GÜNLÜK

GÜNLÜK

  • Bir gün baktılar ki Rusya, artık tam kapitalist yola girdiğini ilan etmişti.
    Normalde sevinmeleri…
    Derin bir oh çekmeleri gerekirdi…
    Bir bakıma böyle de oldu.


    Bir gün baktılar ki Rusya, artık tam kapitalist yola girdiğini ilan etmişti.
    Normalde sevinmeleri…
    Derin bir oh çekmeleri gerekirdi…
    Bir bakıma böyle de oldu.
    Şimdi rahatlamışlardı.
    Revizyonist falan filan ama SSCB’nin ismi varlığı bile onları rahatsız ediyor…
    En azından işçiler, ezilenler, yoksul insanlar için farklı bir seçeneğin olduğunun altını çiziyordu.
    Nitekim o ilandan sonra tüm dünyada özelleştirmelerin hızlanması…
    Sağlıktan eğitime tüm kamusal işlerin özel statüye geçirilmesi…
    İşçilerin sendikalarından…
    Tüm hak, özgürlük ve kazanımlarına, gözü dönmüş saldırı kampanyası başlatılması…
    Zenginlerle fakirler arasındaki uçurumun kat kat büyümesi…
    Yağma, talanın doz sınırının kalkması…
    Tesadüf değildi.
    İyi ama finans kapital için yeni bir boşluk doğmuştu.
    “Düşmansız” kapitalizm olamazdı.
    Evet işçiler, yoksullar, ezilenler her zaman için kapitalizmin potansiyel düşmanıydı.
    İşte o potansiyeli başka tarafa kaydırmak…
    Hem yığınları peşlerinden sürüklemek…
    Hem büyük balığın küçükleri korkutarak…
    Yani büyük sermayenin daha küçükler üzerinde egemenliğini pekiştirecek bir düşmandı gerekli olan.
    Hoppala 11 Eylül oldu!
    Ne tesadüf ki yeni “ihtiyaçtan düşman” o eylemle dünyaya ilan edildi!
    Hani ölümü gösterip hastalığa razı etmek gibi!
    Ya da siparişle alışveriş gibi!
    ***
    Gerçi iç ve dış düşman bakımından bizim memleket idaresi bir hayli deneyimliydi!
    Üstelik kadrolar pratikten yetişme ve kökler derindeydi!
    Hani bugünlerde tartışılan Amerikan senaryosu var ya…
    İstanbul’da bomba patlasa…
    O şuna böyle yapsa…
    Bu yan yatsa…
    Öbürkü çamura batsa gibi…
    Onların envai çeşidi bu topraklarda çok uygulanmıştı!
    Çorumlar, Maraşlar, Sivaslar…
    Mumcular, Tütengiller, Anterler, Üçoklar…
    Ne yani bunların bu söz konusu senaryodan ne farkı vardı da…
    Şimdi medya şaşırmış…
    Afallamış…
    Sanki bugüne kadar böyle bir şeyle hiç karşılaşmamış gibi yapıyordu?
    Oysa bizde bu işler senaryodan çıkıp…
    Pratik günlük uygulamalar haline gelmiş…
    O uygulamaları yapanlar…
    Şimdilerde parti lideri…
    Askeri şef falan olmuşlardı…
    Medya ise bu senaryolara, senaristlere, pratikçilere yardım, yataklık yapmış…
    Önlerini açmıştı.
    O zaman medya, son Amerikan senaryosuna neden şaşırdı?
    Her şey ne kadar ikiyüzlüce!..
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net