Küçülen gazeteler

Küçülen gazeteler

Gazeteler küçülüyor ve küçüldükçe muhabirden, dolayısıyla haberden, farklı haberden kısılıyor. Haberlerde ajanslara bağımlı hale geliyor. Böyle olunca da, gazetelerin birbirinin aynısı organlara dönüşmeleri kaçınılmaz. Birkaç yıl içinde, gazetelerin, bir iki farklı görünümlü yazar dışında, birbirinden ayrılma konusunda isteseler bile hiçbir şansları kalmayacak.


Yorum bize ait değil. Gazetelerin küçüldüğünü biz yazsak, neden öyle düşündüğümüzü uzun uzun açıklamamız gerekirdi. Artık patronlar söylüyor. Yapıyor da.
Geçen haftaya kadar da medyada birçok işten çıkarma yaşanıyordu. Ama o zaman en çok ortaya çıkan gerekçe sendikal çalışmalardı. Ne kadar uğraştılarsa da, Atv ile Sabah’ın çalışanlarını sendikalaşmaktan vazgeçiremediler. Sonunda çoğunluk ele geçirildi.
Ama diğer medya organlarında örgütsüzlük devam ediyor. Böyle olunca bir günde 41 kişiyi işten çıkarmak, normal bir olay sayılıyor. Radikal’in çalışanlarının neredeyse yarısı işten atıldı. Ne yazık ki ne atılanlar, ne geride kalan arkadaşları fazla bir ses çıkaramıyor.
Söylenenlere göre Milliyet’ten çıkarılacakların sayısı da 10’un katlarıyla ölçülüyormuş. Bu yazı yazıldığı sırada henüz kesin bir rakam ortada yoktu.
İşte orada patronun gerekçesi gündeme geldi. “Gazeteleri küçültüyoruz”. Belli ki kendisi başka alanlarda büyümek istiyor. Petrolde, başka sektörlerde yeni yatırımlar yapılıyor, Sabah’ı almak niyetinde olduğu gibi söylentiler dolaşıyor. Ama 50 yıllık gazeteyi “küçültüyorum” diyor, küçültüyor. Bu kadar basit.
Bir süredir dünyada da böyle bir eğilim olduğu tartışılıyor. Yapılan tartışma şu: Gazetelerde çalışan kişi sayısını azaltma, basitçe daha çok kişinin yapacağı işi daha az kişiye yaptırma şeklinde gelişmiyor. İstihbarat kısmından kısılıyor, ağırlık yazı işlerine veriliyor. Radikal’de de yapılanın o olduğunu sanıyoruz. Çünkü işten çıkarmalarla birlikte orda da haber merkezi tamamen kaldırıldı.
Bunun bir nedeni elbette ajansların giderek gelişen ve uçanı kaçanı kolay kolay elinden kaçırmayan kurumlar haline gelmeleri. Gazeteler izleyecekleri bütün haberlerin abone oldukları ajans tarafından da takip edildiğini görünce, bir de muhabir çalıştırmaya ne gerek var diye düşünüyor olabilirler.
Zaten çalıştırabileceği adam sayısını en azda tutmak, patronların genel eğilimi. Her sektörde olduğu gibi medya patronları da bu kapitalizm yasasına bağlılar.
Biraz da bu nedenle, birden çok gazete çıkaran medya tekelleri muhabirlerini kendi kurdukları ajanslarda toplayarak havuzlar oluşturmaya, gazeteleri buradan beslemeye başlamışlardı.
Bu kez de, gazetelerin birbirinin aynısı organlara dönüşmeleri kaçınılmaz. Zaten fikir olarak çoğunun birbirinden ayrıldığı yok. Haber olanaklarını da aynı ajanslara bağımlı kılınca, bunun maddi zemini de tamamen ortadan kalkmış oluyor. Birkaç yıl içinde, gazetelerin bir iki farklı görünümlü yazar dışında, birbirinden ayrılma konusunda isteseler bile hiçbir şansları kalmayacak.
Önemli olan büyüklük değil elbette. Gazetecilerin işsiz kalmaları da acı ama habere verilen önemin azalmasının zararı çok daha büyük.
www.evrensel.net