Basında seçim ‘temizliği’

Basında seçim ‘temizliği’

Ülke seçimlere doğru giderken, medyaya da bir hareketlilik hakim. İşten çıkarmalar ve istifalar yoğunlaşıyor, hükümetin müdahaleleri hız kazanıyor, medya grupları arasındaki atışmalar artıyor.


Ülke seçimlere doğru giderken, medyaya da bir hareketlilik hakim. İşten çıkarmalar ve istifalar yoğunlaşıyor, hükümetin müdahaleleri hız kazanıyor, medya grupları arasındaki atışmalar artıyor. Bu karışıklıkta okurun haber alması da giderek zorlaşıyor.
Doğan Grubu’nun birçok gazetesinde alınan “küçülme” kararı, haftanın medya gündemine bomba gibi düşen olaylardan biri oldu. Patron Aydın Doğan zarar ettiğini düşündüğü Fanatik, Posta, Radikal ve Milliyet gazetelerinden onlarca kişiyi işten çıkarma kararı aldı. Radikal’den Celal Başlangıç’ın da aralarında bulunduğu 41 kişinin işten çıkarılması, basın meslek örgütlerinden büyük tepki gördü.
Türkiye Gazeteciler Sendikası “Doğan Medya Grubu’ndaki işçi kıyımını kınıyoruz” başlıklı bir açıklama yaparak medya sahiplerini basın emekçilerinin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkına saygı duymaya çağırdı. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti de bir açıklama yaparak “Basın çalışanları arasında işsizliğe ve moral bozukluğuna yol açan bu gelişmelerin halkın haber alma ihtiyacının çok daha öne çıktığı seçim dönemine denk gelmesini ayrıca talihsizlik sayıyoruz” dedi. Cemiyet, işten çıkarmaların durdurulmasını istedi.
Diğer yandan basın emekçileri ve kurumları üzerindeki hükümet baskısı da giderek artıyor. Özellikle TMSF tarafından el konan Sabah’taki gelişmeler basın özgürlüğü açısından endişe uyandıcı nitelik taşıyor. İnternet sitelerine yansıyan haberlere göre son olarak TMSF, Sabah’ın Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş’ı görevden almaya çalıştı ancak başaramadı. Daha önce de hükümetin politikalarına büyük ölçüde katılan isimler olmalarına rağmen baskılar nedeniyle Sabah’ın Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı ve başyazarı Mehmet Barlas gazeteden istifa etmişti. Dün de Sabah yazarı Umur Talu yazılarına ara verme kararı aldı. “Mutsuz” olduğunu yazan Talu, veda yazısını şöyle bitirdi: “Müsaadenizle; Dipsiz Kuyu’yu bir süreliğine kapatayım. Siz de belki rahat edersiniz!”
Bu arada, rakip medya grupları arasındaki çatışma da hızlandı. Çukurova Grubu, özellikle Akşam gazetesi aracılığıyla Doğan Grubu’na yükleniyor. Akşam’ın iddiasına göre, Doğan Grubu Sabah konusunda hükümete baskı yapıyor ve TMSF’yi etkileyerek Sabah ile Atv’nin kendi ortaklarına satılmasını sağlamaya çalışıyor. Bütün bu gelişmelerin seçimden hemen önceye denk gelmesi dikkat çekiyor. Medyanın son durumunu işten çıkarılan gazetecilere ve meslek örgütlerinin temsilcilerine sorarak yanıt almaya çalıştık. (İstanbul/EVRENSEL)
Gazeteciler değerlendirdi
Celal Başlangıç: Basının geldiği bu son noktanın en önemli nedeni, basın emekçilerinin örgütsüz ve sendikasız olması. Türkiye’de devlet maaş ödemediği halde iki mesleğin üyelerine kart veriyor: Biri hayat kadınları, diğeri gazeteciler. Bu tür uygulamaların olduğu bir ülkede sonuçların bu biçimde ortaya çıkması kaçınılmaz. Bunların yanı sıra önemli bir sorun da farklı alanlarda iş yapan sermaye gruplarının mesleğe girmesi ve burada faaliyet yürütmesi. Akaryakıt, banka gibi sektörlerini yönetenlerin o mantıkları ile mesleği de yönetmeye çalışmaları bu sonuçları doğuruyor. Her gün AB naraları atan bu kurumlar kendi gazetecilerine geldi mi AB süreci için ortaya atıkları kriterlerin minimum bölümünü bile uygulamıyorlar. Bunun sonucunda ortaya çıkan tablo ise basın emekçilerinin haber verme özgürlüğünden çok halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlıyor.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay: Bir yandan hükümetin basın üzerindeki yasalarla getirdiği baskılara karşı uğraşan basın emekçileri şimdi de tekelci medyanın baskısı altında. Doğan Medya Grubu’nda başlayan kitlesel işten atmalar daha da devam edecek gibi görünüyor. Bu gelişmeler Türkiye’de basın tarihi açısından kara bir leke olacaktır. Biz basın tarihimize böyle bir kara lekenin çalınmaması içen Doğan Medya Grubu’nu kararlarını yeniden gözden geçirmeye çağırıyor, kitlesel işten atmalara son vererek işten atılan arkadaşların işlerine geri almasını talep ediyoruz.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Genel Başkanı Ercan İpekçi: Sermeye sahiplerinin ve iktidarların müdahaleleri ile basının yönetim mekanizmalarında değişimler yaşanıyor. Çalışanlarda ise örgütlenme bilinci gelişiyor. Siyasetin basına müdahaleleri gün geçtikçe işi içinden çıkılamaz hale getiriyor. Biz devlet müdahalesinden uzak özgürlükçü bir yapı ve çalışma şartlarında, sosyal ve ekonomik iyileştirmelerin yapılmış olmasını istiyoruz.
Cengiz Erdinç (Sendikalaşma çalışmaları nedeniyle işten atılan Sabah editörü): Medyada yaşanan bu süreç sadece genel seçimler değil aynı zamanda cumhurbaşkanlığı seçimleri için de geliştiriliyor. Genel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi medya yeniden dizayn edilmek isteniyor. Sabaha el konulması ve ardından yaşanan gelişmeler de bu dizaynın bir parçasını oluşturuyor. Aydın Doğan bir taraftan 2 milyar dolara rafineri sahibi olurken diğer taraftan ekonomik nedenlerle küçülmeye gittiğini söylemesi inandırıcı değil. Doğan Medya Grubu’nda yaşananlarda Sabah’ta başlayan sürecin devamı olarak ilerliyor. Yaşananlar muhalif olan Radikal’in tutumundan hoşlanmadığının göstergesi.
Şahin Doğan
www.evrensel.net