28 Haziran 2007 00:00

TABLO

Burjuva kapitalist sistem denetimindeki bütün araçları kullanarak yarattığı , açlık, yoksulluk, işsizlik ve bağımlılığın çözümünün yine kendisinde olduğunu iddia eder(!)

Paylaş

Burjuva kapitalist sistem denetimindeki bütün araçları kullanarak yarattığı , açlık, yoksulluk, işsizlik ve bağımlılığın çözümünün yine kendisinde olduğunu iddia eder(!)
Burjuvazinin bu sürecin oluşmasında kullandığı araçlar ise; siyasi partiler, medya, tekelci sermayenin yanı sıra, önemli role sahip olan ve bütün toplumun yaşamını düzenlemek ve korumak iddiasıyla çıkardığı yasalardır!
Öyle ki , düşüncesini ifade eden aydınlar, emekçiler ve yoksul halk söz konusu olunca mevcut yasalar detaylıca devreye girebilmektedir. Oysa sömürü politikalarını yürütenler, ihanet edenler, halkı aldatanlar, yalan söyleyenler, ikiyüzlüler, hırsız ve dolandırıcılar söz konusu olduğunda bu “yasaların” aynı detayda uygulandığını söylemek mümkün değildir.
Bu çelişkilerin derinliği çeşitli dönemlerde su yüzüne çıkmaktadır. Seçim sürecinde olduğumuz şu günlerde bu çelişkilerin en bariz örneklerine tanık olmaktayız.
Tam bir demokrasicilik oyunu ile girildiği bu seçim sürecinde fırsat eşitliği bir yana, sistem dışı çabalarla, halkı ve emekçileri temsil edebilecek güçlere her türlü engel çıkarılabilmektedir. Örneğin “bin umut adayları” olarak adlandırılan “emek, barış ve demokrasi” adaylarına her türlü engel ve sansürün uygulanması manidardır.
Yıllardır ülkeyi talan eden, CHP’sinden MHP’sine; DP’sinden AKP’sine; SP’sinden GP’sine bütün burjuva siyasi partilerin, özelleştirmeden, tarımın çökertilmesine; işsizlikten, yoksulluğa; AB-ABD bağımlılığından, IMF-DB politikalarına teslimiyete kadar yıkıcı sonuç yaratan bütün uygulamaların altında imzası olmasına rağmen, bu süreçle ilişkileri yokmuşçasına pişkince ve arsızca halkın karşısına çıkarak işsizliğe, yoksulluğa çözüm bulacaklarını söylemeleri ibret vericidir.
Genç Parti’nin , “mazotu 1 YTL” yapacağız söylemiyle başlayan ve ufuksuz, demokrasi düşmanı , gündemi halkın gerçek sorunlarından uzaklaştırmakla görevli CHP’nin de katılmasıyla başlayan aldatma söylem dizisi devam etmektedir.
“Mazot 1 YTL olur mu, olmaz mı ?” sorusunun yanıtı bu kısa soruyla sınırlı tutulursa bağlantılı acı gerçeklerin üzeri örtülmüş olur.
Genç Parti cephesinden şu gerçekler yanıtlanmalıdır: Özelleştirme, serbest piyasacı ve talan politikalarını uygulamayı savunmanın yanı sıra yıllarca ülkenin kaynaklarını hortumlayarak, içini boşalttığı bankaların hesabını henüz vermeden kendilerinin de içinde yer aldığı halkı yoksullaştırma eylemlerini unutturarak , bu yoksulluğu fırsat bilerek aldatıcı vaatlerde bulunmasına ne ad verilebilir?Bu davranışın adı ;aldatma ve pişkinliktir. Genç Partisi Genel Başkanı Cem Uzan’ın bu pişkinliğine karşı, İzmir 1.Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Abdullah Levent Tüzel’in Savcılığa suç duyurusunda bulunması anlamlı ve önemlidir.
CHP cephesine gelince: Genç Parti’nin ortaya attığı “mazot” söylemine sarılarak bu aldatma kervanındaki yerini katmerleştirdi. Geçen haftaki yazımızda değindiğimiz gibi, CHP hem IMF politikalarını revize ederek uygulamaya devam edeceğini halka beyan etmekte, hem de işsizliğe çözüm bulacağını, çiftçiye ucuz mazot temin edeceğini söyleyebilmektir. Bu ne yaman çelişki?Buna kim inanacak? Bu mesnetsiz ve kendileri açısından gerçekleşmesi mümkün olmayan vaatler bir anlamda tükenişin ve çaresizliğinde işaretidir. IMF ve Dünya Bankası politikaları altında ezilmiş,yoksullukla boğuşan halkı aldatmanın çabası değil de nedir? Hem mazotun yaklaşık 3 YTL’ye satılmasını emreden , hem işsizliğin ve yoksulluğun artmasına neden olan IMF ve Dünya Bankası politikalarını uygulayacağını beyan et, hem de bu sonuçları ortadan kaldıracağını meydanlarda işkembeden savur.Sizler bu halkı her yalanınıza kanacak “cahil” olarak görmektesiniz, ama yanılmaktasınız beyler!
Elbette mazotun ucuza verilmesi savunulabilir. Ancak, tarımı çökerten, özelleştirme talanını dayatan, işsizliği ve yoksulluğu yaratan, gümrük birliği uygulaması ile ülkemiz üreticilerinin yok olmasına neden olan, sermayenin tekelleşmesi ve küçük esnafın yok olmasına neden olan IMF-DB bağımlılığı son bulmadıkça bunların gerçekleşmesi mümkün değildir.
Tartışılan bu vaatler, ABD’ci, IMF’ci, serbest piyasacı, özelleştirmeci,çiftçi ve emek düşmanı burjuva partileri tarafından asla gerçekleştirilemez. Ancak emeği, barışı ve halkı esas alan demokratik bir halk iktidarında gerçekleşmesi mümkündür. Bunların nasıl gerçekleşeceğini önümüzdeki süreçte halka anlatmak ve birlikte uygulanabilmesinin sürecini başlatacak bir fırsat önümüzde durmaktadır. Her tür engellemeye rağmen, emek,barış ve demokrasi adaylarının önümüzdeki dönem parlamentoda üstlenecekleri görev bu anlamda umut vericidir.
Yoksulluğa mahkum edilen emekçi halkın, işsizlerin, aydınların, gelecekleri ile oynanan gençlerin, sömürülen kadınların, “bin umut adaylarını” meclise taşımak konusunda bu fırsatı iyi değerlendirmeleri gerekmektedir.Aynı filmi seyretmek istemiyorsak bunu yapmak zorundayız.
Hasan Hüseyin Kırmızıtoprak
ÖNCEKİ HABER

Başbakanlık korumaları cezalandırılsın

SONRAKİ HABER

Bursa’da KESK üyeleri, İstanbul bölge mitingine çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa