Çok dilli belediyecilik bir demokrasi modeliydi

Çok dilli belediyecilik yapma kararı aldığı için görevden alınan Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Belediye Meclisi’nin aldığı kararın Türkiye gerçeklerine uygun olduğunu söyledi.


Çok dilli belediyecilik yapma kararı aldığı için görevden alınan Diyarbakır Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Belediye Meclisi’nin aldığı kararın Türkiye gerçeklerine uygun olduğunu söyledi. Demirbaş, “Görevden alınmamız bu gerçeği değiştirmez. Biz Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için bir model sunduk” dedi.
Abdullah Demirbaş sorularımızı yanıtladı.

Çok dilli belediyecilik kararı aldığınız için belediye meclisiyle birlikte görevden alındınız. Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bana göre karar siyasi. Hukuk, adalet ve hakkaniyet ilişkisine dayanır. Görünen o ki Türkiye’nin başka bölgelerindeki belediyelerde böyle çalışmalar yapılırken, bizim çalışmamız yadırganabiliyor. Türk Hava Yolları ve adli kurumlar gibi resmi kurumlar çok dilli hizmet verirken ve bu suç oluşturmazken, DTP’li bir belediye çok dilli hizmet verince suç sayılabiliyor. Halkın hizmetinde olan kurumlar halka hizmet götürürken, halkın beklentilerini, düşüncelerini ve şikayetlerini almak için o insanlarla iletişim halinde olması gerekir. Bunun için en önemli araç dildir. Biz de belediye olarak bu kararı alırken şunu söyledik: Belediye kamu hizmeti veren bir kurum ise bu hizmeti en verimli, en etkili şekilde yürütebilmesi resmi dilin yanı sıra yerel ve evrensel dilleri bir ara da kullanmasıyla mümkündür.

Belediye faaliyetlerinde Kürtçeyi kullandınız mı?
Mesela temizlik faaliyetlerinde şunu yapabildik: Örneğin yüzde 10 çöp toplama, çevre ve temizlik bilinci varken biz kalktık halkı bu konuda çeşitli dillerde aydınlattık. Suriçi’nde bunu yüzde 80-90’a kadar yükselttik. Kadına yönelik şiddetin giderilmesi ile ilgili olarak halkı bilinçlendirdik. Çocuklara yönelik dergi kitap vb. gibi çalışmalarda çok dilli hizmet verdik. Çocuk şenliğindeki faaliyetlerde kullandık. Kentte tarihi mekanları koruma ve tarih bilincini geliştirme konusunda çalışmalar yaptık. Organ bağışı ile ilgili kampanyada, halk toplantılarında Kürtçeyi kullandık. Amacımız resmi dil Türkçenin yanı sıra Kürtçe, Ermenice, Süryanice, İngilizce ve Arapçayı kullanmaktı. Bunun doğru bir mantık olduğuna inanıyorduk. Ama maalesef böyle karşılanmadı.

Çok dilli belediyecilik kararı nedeniyle görevden alındınız. Ama çok dilli belediyecilik kararı nedeniyle yargılandığınız davada beraat etmiştiniz...
Evet, ağır cezada yargılandım. Beraat ettim. Ama nihayetinde Türkiye’de hukuk zaman zaman siyasetin vesayeti altına girebiliyor. Çok ağır bir ceza ile karşılaştık. Öyle bir şey ki bir belediye başkanının görevden düşürülmesi ve belediye meclisinin feshedilmesi belirli kararlar çerçevesinde olur ama öyle bir şey yok. Diyelim ki kararımız yanlış onlara göre. Bunun için kararın iptali gerekirdi. Böyle ağır bir cezayı hak edecek bir şey yapmadık. Kaldı ki bizim verdiğimiz karar Diyarbakır’ın sosyolojisine, tarihi ve kültürel birikimine uygun bir karardır.
Bizim görevden düşürülmemiz belediye meclisinin feshedilmesi Türkiye’nin bu gerçeğini değiştirmez.

Çok dilli belediyecilik modeli Türkiye’de Kürt sorunu çözümü için de bir model olabilir miydi?
İnanın bu Türkiye’ye de iyi bir model olacaktı. Yerel yönetimler demokrasinin olmazsa olmazıdır. Yerel motiflerle, yönetim güçlenirse, bunun merkezileşmesi Türkiye’nin demokratikleşmesini getirecektir. Bu nedenle biz aslında yerelde bir model önerdik. Türkiye’nin önünü açabilecek bir model.

Görevden alındıktan sonra nasıl tepkiler aldınız?
Diyarbakır halkından çok yoğun ziyaretler var. Yurt içinden, yurt dışından insanlar çok yoğun destek ziyaretlerinde bulunuyor ve kampanyalar düzenliyorlar. Örneğin İsveç’te şampiyon olmuş çeşitli halklardan Finli, İsveçli, Tunuslu ve Iraklı sporcuyu barındıran bir basket takımı Sayın Ahmet Necdet Sezer’e mektup göndermişler. Benim görevden alınmamam için. Beni çok etkiledi bu.

Tekrar aday olacak mısınız?
Tabii süreç belli değil. Bir şey söylemek için erken. Ama partimizle birlikte, yetkili kurullarımızla görüşeceğiz, tartışacağız ve halkımızla birlikte karar vereceğiz

Hakkınızda kaç dava açıldı?
İfade verdiğim sayı 20’yi aştı. Demokrasiye hukuka olan umudumu yetirmedim. Bu yanlış kararın bir yerden döneceğini umuyorum. Ben Türkiye’nin demokratikleşmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Yaptığımız çalışmaların ve hizmetlerin Türkiye’nin demokratikleşmesine de çok önemli katkılar sunacağını düşünüyorum.
İHD Kürtçe üzerindeki baskıları kınadı

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Kürtçe üzerindeki baskılara ve Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’ın görevden alınmasına tepki gösterdi.
Mezopotamya Kültür Merkezi Sözcüsü Emel Kaya, Bin Umut İstanbul 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Doğan Erbaş ve İHD Marmara Temsilcisi Veysi Altay’ın katıldığı basın açıklamasında konuşan İHD İstanbul Şube Başkanı Rıza Dalkılıç, dilin kelime anlamını açıklayarak anadilinde bir kimliği biçimleyen önemli unsuru olduğunu belirtti.
“Anadilin yasaklanması ya da kişilerin anadilleri ile özgürce düşünüp konuşmalarının engellenmesi ise demokratik toplumlarda pek rastlanmayan bir uygulamadır” diyen Dalkılıç, anadil olarak en çok baskı yaşayan dilin ise Kürt dili olduğunu vurguladı. Abdullah Demirbaş’ın görevden alınması ve Meclis’in feshedilmesinin, Kürt diline, farklı konuşana, farklılıklara ve demokrasiye tahammülsüzlük olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dalkılıç, “Anadilde eğitim, anadilde iletişim özgürleşmelidir” dedi. (İstanbul/EVRENSEL)
Tüm Bel-Sen’den Demirbaş’a destek

Tüm Bel-Sen Diyarbakır, Mardin, Malatya, Muş, Siirt, Urfa, Van, Adıyaman, Ağrı, Batman, Bitlis, Erzurum, Hakkari, Kars ve Şırnak şubeleri, Sur Belediyesi önünde ortak bir açıklama yaparak görevden alınan Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş’a destek verdi.
Şubeler adına ortak açıklamayı okuyan Tüm Bel-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Edip Yaşar, Abdullah Demirbaş’ın emek ve demokrasi mücadelesinde birlikte yürüdükleri, sendika ile toplusözleşme imzalayan, çalışanların ekonomik ve demokratik haklarına saygı gösteren bir belediye başkanı olduğunu belirterek kendi belediye sınırları içerisindeki realiteyi gözeterek çok dilli yerel yönetim çalışması içerisinde olması nedeniyle görevden alınmasının, sorunları çözeceğine ağırlaştıracağını söyledi. Kürtçenin Diyarbakır, bölge ve Türkiye’nin toplumsal gerçekliği olduğunu söyleyen Yaşar, “Kürtçe ve diğer diller önündeki engeller kaldırılmadıkça çağdaş demokratik değerlerle buluşmak söylemden öteye geçmeyecektir” dedi.
Mehmet Aslanoğlu
www.evrensel.net