Aydınlatma faaliyeti yürütmeliyiz

Aydınlatma faaliyeti yürütmeliyiz

Seçimler yaklaştıkça oy verilmesi muhtemel partiler masaya yatırılıyor. Herkes oyunu vereceği partiyi şurasından burasından savunarak hem oy verme gerekçesini anlatmaya çalışıyor hem de diğer partilere neden oy verilmemesi gerektiğini...


Seçimler yaklaştıkça oy verilmesi muhtemel partiler masaya yatırılıyor. Herkes oyunu vereceği partiyi şurasından burasından savunarak hem oy verme gerekçesini anlatmaya çalışıyor hem de diğer partilere neden oy verilmemesi gerektiğini izah ediyor.
Aslında oy verecek kişi ile parti arasında böyle bir ilişkiden az çok beklenen, bu partilerin oyunu almak istediği kesimlerin bazı temel isteklerinin karşılığının verilebilmesidir. Ancak elli küsur defa değişerek bazen yarım sol, bazen parçalı bazen de tam olarak çoğu zamanda sağcı partiler hükümet olmuşlardır ama emekçilerin sorunlarını büyüterek bir sonrakine devretmişlerdir ve seçimlerden önce ne söylemişlerse tersini uygulamışlardır. Örneğin işsizlik hep büyümüş, emekçilerin alım gücü ise sürekli düşmüş, esnafların ödediği vergiler artmış istikrarlı bir şekilde yoksullaşmışlardır. Memurlar ise her geçen gün bazı temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz duruma düşürülmüşlerdir. Köylüler deseniz önceden ekip biçtiği tarlasına dönüp bakmayacak duruma gelmiştir.
Diğer yandan holdingler büyümüşler, yaşamın bütün alanlarına kök salmışlar. Bankaların kârları hep artmış, fabrikalarda çalışan işçi sayısı azalmış. Bir de dolar milyarderlerimizin sayısı iki üç kat artmış. Hangi hükümet olursa olsun bir avuç zengine çalışmışlar.
Peki elli küsur yıl hükümet kurmaya yeten sağ oylar yukarda andığımız işinden edilen, maaşı küçülen, ekim yapamaz hale gelen, kimliğinden dolayı başına gelmedik kötülük kalmayan, eğitim hakkı elinden alınan emekçilerin oyları değil mi? Peki nasıl oluyor da iktidara getirdiği partinin uygulamalarından en çok kendisi zarar görüyor. İnsanların kendilerine isteyerek zarar vermeleri imkansız olduğuna göre bu işin sırrını nerede aramalıyız.
Şimdi ortalama aklın vereceği cevapları birlikte paylaşalım. Birincisi emekçilerin ekonomik beklentileriyle siyasi tercihleri arasında bilinçli bir uyum yok. Oy verenler hesap sormaya yönelemiyorlar. İkincisi partisiyle ilişkisi dünyevi meselelerden pek etkilenmemiş gözüküyor, çünkü babadan kalma devam edebiliyor. Aslında bu partiler en sağından sol görünenine kadar kol kola girmelerine rağmen emekçilerin böyle bir yola girmemeleri için ellerinden gelebilecek her şeyi yapıyorlar. Üçüncüsü kafa karışıklığı yaratılarak başka bir suçlu yaratıp kendilerinin sorumluluklarını gizleyebiliyorlar. Ama asıl olan dördüncüsü öyle ki diğer sebeplerin hedefe vurmasını sağlıyor ve durumun değişmeyeceği düşüncesinin yerleşmesine yol açıyor. Bu dördüncü mesele ise en başta değiştirme dönüştürme gibi devrimci bir sorumluluk üstlenmiş kesimler olmakla birlikte, üstelik devrimci fikirlere en çok ihtiyaç duyulan bu alanlarda yeterince çalışmanın yürütülemiyor olmasıdır.
Bu seçim çalışması en azından bu alandaki ihtiyaçlara cevap veren adımların atıldığı bir çalışma olarak da yürütülmek zorundadır. Partimizin tecrübesi ve birikimi, gazetemiz başarılarımızın teminatı olmaya yetecek niteliktedir. Yeter ki bunlardan faydalanmayı öğrenelim.
Hasan Doğan (ANTALYA)
www.evrensel.net