moda parkı’nın en yaşlı çocuğu

Moda Parkı’nın girişinde, sattığı oyuncakların içinde kaybolan, ihtiyar bir oyuncakçı Osman Tosun. 80 yıllık ömrünün 22 yılını, aynı yerde, aynı oyuncakları satarak geçirdi; kova-kürekler, fırıldaklar, çıngıraklı tekerlekler...



Moda Parkı’nın girişinde, sattığı oyuncakların içinde kaybolan, ihtiyar bir oyuncakçı Osman Tosun. 80 yıllık ömrünün 22 yılını, aynı yerde, aynı oyuncakları satarak geçirdi; kova-kürekler, fırıldaklar, çıngıraklı tekerlekler... Anne babalarının öyle bir niyeti olmasa bile, parkın girişinde çocukların gözü hemen takılıyor oyuncak tezgahına ve hiç olmazsa bir fırıldak tutuşturuluyor çocuğun eline. Çocukluğunda oyuncakçı dededen kova-kürek alanların bazıları, artık kendi çocuklarının çekiştirmesiyle uğruyor Osman Tosun’a.

Kova-kürek ve fırıldaklar
Bunca cafcaflı yeni oyuncaklar, konuşan bebekler, lazerli tüfekler varken, niye tezgahına hep aynı oyuncakları koyduğu sorulunca, “Fukara zümre benden alıyor. Zenginler dükkandan alır oyuncağı” diyor. Tezgahında bugüne kadar sattığı en pahalı oyuncak 10 YTL’ye gitmiş; genelde ise, 1 YTL’lik kova-kürekleri ve fırıldakları satıyor. Eskiden işlerin daha iyi olduğunu söylese de, pek şikayetçi gözükmüyor; harçlığını çıkarması yetiyor. Parkın Moda Burnu’ndaki kapısında 12 sene benzer oyuncakları satan arkadaşının vefat etmesinden beri, burasının oyuncak tekeli durumunda... Çorbalığını ve günlük 10 YTL olan otel parasını çıkararak, geçinip gidiyor. Bir de zar zor duyan kulağını doktora göstermeyi ertelemese...
Trabzon’dan 18 yaşında ayrılıp Samsun’a göç eden Osman Tosun, askerlik için geldiği İstanbul’u terk etmemiş bir daha. Terhis olunca, memleketine, annesinin yanına dönmeden önce, “cebindeki üç buçuk kuruşa, üç buçuk kuruş daha eklemek için”, Sirkeci’de çorapçılık yapmış. Birkaç hafta bu işi yapmayı düşünürken üç ay geçmiş. O sırada annesinin öldüğünü haber alınca, “Ne işim var memlekette” diyerek, seyyar satıcılığa devam etmiş. Çorapçılık, eskicilik derken, oyuncakçılığa başlamış. O günden bugüne, Tahtakale’den aldığı oyuncakları vapurla Kadıköy’e, oradan da ağır adımlarla Moda’daki tezgahına taşıyor.

Babasız ve çocuksuz
Başından geçen altı aylık evlilik hikayesini hızlıca anlatıyor: “O zamanlar bekarlık sultanlık, beylik derdik. Sonra evlenmeye karar verdim. Dul olsun, kız olsun, yeter ki insan olsun dedim. Mutabık kaldık, hoca nikahıyla evlendik. Sonra bir de baktık ki yanlış olmuş. Yol yakınken döndük...”
“Dayısı işini yıkınca”, bir daha evlenme fırsatı bulamamış. “Yaşlanınca, yaş kemale erdi mi çocuk aranır” nasihatini vermeyi ihmal etmeden, “Bir daha evleneceğim de ne olacak derdim. Ama bir de şimdi sor” diyor. Henüz dört yaşındayken babasını kaybederek adım attığı hayatta, kendisi de baba olamamasına rağmen, her gün onlarca çocukla iç içe yaşayarak huzur buluyor. Moda Parkı’nın cıvıl cıvıl ortamında, yılın on ayı boyunca, aynı kapıya yere serdiği oyuncaklarının yanına taburesini koyuyor ve gelip geçenleri izliyor. Civarda, parka gelen çocukların eline tutuşturulacak oyuncak satılan başka bir yer olmadığından, parkın demirbaşı durumunda Osman Tosun; adeta oyuncaklardan sorumlu bir bekçi gibi.

Engin Esen
www.evrensel.net