borc cuş

borc cuş

  • O gün Corc Dabulyu’nun çok canı sıkılıyordu. Kondaliza’yı arayıp “Hey adamım, yapacak bir şey var mı?” diye sordu. Kondoliza, bir kadın olarak bu hitap şekline -hey adamım!- sinirlendi.


    O gün Corc Dabulyu’nun çok canı sıkılıyordu. Kondaliza’yı arayıp “Hey adamım, yapacak bir şey var mı?” diye sordu. Kondoliza, bir kadın olarak bu hitap şekline -hey adamım!- sinirlendi. Ama o kadar da sinirlenmedi, çünkü biliyordu ki, derdini anlatmaya çalışsaydı da başarılı olamayacaktı. “Şimdi bu angutla uğraşamam” diye düşünüp “Hayır efendim, bugün pazar, herkez gibi sizin de izin gününüz” diye cevapladı Corc’u. Corc Oval Ofis’ten hemen babasını aradı, keza balık tutmaya gitmeyi teklif edecekti ona.
    Waşington DC’de bunlar yaşanırken, Angara’da telefon hatlarının cılız tellerini şu konuşma titretiyordu:
    - Alov, Aptullah Gül kardeşimle mi görüşüyorum?
    - Sayın Başbakanım, saat gecenin dördü, rüyanızda mı gördünüz?
    - Biliyor musun, onu gördüm rüyamda...
    - Kimi gördünüz sayın Tayyip?
    - Borc Cuş’u... Nıhaha ha ha! Ay, Corc Buş diyeceğime, Borc Cuş dedim, iyi mi? Borcumuz var ya onlara, ondandır belki.
    - İyi iyi yatıyorum ben, sabah konuşuruz.
    - Dur Aptullah dur! Anlatmazsam çatlarım!
    - Dıt dıt dıt dıııııııt...
    O esnada, Bieddleford Maine kıyısının 30 metre açıkları, Buş’un teknesi...
    - Hey evlat, Barbara nerde haaa?
    - Küpeştede olmalı baba...
    - Ona küpeşte değil, güverte denir evlat!
    - Pekala pekala pekala baba... Bu kahrolası balıklar bizi görünce burdan topuklamış olmalı. Şimdi derhal şu lanet olası çapayı çekip buradan ikiliyorum anlaşıldı mı?
    - Sen bilirsin deyince kavga çıkmazmış evlat...
    - Oh şiiit, lanet olsun! Çapa kayalara takılmış olmalı, çekiyorum, çekiyorum gelmiyor!
    - Telaşlanma evlat...
    - Korkarım burada kaldık baba.
    - Bir çaresi vardır elbet evlat, bir düşünürün dediği gibi: Demokrasilerde çareler tükenmez!
    - Heeeey, sanırım bir kurtuluş yolu buldum baba?
    - Heeeey evlat bana da söyle hemen!
    - Şu kahrolası gizli servis dalgıçlarını arıyorum! Gelip bizi kurtarsınlar...
    - Ara evlat, hemen ara şu laten olasıcaları...
    Angara’nın telefon telleri...
    - Ondan sonra Corç adada tek başına kalmış tamam mı? Peri kızı gelmiş buna sormuş, işte tek başına adaya düştün, ne istiyorsun, benden 3 tane dilek tut diye. Bu da ne dilemiş biliyor musun sevgili Aptullah Gül kardeşim? Bi tane Bülent Arınç, bi tane Aptullah Gül, bi tane de Tayyip dilemiş... Ehe ehe... Nasıl rüya?
    İşte sevgili okurlar, bu adamların böyle acayip acayip maceraları oluyor... Telefon muhabbetini biz uydurduk, fakat Buş’un çapayı kayalara taktırıp, sonra da gizli servis dalgıçlarından yardım istemesi gerçek. Denyo işte...
    M. Öner
    www.evrensel.net