diyarbakır’da çocuklar öldürmece oynuyor

Savaşın, olağanüstü hallerin, yasakların ve faili meçhullerin ortasında doğan, ailelerinde bu dönemde “öldürülmüş” en az bir kişi bulunan bölge çocuklarının favori oyuncağının “silah”, en sevdiği oyunun “öldürmece” olması garip mi...



Savaşın, olağanüstü hallerin, yasakların ve faili meçhullerin ortasında doğan, ailelerinde bu dönemde “öldürülmüş” en az bir kişi bulunan bölge çocuklarının favori oyuncağının “silah”, en sevdiği oyunun “öldürmece” olması garip mi...
Diyarbakır’ın Seyrantepe, Ben û Sen ve Suriçi gibi birçok semtinin sokaklarında, adım başı çocuğa rastlamak mümkün. Yüzlerinde bakımsızlık ve ihmalin izleri olan bu çocukların bedenlerini mutluluğa kesen en büyük oyunları “öldürmece”… Öldürmece oynamak için en gerekli olan oyuncak ise silah. Yoksul semtlerindeki çocuklar için bu oyuncak silahlara sahip olmak bile büyük bir ayrıcalık. Tüm arkadaşlar bir araya toplandıklarında boncuk sıkan silahlarını ellerine alır, köşe başlarını tutarlar. Yüzlerini kapar, ölmemek için öldürürler en sevdikleri arkadaşlarını. Çünkü oyunun kuralı böyledir: Yaşamak için öldüreceksin!
Birçok çocuğun bayramdan bayrama verilen harçlıklarla alabildiği bu silahlardan birine sahip olmuş 12 yaşındaki Şahin. Şahin, bu silahı almak için bayramı, harçlık almayı beklemek zorunda değil. Çünkü çalışıyor ve kendi parasını kazanıyor. Günde 2-3 YTL kazandığı ayakkabı boyacılığıyla, 35 YTL’lik kuru sıkı silah almış bir ay kadar önce. Ancak elindeki silahı polise kaptırmış. Şimdi günlerdir yeniden para topluyor. Aynı silahı yeniden alabilmek için.
Hayata dair çocuklara özgü olması gereken beklenti ve hayalleri yok Şahin’in. Sokaklarda yaşamak, hayallerinin gerçekleşemeyeceğini öğretmiş, vaktinden önce büyütmüş Şahin’i. Bu yıl 6’ncı sınıfa en iyi derecede geçen Şahin, çalışma dışında arkadaşlarıyla fırsat buldukça en sevdiği spor olan futbol oynuyor ve silahı olursa hayali operasyonlar düzenliyorlar Diyarbakır’ın yoksul sokaklarında.

Polis olana kadar
Diyarbakır’da güçlü görünmenin tek göstergesi bir insanın silahının olması… Silahı olan insana hiç kimsenin zarar veremeyeceği inancında Şahin... Belki bu yüzden silahlarıyla sokakların hakimi olan güvenlik güçlerine özeniyor en çok. Bu yüzden de polis olmak istiyor en güçlüsü olmak için. Şahin her ne kadar tercihinin nedenini “Valla ben de bilmiyorum neden polis olmak istediğimi” dese de; doğduğu, ama çok küçük olduğu için hatırlayamadığı boşaltılan köyünden neden apar topar çıkarıldığının da ayırdında değil daha. Bir tek Kürtçe ismini hatırladığı Lice’ye bağlı Biramazin köyünün olduğunu biliyor. Yumulmuş, iki kat olmuş küçük bedeninden bize doğrulttuğu iri sert sulanmış gözlerinden kararlılık okunuyor. 10 kardeşler. Babası lokantada dönercilik yapıyor. Ve Şahin polis olana kadar sokaklarda çalışmak zorunda...

Hiç oyuncağı olmadı
Şahin’in en yakın arkadaşı 13’ündeki Sinan. Oyuncak arabası, motoru var. Babası almış. Babasının en son aldığı ve Sinan’ın en sevdiği oyuncağı olan silahı kırılmış. Sinan’a yönelttiğimiz soruları daha atak ve konuşkan olan Şahin yanıtlıyor. 14 kardeşten biri olan Sinan da Şahin gibi ayakkabı boyacılığı yapıyor, vaktinin çoğunu sokaklarda geçiriyor. Ve Sinan kötülere karşı güçlü olmanın tek seçeneği olarak silahı görüyor.
16 yaşındaki Vedat, Sinan ve Şahin ile aynı mahalleden. Hayatı boyunca hiç oyuncağı olmayan Vedat, “Hiç paramız olmadı oyuncak alsınlar bana. Çocukluğum oyuncaksız geçti” Sur diplerindeki parktaki salıncakta salınırken karşılaştığımız Vedat, farklı düşünüyor: “Şiddet içeriyor silah, bıçak bizim mahallede tüm çocukların elinde. Şimdi bu yaşta eline silah alan çocuk sonra kim bilir neler yapar. Ama çok seviyorlar. Bu beni korkutuyor.”

Gözüne vurmuş
13 yaşındaki Mithat’ın gözüne oyuncak silahın boncuğu değmiş gözleri günlerce şiş ve mor gezmiş. “Kör olmaktan şansım varmış kurtuldum” diyor. O yüzden ailesi en sevdiği oyuncak olan silahtan mahrum bırakıyor Mithat’ı. Diğer oyuncakları da seviyor. Taksi, yapboz, kamyonet... Ama Mithat’ın gözünde oyuncakların gözdesi silah… 9 yaşındaki Hamdullah gibi Mithat da harçlık alabileceği en yakın bayramı bekliyor silah alabilmek için. Belki tüm Diyarbakır’ın yoksul çocukları için böyle bu. Çünkü her bayram sabahı gözlerimizi patlayan maytap ve kuru sıkı oyuncak silah sesleriyle açıyoruz. Ve bu çoktan her bayramın değişmeyen hatta gelenekselleşen bir yönü oldu bile.

Derya Karaçoban
www.evrensel.net