Fotoğraf: Evrensel

‘Güvenli bölgeler’ yeni göçe neden olabilir

Göç haftası etkinlikleri kapsamında Akdeniz Göç-Der tarafından düzenlenen panelde, özellikle 1990’lı yıllarda artan göç hareketleri ve göç edenlerin psikolojik, psiko-sosyolojik ve ekonomik yaşamlarında meydana gelen olumsuzluklar masaya yatırıldı


Göç haftası etkinlikleri kapsamında Akdeniz Göç-Der tarafından düzenlenen panelde, özellikle 1990’lı yıllarda artan göç hareketleri ve göç edenlerin psikolojik, psiko-sosyolojik ve ekonomik yaşamlarında meydana gelen olumsuzluklar masaya yatırıldı. Panelde, son dönemde artan askeri operasyonlar ve çizilen güvenlik bölgeleri nedeniyle yeni bir göç dalgası oluşabileceğine de dikkat çekildi.
MTSO Konferans Salonu’nda, Mimar Sinan Üniversitesi’nden Doç. Dr. İsmet Emre Işık ve Sosyolog Ahmet Gegez’in konuşmacı olduğu panelde, birçok yerel yönetici ve kurum temsilcisinin de davet edilmesine rağmen katılımın düşük olduğu görüldü.
Mersin’de göç ve göçten kaynaklı sorunların işlendiği belgeselin gösteriminin ardından açılış konuşması yapan Akdeniz Göç-Der Genel Başkanı Selahattin Güvenç, derneğin kuruluş amacını ve çalışmalarını anlattı.
Mersin ve göç
Mersin’de göçle oluşan mahallelerde bin aile ile yaptıkları görüşmelerin sonuçlarını açıklayan Güvenç, “Yaşanan sorunların boyutları o kadar büyük ki bu sorunların sadece dernek çalışmasıyla çözülemeyeceğini gördük” dedi.
1992-97 yılları arasında yaşanan çatışmaların, Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde pek çok köyün boşaltılmasına ve 3 milyonun üzerinde insanın çeşitli illere göçüne neden olduğunu belirten Güvenç, bu süreçte Mersin’e de 200 ila 250 bin civarında insanın göç ettiğini kaydetti.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan yapılan göçlerin, Kürt sorunundan bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayan Güvenç, son dönemlerde artan askeri operasyonlar ve ilan edilen güvenlik bölgelerinin, yeni bir göç dalgasına yol açabileceğini söyledi.
‘Bir ay içinde mahalle ve sokaklar oluştu’
Panelde, “’90’lı yıllardaki göçü kavramak, geleneksizleşme, köksüzleşme ve dışlanma mekanları” başlığıyla sunum yapan Mimar Sinan Üniversitesi’nden Sosyolog Doç. Dr. İsmet Emre Işık, göçle ilgili araştırmaların bir yönünün felsefik, bir yönünün de itiraflar olduğunu söyledi. Osmanlı’daki göçün, köylülüğü artırmak yönünde olduğunu, Cumhuriyet döneminde ise bunun tersinin yaşandığını belirten Işık, “Fakat Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin göçü hiç yönetemediğini görüyoruz. Özellikle 1950’lerde başlayan ve dünya literatürüne kattığımız gecekondu kavramı, bu yıllardan sonra başladı. 1990’larda oluşan göç ise çok dramatiktir. Kamyonlarla gelen insanları, bir ay içinde oluşan mahalleleri ‘90’larda İstanbul’da gördük. Buradan çıkan sonuç da tam anlamıyla göçü yönetememektir” dedi.
Doç. Dr. Işık, resmi söylemin dışında çözümler yaratılmadığı takdirde, göçle oluşan mahallelerde yoksulluk temelli çok ciddi sorunların ortaya çıkabileceğini de vurguladı.
İnsanların kentlere göç etmesinin doğal olduğunu söyleyen Işık, Türkiye’de yaşanan göçlerin ise çok kötü bir deneyim ve travma halinde ortaya çıktığını ifade etti. Tersine göçe yönelik araştırmalarda, çok az insanın geriye döneceği, gençlerde ise bu isteğin olmadığı sonucunun ortaya çıktığını belirten Işık, “Göçü salt güvenlik sorununa, göçmeyi de suça indirgemek, insanları zorla göç ettirildiği yere yine zorla göç ettirmeye çalışmak, asla kabul edilemeyecek bir durumdur” diye konuştu. (Mersin/EVRENSEL)
Cumali Akkaş
www.evrensel.net