GÜNCEL

GÜNCEL

  • Nihayet Genelkurmay Başkanlığı, Hudson’daki toplantı konusunda bir açıklama yaptı. Açıklama, hukukçuların deyimi ile tevil yollu ikrar niteliğinde.


    Nihayet Genelkurmay Başkanlığı, Hudson’daki toplantı konusunda bir açıklama yaptı. Açıklama, hukukçuların deyimi ile tevil yollu ikrar niteliğinde. Yani, Genelkurmay Başkanlığı ‘Türkiye’den giden subaylar bu toplantıya katılmadı’ demiyor. ‘Toplantıya katıldılar ama haberde sözü edilen konular konuşulurken orada değildiler’ gibi şeyler söylüyorlar. Peki hangi sözler konuşulurken oradaydılar? Orada konuşulacak şeyleri dinlemeye tahammülleri yoksa ya da dinlemeleri sakıncalı ise niye oraya gittiler?
    Genelkurmay’ın açıklaması, soruları cevaplamıyor ve kimseyi tatmin etmedi.
    Anlaşılıyor ki Genelkurmay, bu toplantıya bazı subayların katıldığını Türkiye duymaz diye düşünmüş. Zaten, Yasemin Çongar’a bu nedenle kızıyorlar. ‘Büyük bir gazetenin deneyimli bir yazarı böyle bir olayı duysa, bilse bile nasıl yazar’ demeye getiriyorlar.
    Büyük gazetelerin “deneyimli” yazarlarının, askerleri zor duruma sokacak haber ve yazı yazmamaları geleneğinin ihlal edilmesini eleştiriyorlar. Bu haberin yayınlanması ve daha sonraki tartışmaları maksatlı buluyorlar. Yani, Genelkurmay ve askerler eleştirilemez, eleştirilirse mutlaka bir maksat vardır.
    Emekli bir general, TV’deki bir tartışmada AKP’nin son günlerde siyasi olarak güç duruma düştüğünü ve bu nedenle askerlere karşı böyle bir siyasi çıkış yaptığı tezini savunuyor. Haklı olabilir. Ama bu tezde de bazı problemler var. TV’deki programı yapan gazeteci sormuyor, soramıyor elbette (büyük bir gazete-TV’nin deneyimli bir yazar-programcısı olduğu için herhalde) ama emekli generale sormazlar mı, AKP neden Genelkurmay aleyhine böylesine siyasi manevralar tezgahlasın, Genelkurmay AKP’nin siyasi rakibi mi?
    Emekli generalin bu sözleri, aynı zamanda ‘AKP’nin siyasi rakibi askerlerdir’ demek olmuyor mu?
    O zaman, kendinizi iktidar partisinin siyasi rakibi olarak görüyorsanız, siyasi eleştirilere ve tezgahlara da muhatap olacaksınız.
    Bunlar elbette işin yüzeydeki görüntüleri. İşin aslı ise askerlerin ABD ile ilişkilerinin niteliği. Neden, çok sık denecek bir biçimde üst düzey bazı subaylar ABD gezileri yapıyor? Bu gezilerde neler konuşuluyor? Bunları Türkiye halkı bilmiyor. Halkın ve ülkenin geleceği ile ilgili çok önemli konular, “devlet sırrı” gerekçesi ile halktan gizleniyor.
    Enver Paşa, Sarıkamış Faciası’nda 80 bin genci politik emelleri uğruna kırdırdı. İstanbul’a döndükten sonra basının bu konuda haber yapmasını yasakladı ve ‘Doğu Cephesi’nde zafer kazandık’ diye gösteriş yaptı.
    Bu nedenle hamaset yapmadan, devlet sırrı gerekçesi ardına sığınmadan, Ortadoğu ve dünya politikasına ilişkin asker ya da sivil yöneticilerin izlediği politikayı halkın bilmesi gerekir. Gizli pazarlıklarla yeni maceralara sürüklenmemek için bu şarttır.
    Kamil Tekin Sürek
    www.evrensel.net