GÖZLEMEVİ

  • 22 Temmuz’da seçim var.
    Oligarşinin yasal “show”udur bu ülkede seçim.
    Oligarşinin güç dengelerinin gerektirdiği düzenlemeler, bu ülkede hep ...


    22 Temmuz’da seçim var.
    Oligarşinin yasal “show”udur bu ülkede seçim.
    Oligarşinin güç dengelerinin gerektirdiği düzenlemeler, bu ülkede hep seçimle yapılmıştır.
    Zaten, oligarşik yönetimlere “meşruiyet” ancak böyle kazandırılır.
    * * *
    Partilerimiz meydanlara çıktı; köy kahvehanelerine, semt kahvehanelerine indi.
    Oralarda, ağız birliği etmişçesine bu seçimin ne kadar büyük önem taşıdığının altını çiziyorlar.
    Farkları varmış gibi birbirlerinden, giderek sertleşerek birbirlerini eleştiriyorlar.
    Sorarım size; bu seçimlerin, aynı faşizm kostümü giydirilmiş bundan önceki tüm seçimlerden farkı ne?
    Fark elbette ki yok!
    Üstelik sonuç belli. Gene halkın iradesi ortaya çıkmayacak, bağımlılık ve faşizm gene desteklenecek. Yüzde on barajından sıçrayan hangi parti/lerse o parti/ler, parlamenter faşizm o parti/lerle güven tazeleyecek. Gene emperyalizmle bütünleşilecek, kurulu düzen sürecek, kapitalizm gene baş tacı edilecek.
    Faşizm koşulları altında masanın üstüne konulmuş ve oyların atıldığı seçim sandığından fırlayan oylarla iktidara gelecek vekiller, gene burjuva siyasetini yeğleyecek. Ülkemizin bağımsızlığından dem vuruşlar, ülkemizdeki demokrasiden söz edişler sürecek. Hem kapitalizme sırt verilecek, hem de ulusalcılık görüntüsü çizilecek. Günü gelecek, bu tutuma çocuklar bile gülecek.
    * * *
    “Günü gelecek bu tutuma çocuklar bile gülecek” diyorum, ama gelin görün ki yetmiş küsur yıldır, giderek kalınlaşan göbek bağımızı kesen yok emperyalizmle. Ülkemizi yönetir gibi görünen piyonlar ABD’ye, AB’ye sormadan tek adım atamıyor. IMF’ye sormadan ekonomik karar alamıyor. Muhalefet edenler eveliyor geveliyor… Geveliyor da eveliyor… Ülkemizin ekonomisiyle, sanayisiyle, kültürüyle, ekiniyle, hasadıyla, ordusuyla, göbeğinden emperyalizme bağlanmışlığını “faş” edemiyor. Hiç mi hiç utanmadan ve de sıkılmadan bu ülkede demokrasiyi “var” gösteriyor.
    “Yahu, bu ülkeyi ne zaman halk yönetti” diye soruyoruz, sesleri çıkmıyor. “Ne zaman bu ülkede hak ve özgürlükler esas kabul edildi” diyoruz, betleri benizleri atıyor.
    “Bu ülke, bugüne değin cuntalarla, sıkıyönetimlerle, Olağanüstü Hal’lerle, muhtıralarla yönetildi. İşkenceleri, infazları, katliamları, linçleri devlet himaye etti” dediğimizde kaçacak yer arıyor.
    Meydanlara kurulan podyumların üstüne çıkıp, kalabalığı da karşısına alıp atıyor. Sallıyor da sallıyor.
    Oysa bunca yıldır okuduk, okutulduk, üstüne yatıp geceler boyu düşündük, denedik, gördük: Bağımsızlığın ve demokrasinin olmadığı ülkelerde; aç, açık, toprak altında milyonlarca insanın barındığı ülkelerde, halkının büyük çoğunluğunun “önce geçim” dediği ülkelerde seçim bir “show”, bir aldatmaca olmaktan öteye geçemiyor. Türkiye’nin “çok partili parlamenterliği” oy vereni, seçeni, kendi halkını eziyor.
    Politikacı esnafı; dışlanan, ezilen, horlanan; sesi kesilen, önü kesilen, en fenası umudu kesilen milyonları görmezden geliyor. Devlet vatandaşına güvenmiyor, gençlerinin, çocuklarının geleceklerini umursamıyor. Ordumuz, hukuka namlu ucu gösterirken Kürtlerin farklılığına tepki pişpişleniyor, Müslüman olmayanlar “bizden” sayılmıyor, Alevilere Sünni baskısı yapılıyor, eşcinsellere, travestilere yaşama hakkı tanınmıyor.
    * * *
    Nüfusumuzun yüzde 57’si yoksulluk, yüzde 15’i açlık sınırında yaşıyor, siyasilerimiz “lay lay lom” şarkı söylüyor. Halkın eğitim, sağlık, konut sorunları kimseyi ilgilendirmiyor. Her şey ticarileştiriliyor, halk tekellerin insafına bırakılıyor. İşçiler ve memurlar, kölelik yasalarıyla kurtların sömürüsüne terk ediliyor. Köylüler, emperyalist tekellerin “tarımı tasfiye” programlarıyla inim inim inletiliyor. Kadınlarımız yirmi birinci yüzyılda hâlâ feodal törelerin ve dinci baskıların kıskacında eziliyor.
    Diğer taraftan koca koca adamlar, halkın gözünün içine baka baka yalan söylüyor. “Mazotu 1 YTL yapacağız” diyor. 9 milyon ton mazottan alınan ÖTV ve KDV tutarının yaklaşık 13 milyar YTL olduğunu bilmiyor. Mazotun vergisi sıfırlanırsa, bundan doğacak vergi geliri kaybının 2007 rakamlarıyla 13 milyar YTL civarında olacağını hesaplayamıyor. Hesaplayamadığından, bu kaybı nereden karşılayacağını da açıklayamıyor. Sallıyor.
    * * *
    Benim Değerli Okurum!
    Yaşamın her alanında adaletsizlik ve eşitliksiz sürerken senin sandık başına gidip beygire, ampule, oka çoka, üç hilale oy vermen çözüm getirmeyecek. Düzen partileri bizim beklentilerimizi tatmin edemeyecek. Ülkemizin emperyalizmden kurtuluşunu onlar, bugün olduğu gibi yarın da istemeyecek. Emperyalizmle ülkemizdeki işbirlikçi tekeller arasındaki çıkar ortaklığı genişleyerek sürecek. Emperyalizm ve işbirlikçilerinin boruları öttükçe sorunlarımız çözülemeyecek.
    Gel, sen beni dinle!..
    Bağımsız sol milletvekili adaylarını gönül rahatlığıyla seç.
    Sen sen ol, bir kere de bu davranışınla tarihe geç.
    Üstün Akmen
    www.evrensel.net