Bir de duvarlar olmasaydı

Ulucanlar Cezaevi’nde çocuklar, özgürlüğün simgesi olan uçurtma uçurarak cezaevlerinin kötü yerler olduğunu, korktuklarını anlattılar


Ulucanlar Cezaevi’nde çocuklar, özgürlüğün simgesi olan uçurtma uçurarak cezaevlerinin kötü yerler olduğunu, korktuklarını anlattılar.
Cezaevindeki iki haftalık etkinliğin son gününde, cezaevi farklı bir havaya büründü. Binlerce eski adli ve siyasi mahkum ile Ankaralının ziyaret ettiği cezaevi, işkence, operasyonlar, ölümler, idamların ardından dün de çocukları ve uçurtmaları ağırladı. Ve böylece, cezaevinin yüksek duvarlarının üzerinde veya koğuşların korkuluklarında asılı kalan “mahkum” uçurtmalara, bu sefer çocukların “özgür” uçurtmaları eklenmiş oldu.
81 yıl boyunca cezaevi olan yerleşke, bir gecekondu mahallesinin de tam ortasında kalıyor. Mahallenin çocuklarının uçurdukları uçurtmalar ise zaman zaman cezaevinin tellerine takılıyordu. Bu sefer tam tersi oldu ve cezaevinin “Şeftali Sokak” diye bilinen uzun sokağında bu sefer “içeriden” uçurtmalar salındı.
Aileleriyle beraber cezaevini gezmeye gelen çocuklar, Uçurtma Şenliği’nde bir araya geldiler. Cezaevinin yapısı yüzünden biraz ürkek ve çekingen davranan çocukların, palyaço ve oyuncaklarla karşılaşınca yüzleri gülebildi. Baloncuklar yapan, yüzlerini boyayan palyaçoyla oynayan çocuklar, 81 yılın ardından cezaevinde farklı bir hava yarattılar.
‘Korktum bir daha gelmek istemem’
Çocuklar, kırmızı ve mavi renkteki uçurtmaları uçururken de zor anlar yaşadılar. Çünkü her taraf teller ve yüksek duvarlarla kaplıydı. Uçurtmayı Vurmasınlar filmine atfen düzenlenen şenlikte, bu sefer uçurtmayı vurmadılar ama teller, duvarlar gökyüzüne çıkmasına izin vermedi.
12 yaşındaki Zeki, uçurtmasını uçurur uçurmaz tellere kaptırdı. Babasının kendisini hep Ankara Kalesi’ne çıkardığını ve orada güzelce uçurtma uçurabildiğini anlatan Zeki, cezaevi izlenimlerini ise “Korktum. Hiç gelmek istemem bir daha” sözleriyle anlattı. “Burada neler yaşanmış” sorumuza da “Şu ağaçta insan asmışlar. Şurada ölüler varmış, canlı canlı gömüyorlarmış. Koğuşu tabut gibi yapmışlar” diye cevaplayan Zeki, “Ben her gün uçurtma uçuruyorum. Ama burada bu bile yapılmıyor. Hemen tellere takıldı, çok üzüldüm” dedi.
10 yaşındaki Uzay da “Eskiden eziyet çektirmeleri kötüymüş. Çok eskide kalmış. Şenlik yapmaları güzel oldu” sözleriyle cezaevinden bahsetti. Uzay, insanların cezaevinde özgür olamadığını, kısıtlı olduklarını, o yüzden uçurtmanın güzel olduğunu dile getirdi. Ancak Uzay’ın uçurtması da yüksek duvarların izin vermemesi nedeniyle uçamadı.
Film, evinde gösterildi
"Ulucanlar Şenliği" nin son gününde, uçurtmalar uçuruldu, Uçurtmayı Vurmasınlar filmi evinde gösterildi. Tunç Başaran'ın yönettiği ve Feride Çiçekoğlu'nun senaryosunu aynı isimli romanından uyarladığı "Uçurtmayı Vurmasınlar"ı, Ulucanlar'da tekrar veya ilk kez seyretmek izleyecilere duygusal anlar yaşattı. Gösterime katılan Çiçekoğlu, filmden sonra bir söyleşi gerçekleştirdi.
Çiçekoğlu, kendisinin de Ulucanlar'da yattığını ve kadınlar koğuşunun romanına esin kaynağı olduğunu söyledi. Filmdeki karakterlerin gerçek kişiler olduğunu da belirten Çiçekoğlu, "Koğuş arkadaşlarım da burada. Biz burada ne güzel bir dünya yaratmışız ki filmimiz sevildi" dedi. (Ankara/EVRENSEL)
www.evrensel.net