ARASIRA

  • Adana Sanayici ve İşadamları Derneği (ADSİAD) de, TÜSİAD’ın açtığı yoldan devam ederek Meclis’e çıkabilecek muhtemel 4 partinin ilk 4 sıradaki milletvekili adaylarıyla toplantılar yapıyor.


    Adana Sanayici ve İşadamları Derneği (ADSİAD) de, TÜSİAD’ın açtığı yoldan devam ederek Meclis’e çıkabilecek muhtemel 4 partinin ilk 4 sıradaki milletvekili adaylarıyla toplantılar yapıyor. Her hafta bir partinin katılacağı toplantıların ilk partisi CHP oldu.
    Talan edenler nasıl kalkındıracak?
    Seyhan Oteli’nde yapılan toplantıda ADSİAD Başkanı Süleyman Onatça Adana’nın sorunlarını sıralıyor. Kentin sorunları ile kent sermayesinin sorunları iç içe geçirilerek milletvekili adaylarının önüne konuyor. Onatça “İşin içinden çıkamadığım” diye başladığı sorunları şöyle sıralıyor; “Mısır üretiminde rakiplerimiz 800 kg verim alırken Adana’da bu oran 1300 kg. Diğer bölgelerde yılda bir ürün alınırken Adana’da üç ürün alınıyor. Buna rağmen tarım, kentin en önemli sorunlarından biri. Atatürk öncülüğünde Milli Mensucat gibi dev entegre tesislerin kurulduğu Adana; Kayseri, Konya ve Antep’e sanayiciliği öğretti. Ama 10 yıl önce tekstilde 50 bin insanımız iş bulurken bu sayı bugün 15 bin.”
    Onatça, sermaye ile bağı olan her alana ilişkin başkaca sıkıntılar da ifade ediyor. Siyaset alanına da giren Onatça seçimi milat gördüklerini ifade ederek esas bombasını şu sözlerle patlatıyor; “Bir dönem CHP’nin, bir dönem DP’nin, bir dönem MHP’nin güçlü kalesi olan Adana’da son yıllarda kabinede yatırımcı bir tek bakanlıkta bile temsil edilememenin acısını yüreğinde hissediyoruz”
    Tarımdaki gerileme tartışılırken, yıkıma uğratılan binlerce küçük üreticinin durumu ise ele alınmamaktadır. Büyük toprak sahiplerinin ve tarım kapitalistlerinin küçük üreticiyi ezen organizasyonları dile getirilmemektedir. Bereketli topraklar üzerinde kârına kâr katanlar, bu zenginliklerini aynı zamanda kölece çalıştırdıkları tarım işçilerine borçlu değil midirler? Bu sömürü cennetinde kır işçilerine vahşeti dayatan patronlara hangi hükümet, hangi bakanlık gerekli soruşturmaları açmıştır. Merkezi hükümetler Adanalı büyük toprak sahiplerine o kadar kötülük etmişlerdir ki, bir tarım iş yasası bile çıkarmamışlardır(!)
    Cumhuriyet fabrikaları olarak anılan kamu işletmeleri; Çukobirlik, Milli Mensucat, Aksantaş, Et Balık gibi kurumların çökertilmesinde, hantallaştırılarak içinin boşaltılmasında IMF ve işbirlikçi hükümetlerin oynadığı rol kadar Adanalı büyük sermaye sahiplerinin de payı vardır.
    “Parti farkı yok, sermayeye hizmet var”
    CHP milletvekilleri bütün konuşmalarını Adana’nın kalkınması ve bu yolda sermayeye daha çok hizmet programına ayırdılar. Çukurova Üniversitesi’nden gelen ve bir önceki dönemde de milletvekilliği yapmış olan Nevin Gaye Erbatur, üniversitenin önemine vurgu yaptığı konuşmasında üniversite arazilerini kastederek “orası kentin akciğeri ve araştırma merkezi ellerinizi lütfen buradan çekin” dedi. Erbatur’dan sermayeye arazi yağması yapmama ricasında bulunmak yerine onların bu niyetini teşhir etmeyi beklemek ancak saflık olabilir. Çünkü bütün konuşmasını üniversite-sanayi işbirliğine ayıran Erbatur, üniversitenin ve teknoparkın işadamlarına nasıl kazançlar sağladığını ‘alandan gelen bir hoca’ olarak anlattı.
    Hulusi Güven ise, Sabancı’nın kitabından alıntı yaptı. Kitabında Sabancı, zevk aldığı en önemli şeyin Adana Belediyesi’nin önünden Sular’a doğru Atatürk Caddesi boyunca çekirdek çitleyerek yürümek olduğunu yazıyormuş. Hulusi Bey ise ah vah ederek o günleri anıyor ve duygulandığını düşündüğü sanayicilerin karşısında “iş adamlarımızın kıymetini bilemedik, onları kaçırttık” diyerek bir yandan kent halkına ve öte yandan bağlı bulunduğu siyasetçi camiasına yükleniyor.
    Güven’in konuşmasının arasına giren ADSİAD Başkanı Onatça “hangi partiden olursa olsun 14 milletvekili de başta teşvik olmak üzere bir araya gelmeli Adana için çalışmalı” diyor ve seçimden sonra bir araya gelme çağrısı yapıyor.
    Adana sermayesine bağlılık vaatleri
    CHP’nin Sanayi ve Enerji Komisyonu’nda yer alan Tacidar Seyhan, teşvik ve bölgesel kalkınmada ADSİAD ve TOBB’un çabalarına övgüler yaparak başladığı konuşması şöyle sürdürdü; “Adana kalkınma potansiyeli en yüksek kent ama bankalardaki para sanayiye akmıyor. Sanayide girdiler fazla, bunları düşüreceğiz. Enerjide sanayici rahatlamalı. Doğalgaz ve mazot fiyatları sanayici için düşürülmeli. KOBİ’leri canlandıracak özel finans politikası oluşturulmalı ve sektörel bazda sanayicilere teşvik verilmelidir.”
    Seyhan’ın oldukça heyecanlı konuşmasının en hararetli bölümü ise şu cümle olmuştur; “Yatırımcının riski olacaktır, mali risk olacaktır. Bunu kamu üstlenmek zorundadır!” Tacidar Bey’in konuşması boyunca bir tek “halk, emek, yoksul” lafı geçmezken, ezilen kesimlere dönük tek bir talep dahi sıralanmamış ve pek tabii ki, Adana sermayesinin emek ve yoksul kesimler üzerindeki baskısına hiç değinil(e)memiştir.
    Ercüment Akdeniz
    www.evrensel.net