mücadeledeki yerimi alıyorum.

Nasıl bir Türkiye istiyorsunuz? Seçildiğiniz takdirde nasıl bir çalışma yürüteceksiniz?
Her türlü düşüncenin kendini özgürce ifade edebildiği, her türlü inancın kendini özgürce yaşayabildiği, yaşam kalitesinin yüksek olduğu, ücretsiz sağlık ve eğitimin olduğu, insanların geleceğe umutla baktığı bir ülke özlemim var. Barışın, kardeşliğin, hoşgörünün, çoğulcu demokrasinin egemen olması için çalışacağım.

Bildiğiniz gibi Malatya Doğu Anadolu fay hattı üzerinde ve ciddi bir deprem tehlikesiyle de karşı karşıya. Bugüne kadar gerekli önlemler alınmayan bu konu hakkında ki görüşlerinizi de alabilir miyiz?
Sivrice’den Sincik’e kadar bir fay tabakası var. Bu fay tabakasında 100 yıldır ciddi bir kırılma olmamış. Zaten uzmanların görüşlerine göre fay tabakalarının sıkışma ve kırılma süreleri de 100 ile 120 yıl arasındadır. Bölgemizde büyük çapta bir deprem olma olasılığı var. Ancak Malatya’da mevcut yapılar, büyük çapta bir depremi kaldırabilecek durumda değiller. Özellikle kenar mahalleler yığma evler şeklinde yapılandırılmış. Şiddeti yüksek olan bir kırılmada çok sayıda can kaybının yaşanmaması için bir neden yok. Bunu önlemek için bir çalışma da yok. Biz bu konuda da mimar ve mühendis odasıyla birlikte yeniden yapılandırma ve olası bir depremde mal ve can kaybının en aza indirilmesi için projeler geliştireceğiz. Deprem yarın da olabilir, 5-6 yıllık bir süreç içerisinde de olabilir. Mevcut iktidarın hem yerel anlamda hem de merkezi anlamda böyle bir kaygısının olmadığı görülüyor. Günübirlik politika geliştiriyorlar. Onların tek kaygısının kendi cepleri olduğu anlaşılıyor. Biz deprem tehlikesine karşı ciddi bir yoğunlaşma ve çalışma içerisinde olacağız. Malatya’nın bu sorununu gündemleştirip, çözüm yolları bulacağız.

Konuşmanızın başında barış ve kardeşlikten bahsettiniz. Malatya birçok farklı inancın ve kimliğin yaşadığı bir şehir. Bu yapıyı düşündüğümüzde nasıl bir yaklaşım içerisinde olacaksınız?
Malatya yapısı itibariyle aslında Türkiye’yi yansıtıyor, böyle bir özelliği var. Bizim bu çerçevede, farklılıklarımızı zenginlik olarak gören bir anlayışımız var. Farklılıkları ötekileştirmekten öte, farklı kimlik ve kültürlerin kendini ve inancını ifade etme önündeki engellerin kaldırılması için mücadele edeceğiz. Bizim mücadelemiz demokrasi mücadelesidir. Her kesimin kendini ifade edebileceği bir ortam yaratmak istiyoruz.
Malatya’da son dönemlerde bildiğiniz gibi bir hoşgörüsüzlük ortamı yaratılmak isteniyor. Kısa süre önce Hıristiyan inançlı üç kişinin öldürülmesiyle Malatya gündeme geldi. Malatya bunu hak etmiyor. Burada doğup büyüdüğümden çok iyi biliyorum, Malatya geçmişte hoşgörünün, barışın, kardeşliğin şehriydi. Ama son dönemde, özellikle ırkçı, şovenist yaklaşımlar, yani ötekini hiç sayma, ötekini aşağılama kültürünü geliştirmek isteyen unsurlar Malatya’nın genel dokusuna zarar verdiler. Biz, tekrar Malatya’nın o çok renkli, çok kültürlü yapısının kardeşlik içerisinde yaşanmasının mücadelesini vereceğiz. Barış ve kardeşlik ortamının yaratılmasının takipçisi olacağız, söylemlerimizde de bunları dile getireceğiz.

Seçim sürecinde nasıl bir çalışma yürütmeyi düşünüyorsunuz?
İlçelerde komisyonlar kurduk. Merkezde, mahallelere yönelik komisyonlar kurduk. Merkezi bir seçim bürosu açtık. Malatya’da Bin Umut adayı olarak EMEK Partisi, DTP, ESP, SHP’nin il örgütünün, 10 Aralık Platformu’nun, sendikaların ve demokratik kurumların desteğini almış durumdayız. Yani Malatya’nın demokrasi güçlerinin ortak adayıyız. Ve müthiş bir kadromuz var. Hiçbir arkadaşımızın kişisel bir beklentisi yok. Herkesin ortak beklentisi ülkenin demokratikleşmesi, barışın ve kardeşliğin hüküm sürmesidir. Ülkesi için, geleceği için, çocukları için kaygı duyan; aydın, demokrat, emekçi kesimlerle kenetlenmiş durumdayız. Toplumun taleplerini önemseyen bir seçim propagandası yürüteceğiz ve bunda da etkili bir sonuç alacağımızı düşünüyorum.

Son olarak Malatya halkına, seçmenlere çağrınız nedir?
Biliyorsunuz 23. dönem milletvekilliği seçimleri yapılacak. Ancak içinde milletin olmadığı bir seçim. Burada değişik partiler aday gösterdiler. Malatyalılar biliyorlar, bu aday belirleme sürecinde hiçbir insanımızın düşüncesi alınmamıştır. Birde emekçi, yoksul kesimin hiçbir temsilcisi yoktur. “Tok açın halinden anlamaz” derler. Tamamen toplumdan kopuk, ekonomik olarak üst düzeyde olan insanların gidip Meclis’te işsizliğe, yoksulluğa, açlığa karşı mücadele etmesi beklenmemelidir. Bu insanların böyle kaygıları yok. Onun için biz Malatyalılara sesleniyoruz; biz halkın sözcüsü, ezilen kesimlerin sözcüsü olacağız. İşsizin, yoksulun, mağdur edilenin temsilini yapacağız. Bunun için halkımıza çağrıda bulunuyoruz, kendinize oy verin. Birilerini zengin etmek isteyenlerin, ihale peşinde koşanların ardına düşmeyin. Ülkenin demokratikleşmesini, yaşam kalitesinin yükselmesini istiyorlarsa kendilerine oy versinler. Bizim böyle bir misyonumuz var. Ülke genelinde de böyle bir çıkış yaptık. Bu ülkenin demokratikleşmesi gibi bir kaygımız var. Bunu da gerçekleştireceğimize inanıyorum. “Halkımız da bize güvensin, hep beraber yürüyelim” diyorum.
Özelleştirmelerle birlikte çalışan nüfus azaldı
Ülkenin genel sorunlarının yanında Malatya’nın kendine has sorunları da var. Kayısı meselesi var, TEKEL’in özelleştirilmesi var… Bu sorunlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Bizim gençlik dönemlerimizde TEKEL ve mensucat dağıldığı zaman bir miting korteji gibi şehre bir işçi akını olurdu. 4-5 bin işçi, iki-üç vardiya şeklinde dağılırdı. Malatya’ya bir canlılık katarlardı. Bu insanlar Malatya’dan alışveriş yaparlardı. Sosyal yaşam ve siyasi yaşam daha istikrarlıydı. Tabii özelleştirmelerle birlikte çalışan nüfus azaldı. Oralardan emekli olan insanlar emekli maaşlarıyla halen çocuklarına bakıyorlar. Malatya yoksulluğa itildi.
Tütün ve pancar üretimi yaygındı. Buralarda uygulanan kotalarla birlikte çiftçi çok zor durumda bırakıldı.
Malatya kayısının başkentidir. Dünya kayısı üretiminin yüzde 85’i Malatya’da yapılmaktadır. Ancak ilimizde kayısının bu önemine rağmen üretici bundan faydalanamamaktadır. Kayısı, tamamen iki-üç tüccarın keyfine kalmış bir politikayla yönlendiriliyor. Bunu aşmanın tek yolu örgütlenmekten geçiyor. Bana göre çağdaş toplum örgütlü toplumdur. Örgütlenmeden sorunları çözmenin yolu yok. Bunun bir yönü kooperatifleşme olacak. Ama bugünkü şekliyle değil. Bugün kooperatifler ve birlikler tamamen siyasi partilerin bir yan kurumu gibi çalışıyor. Demokratik, şeffaf, özerk yapılar ve çiftçinin söz ve yetki sahibi olduğu bir yapılandırma gereklidir. Birliklerin ve kooperatiflerin rant kapısı olmaması gerekmektedir. Malatya’da kayısı sorunu var, Karadeniz’de fındık, Ege’de üzüm sorunu var, pamuk üreticisinin sorunları var, yani tüm çiftçilerimizin sorunları var. Biz üreticilerimize doğru örgütlenme modelleri koyabilirsek, üreticimiz hem ürününün karşılığını almada hem de söz ve yetki anlamında ilerlemiş olur. Üretilen ürün üzerinden bir destekleme politikası olmalı. Bu üretilen ürünün kalitesini artıracağı gibi üretici güçleri de harekete geçirir. Çiftçi destek aldığı için piyasaya daha ucuz ürün girer. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi rahatlatır. Tarım ve tarım toprakları çok değerli. Tarım bir ülkenin zenginliğidir. Topraklarımızın insani bir değer olarak korunması gerekmektedir. Bunun yolu da tarımı desteklemeden geçiyor. Tarımı tasfiye eden hiçbir demokratik ülke yok. Bütün gelişmiş ülkelerde tarıma destek var. Üreticinin kendi haline bırakılmaması lazım, keyfiyet olmamalı, devletin üreticiden yana bir tarım politikası olmalıdır.
Malatya’da ayrıca bilinçsiz aşırı derecede ilaçlama ve gübre kullanımı söz konusu. Bu durum yeraltı su kaynaklarımızın kirlenmesine neden olmaktadır. Malatya yakın döneme kadar zengin, temiz yeraltı su kaynaklarına sahipti. Ancak bugün bu kaynaklar ciddi tehlikelerle karşı karşıyadır. Toplumsal sağlığı etkileyen sorunlar baş göstermiştir. Bu noktada devlet; mutlaka organik tarımı, ekolojik tarımı insanların önüne koymalı, bunu desteklemeli ve buna göre bir örgütlenme modeli geliştirmelidir.
Bizler bu sorunların ve çözümlerin sözcüsü, temsilcisi olacağız. Mücadelemiz tüm üretici kesimlerin, emekçilerin mücadelesi olacak. Sorunları çözerken halkla birlikte politika belirleyeceğiz, örgütlü kesimlerle birlikte hareket edeceğiz.
Mustafa Türk kimdir?

Mustafa Türk, 1965 yılında Malatya’nın Yeşiltepe Mahallesi’nde dünyaya geldi. Orta öğretimini Malatya’da tamamladıktan sonra, Dicle Üniversitesi Urfa Ziraat Fakültesi’ne girdi. 1986 yılında buradan mezun olduktan sonra tekrar Malatya’ya döndü. Mustafa Türk, Malatya’da kitapçılık, reklamcılık ve ziraatla ilgili işlerle uğraştı. Siyasi yaşamına 1990’da HEP’le başlayan Türk, HEP’in Merkez İlçe Başkanlığı, DEP Merkez İlçe Başkanlığı, HADEP İl Başkanlığı, DEHAP İl Başkanlığı ve parti meclisi üyeliği görevlerinde bulundu. Türk, evli ve bir çocuk babasıdır.
YARIN: İstanbul 3. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Sebahat Tuncel
Ali Karadaş/Cumhur Daş

İLGİLİ HABERLER

14 Aralık 2018 03:30
Mosuolar'da mülkiyet kadına ait, çocuklar kadının soyadını alıyor. Kadınlar bu kabilede aşklarını özgürce ve ön yargısız bir şekilde ifade edebiliyor.

Toplam Query: 35