EMEK DÜNYASI

EMEK DÜNYASI

  • Seçime bir aydan az bir zaman kaldı. Seçime katılacak partiler “seçim bildirgeleri”ni yayımlıyor; böylece halka ne vaat ettiklerini, en azından önümüzdeki 5 yılda nasıl bir Türkiye için mücadele edeceklerini ilan ediyorlar.


    Seçime bir aydan az bir zaman kaldı. Seçime katılacak partiler “seçim bildirgeleri”ni yayımlıyor; böylece halka ne vaat ettiklerini, en azından önümüzdeki 5 yılda nasıl bir Türkiye için mücadele edeceklerini ilan ediyorlar.
    Seçime katılacak iddialı partilerden MHP ve CHP seçim bildirgelerini yayımladılar. AKP’nin ise seçim bildirgesini dün yayımlayacağı söyleniyordu. Ama bu yazı yazıldığında henüz yayımlanmamıştı.
    ÜLKE SORUNLARI , HAMASET VE
    GÖRMEZLİKLE GEÇİŞTİRİLİYOR
    Elbette sermaye partileri de bütün vaatlerini, Türkiye’nin bütünü, özellikle de Türkiye’nin nüfusunun yüzde 90’ını oluşturan yoksul halkın kendilerine oy vermesini düşünerek belirliyor. Ve bildirgelerin bir bölümüne, gerçekten yapmak istediklerini değil de vatandaşın gözünü boyamak için gerekli olan şeyleri yazıyorlar. Bunun için de sermaye partilerinin bildirgelerindeki gerçeği anlamak için ne yazdıklarından çok neleri yazmadıklarına bakmak gerek.
    Örneğin MHP bildirgesini sunan Devlet Bahçeli; “Uçurumun kenarına sürüklenen Türkiye bugün bir yol ayrımına gelmiştir” diyor ama Türkiye’yi bu noktaya getirenin “kanlı terörün alçak saldırıları ve etnik bölücülüğün hayasız tahrikleri” olduğunun ötesinde hiçbir şeye değinmiyor. Ya da Deniz Baykal; “Bu program Türkiye’yi restore etme projesidir” diyor ve “tek başına iktidar için 72 milyondan oy” istiyor.
    Bu iki partinin seçim sonrasında “kuvvetli bir ihtimalle” koalisyon ortakları ya da “ana muhalefet ortağı” olacağı belirtildiğine göre her ikisinin seçim bildirgesini birden ele almak, ortak yanlarına dikkat çekmek önemli.
    Her iki parti de “Cumhuriyet’in tehdit altında, ülkenin bir yol ayırımında olduğunu söylüyorlar. Ama iki partinin seçim bildirgesinde de ülkenin “bir yol ayırımına gelmesi”ne yol açan sorunlar ve bu sorunların çözümüne dair hiçbir şey yok.
    CHP VE MHP BİLDİRGELERİNDE TÜRKİYE’NİN GERÇEK SORUNLARI HİÇ YOK!
    Bu iki bildirgede olamayanları sıralayalım:
    1-) Artık bir çözüm dayatan Kürt sorununun çözümüne dair hiçbir şey yoktur. Dahası yıllardır onca acılara, onca ekonomik, sosyal, siyasal çalkantılara sürükleyen, ülkeyi bir iç kargaşanın eşiğine getiren 72 milyon halkın bir çözüm beklediği Kürt sorununun adından bile söz edilmiyor bu iki bildirgede de. En ileri gittikleri noktada bile Genelkurmay ağzıyla konuşup “teröre karşı ekonomik ve sosyal önlemler” almaktan, baskı ve şiddeti artırmaktan dem vurmaktadırlar.
    2-) Yine bu iki partinin bildirgelerinde; “şeriat tehdidi” diye ortalığı toza dumana boğdukları halde laisizm ve bu sorunu nasıl çözeceklerine dair de bir kelime yoktur. İmam hatipler, türban, Diyanet, Aleviliğin meşru bir İslam mezhebi olarak kabul edilmemesi gibi konularda, devletin din karşısındaki tutumu konusunda hiçbir şey söylemeyerek statükonun aynen sürdürülmesini onaylamaktadırlar.
    3-) Yine bu ülke cumhurbaşkanını seçemeyen, nüfusun yarısının bile oyunu alamayan partilerin milletvekillerinin tümünü çıkardığı bir seçim ve siyasi partiler sistemine sahipken; dahası, yaşanan sorunların bir yanı da bu adaletsiz siyasi sistemle bağlantılıyken CHP ve MHP seçim bildirgelerinde, sanki böyle bir sorun hiç yokmuş gibi bunlardan hiç söz edilmiyor.
    4-) Ekonomik politikalara dair her iki partiden de ciddi bir itiraz yok. Örneğin IMF, Dünya Bankası ve TÜSİAD programı olan mevcut ekonomik program ve programın başarısı için geliştirilen politikalara karşı söyledikleri tek şey; “bu sistemi daha iyi işletecekleri”, “rekabetçi serbest piyasa düzenini” (MHP böyle diyor) ya da “sosyal piyasa düzenini” (CHP böyle adlandırıyor) geliştirecekleridir. Yani IMF ve TÜSİAD yine ekonominin başında olacak ama bu partiler de “emekliye bir maaş fazla” verecekler, “asgari ücretten vergiyi kaldıracak”lar, “emeklileri, köylüleri enflasyona ezdirmeyecekler”... İnanırsan böyle!
    5-) Her gün AB’ye ve Amerika’ya karşıymış havalarında dolaşırlar. Ama her iki partinin bildirgesinde de ABD’nin Ortadoğu’ya müdahalesine yönelik bir satır eleştiri, karşı çıkış olmadığı gibi NATO, Amerika’nın Türkiye’deki faaliyetleri, Gümrük Birliği ve AB’nin müdahaleleri konusunda da hiçbir şey yoktur. Öyle anlaşılmaktadır ki bu iki parti, Amerika’yla olan ilişkilerinden memnundur. AB’ye itirazları ise sadece milliyetçiliğe, ırkçılığa karşı getirilen sınırlamalar ve demokratik kimi normlarla ilgilidir.
    EMEP’İN BİLDİRGESİ, GERÇEK
    SORUNLARIN ÇÖZÜM BİLDİRGESİDİR
    Oysa cumartesi günü bir basın açıklamasıyla basına dağıtılan Emek Partisi’nin seçim bildirgesi; CHP ve MHP bildirgelerinin tam tersine, Türkiye’nin başlıca sorun olarak gördüğü 1-) Kürt sorununun demokratik bir biçimde çözümü ve siyasal sistemiyle, adalet sistemiyle, anayasasıyla demokratikleşmiş bir Türkiye, 2-) Laisizmin ayaklar üstüne oturtulması; din ve devletin tümüyle ayrılması, 3-) IMF-TÜSİAD programına karşı Türkiye’nin imkanlarını iç ve dış sermaye güçlerinin değil (IMF ve TÜSİAD’ın değil emekçilerin taleplerini karşılayacak) halkın ihtiyaçlarına göre harcanmasını öngören halkçı bir ekonomik programın savunulması, 4-) ABD ve AB’nin Türkiye ve bölgeye müdahalelerine karşı çıkan komşularıyla ulusların kendi kaderini tayin hakkını esas alan bir demokratik ilişki üstünden, ülke ve dünyada barış için mücadele eden, emperyalizme karşı bölge halklarıyla birleşmeyi amaçlayan bağımsız bir Türkiye programını esas alan bir bildirge olmuştur. Ve EMEP bu bildirgede; Türkiye’deki emekçilere ve tüm demokrasi güçlerine ortak talepler etrafında birleşmek, ülkenin kaderine el koymak yönünde çağrı yapmaktadır.
    BİLDİRGELERİN ÖTEKİ YÜZÜ
    ‘SEÇİM YALANLARI’DIR
    Seçim bildirgelerinin karşıtlığı bile göstermektedir ki sermaye partilerinin, bugün ana muhalefet olup seçimden sonra da iktidar adayı olan partilerinin, ülkenin sorunlarını çözmek için değil kendilerinin iktidar olması için sorunların yarattığı sonuçları (terör, bölücülük ya da şeriat tehdidi), halkı köşeye sıkıştırmanın dayanağı yapıp ülkeyi, sürekli diken üstünde olacağı; baskı ve şiddetin sürekli yönetim biçimli olduğu bir mecraya sokmak için oy istediklerini göstermektedir. Son 60 yıl da bunu açıkça göstermektedir. Her biri bu altmış yıldan birinci derecede sorumlu CHP, MHP ve elbette AKP, DP, GP, SP gibi partilerin bildirgelerinde yer alan “Emekliye bir maaş fazla verilecek”, “Mazot 1 YTL olacak”, “Asgari ücret vergi dışı bırakılacak, sağlık ve eğitimde şunları yapacağız” gibi az çok halkın sorunlarını rahatlatacak gibi görünen vaatler ise tümüyle halkı aldatmak için öne sürülmüş “seçim yalanları”dır.
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net