GÜNLÜK

  • Eskiden kent merkezlerinde ağaçlar, çınarlar vardı;Evlerin bahçelerinden…


    Eskiden kent merkezlerinde ağaçlar, çınarlar vardı;
    Evlerin bahçelerinden…
    Sokak aralarındaki arsalardan göğe doğru yükselen;
    Dallarında kuşlar öterdi.
    Çınaraltı kahvelerinden bunalmamış insan sesleri gelirdi.
    Şimdi kentlerde kuş sesleri dinleyebiliyor musunuz?
    Oysa ağaçlar bağrına basardı sizi.
    Güneşten korur…
    Yapraklarıyla ruhunuzu okşar…
    Dallarında kuşlar duygu yüklü ezgiler söyler…
    Umudunuzu yenilerdi.
    Bunaldığınızda…
    Yüreğinizi taze kır çiçeklerine açmak istediğinizde koruluklara dalar…
    Sırtınızı bir ağaç gövdesine dayayıp ruhunuzu esintilere salardınız.
    Ya da yorgun bedeninizi bir çınarın gölgesine emanet ederdiniz.
    Peki, güneşin öfkeli ve yakıcı ışıklarından korunmak için gökdelenlerin gölgesine sığınabiliyor musunuz?
    Ne bu kadar sıcaklar vardı.
    Ne beton duvarlar sizi bu kadar kuşatır…
    İçinizde bu kadar bunaltı, kusma, nefret, uzaklara kaçma…
    Ne de ıssız adalar çağrısı uyanırdı.
    ***
    Şimdi ağaçlar yerine beton yükseliyor kent merkezlerinde.
    Onlarca katlı binalar, gökdelenler…
    O beton direkler kentlerin…
    Yani sizlerin bizlerin soluk borularını kesti.
    Peki, gökdelenler arasına dalabiliyor musunuz dinlenmek için.
    Esintilere salabiliyor musunuz içinizi?
    Kentlerin ortasından köpek balığı ağzı gibi göğe yükselen o yapılara baktığınızda içinize bir tatlı huzur doluyor mu?
    ‘Oh, şükür, dünya ne güzel, yaşamak ne güzel’ deme isteği uyanıyor mu?
    Beton hançerlerin gölgesine sığınabiliyor musunuz?
    Sırtınızı beton direklere yaslayıp uzaklara dalıyor musunuz?
    Kuşlar ötmüyor cadde boylarında.
    Ama araba klaksonları kulaklarınızı tırmalıyor.
    Ömürler beton duvarlar arasında hapse çevrilmiş kentlerde koşturmacayla tükeniyor.
    Ve küresel şaklabanlar bu tabloya bakıp övünüyor…
    Borsa kargaları;
    Gelişen ekonomi…
    Büyüyen teknoloji…
    Yatırım naraları atıyor!
    Ya insan?
    Ya doğasız kalmış…
    Soluk boruları kesilmiş…
    Ağaçları… Çınarları… Kır çiçekleri kokuları ellerinden çalınmış insanlar?
    Kuşları kafeslere…
    Balıkları akvaryumlara koydular…
    İnsanın, doğanın ruhunu gökdelen yapacağız diye kentlerden kovdular.
    Peki ya siz…
    Kentlerdeki insanlar, siz nesiniz?
    Farkında mısınız, çok yıllardan beri koca kentlerde beton duvarlarla çevrilmiş müebbet hapislerdesiniz?
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net