Bugün çok sıcak olacakmış

Meteoroloji kesiminin yetkilileri, günlerdir bugünün çok sıcak olacağını; yaşlıların, çocukların, kalp hastalarının sokağa çıkmaması gerektiğini öğütlüyor. Öldürücü olurmuş bu sıcaklar.


Meteoroloji kesiminin yetkilileri, günlerdir bugünün çok sıcak olacağını; yaşlıların, çocukların, kalp hastalarının sokağa çıkmaması gerektiğini öğütlüyor. Öldürücü olurmuş bu sıcaklar. Önce altını çizerek söyleyeyim; biz Türkiye’de yaşayanlara bu “öldürücü sıcaklar” etki yapmaz. Yıllardır AKP iktidarının boyunduruğu altında yaşayan bizlere dokunmaz, öldürmez bizleri...
Ne demişti yıllarca önce bir Karadenizli: “Biz Lâzız, AIDS bizi etkilemez…” Ben de bu sözden yola çıkarak “Biz Türkiyeliyiz, öldürücü sıcaklar bizi etkilemez” diyorum. Bir kez her şeyden önce, 57 yıldır “devlet adamı” olmasını öğrenemeyen “politikacılar”ın günümüzdeki fotokopileri bizim etkilenmemizi engeller.
İşte size bu sıcak çarşamba gününde, hem “eğlendirici” hem de “sulu” bir haber: AKP’lilerin Başbakanı’nın önünde “Newroz Şov” yapıp ateş üzerinden o mutena ve müstesna cüssesiyle atlayan AKP’lilerin Kültür Bakanı Atilla Koç, “su kuyusu motoru”nun açılış törenini yapacakmış. Ne yüce, ne ulvi bir tören!.. Bu tesisin ürünleri, eminim halkımıza serpilerek onların öldürücü sıcaklardan korunmasını sağlar... Böyle bir AKP bakanına sahip olduğumuz için mutluluk duymalıyız... Galiba Yunanlılar da bizimkini örnek alarak sokaklarına klimalar, su fışkırtan makineler koymuşlar, televizyondan gördüm.
Mezrada tavuk kümesi açan bakan da gördüğüm için hiç şaşırmadım. İçimi hoş bir serinlik kapladı bu sıcak günlerde...
AKP’lilerin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da bu sıcak günlerde, halkını düşünen, onları “üfürerek” serinleten bir mümtaz kişi. “Minarelerin süngü, kubbelerin kalkan” olduğu günleri gerilerde bırakan Recep Bey, ilahi nefesini devreye soktu. “Biz gece rüya görüp sabah kalkıp meydanlarda üfürenlerden değiliz” diye birilerine çatarken, bir başka meydanda da şöyle üfürüyordu: “Bakınız, birisi meydan meydan dolaşıyor. Babası, kardeşi yurt dışında kaçak. Madem dürüstsün, niye kaçıyorlar?” Üfür üfür heyecanlı oluyor, üstelik de serinletici... Böylesine dürüstlük dersi veren AKP’lilerin Başbakanı, nedense kendi kaçaklığından söz etmiyor. Madem bu denli dürüstsün, son seçim öncesi verdiğin “Dokunulmazlık kalkacak” sözünü neden tutup örneğin “bilet kalpazanlığı” ya da benzeri dosyalardan yargı önüne çıkmaktan tırstın?
AKP’lilerin Başbakanı RTE ekliyor: “Neden yargıdan kaçıyorsun?” Sahi Recep Bey, siz neden kaçıyorsunuz yargıdan? Hadi biraz da bu konuda üfür bizi, serinlet bizi... Biraz 1970’lerin, Aydemir Akbaşların seksi Türk filmlerinin adı gibi oldu ama kusura bakmayın: “Üfür beni, serinlet beni...”
Sevgili Ş. Avni Ölez’in dediği gibi “Demokrasi diktatörlüğü’nün egemen olduğu Türkiye’de, 12 Eylül’ün Yüce Lideri Kenan Evren’in Anayasası’nın oylanması gibi bir seçim yapılıyor ülkemizde. 27 yılda değişen bir şey olmamış. Aynı kafa, aynı tıraş. Doğu’da jandarmalar, “Bağımsızlara oy vermeyin” diyorlar; Batı’da havaalanlarında gurbetçilerin bağımsızlara oy verilmesi yasaklanıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yine iş düşecek galiba. Allangirli 160 oy yüzünden bazıları için seçim yenilenir ama yüz binlerce oya baskı uygulanır. “O biçim demokrasi”lerde böyle oluyor zahir...
Bugün çok sıcak olacakmış. Acaba İzmir 2. Bölge’nin Adayı Mehmet Muhdi Aslan n’apıyor? Kendisini tanımıyorum, hiç görmedim. Ama yine de ufak bir öğüdüm var: “23 Temmuz’a kadar sık dişini... Bu sıcak havalarda serinlemek istiyorsan, AKP’lilerin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP’lilerin başı Deniz Baykal’ın beyanatlarını oku. Öylesine güzel üfürüyorlar ki... Aman dikkat et, zatürree olma! Çünkü sen bize gereklisin...”
AKP’lilerin Başbakanı, “Bağımsızlara oy vererek oyunuzu ziyan etmeyin” diye buyuruyor. Onun ağababaları, 1965 seçimleri öncesinde de benzeri önerilerde bulunmuştu. Ve Türkiye İşçi Partisi (TİP) 15 milletvekili, 2 senatör sokmuştu Meclis’e. Bu acıtmıştı Meclis’teki düzen partilerini. Ve sonunda işi kaba kuvvete bile dökmüşlerdi. Ben aslında bundan korkuyorum. Bağımsızlar Meclis’e girince düzen partilerindeki “Başkan’ın adamları”, yani hepsi saldırabilirler. Üstelik bu son Meclis’tekiler, birbirlerini döverken basbayağı staj yaptılar.
Onun için Meclis’e çok bağımsız sokmalıyız...
Bugün çok sıcak olacakmış. Bu sıcak havada son olarak iki soru takıldı aklıma. Biri RTE’yle ilgili. Onun ağzıyla soruyorum: “Niye yargıdan kaçıyorsun?”
İkincisi Süleyman Demirel’le ilgili: “Her şeyi biliyorsun, her konuda konuşuyorsun. Peki niye EEF Bursiyerliği hakkında bir açıklama yapmıyorsun?”
Eminim ikisinde de bana yanıt verecek yürek yok... Hodri meydan, sıkıysa konuşsunlar...
Bülent Habora
www.evrensel.net