GÖZLEMEVİ

  • Günlerden cumadır, takvimlerde 2 Temmuz 1993 yazmakta. Sivas’ta Madımak Oteli yanıyor, otelin içindeki insanlar da...
    Sivas dediğin koca bir kent. Kurtuluş Savaşı’nın merkezî örgütü Anadolu ve ...


    Günlerden cumadır, takvimlerde 2 Temmuz 1993 yazmakta. Sivas’ta Madımak Oteli yanıyor, otelin içindeki insanlar da...
    Sivas dediğin koca bir kent. Kurtuluş Savaşı’nın merkezî örgütü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile onun yönetim organı olan Heyet-i Temsiliye’nin oluşturulduğu, ulusal kongrenin yapıldığı kent Sivas. İnsanlarının yerleşiminin Neolitik Çağ’a değin uzandığı saptanmış bir kent. Bu kentte on binlerce polis, on binlerce asker var... Bu kentte, nasıl oldu da gözler önünde onlarca insan diri diri yakılabildi? Hayret doğrusu...
    Ben sinemacı değilim, ama hayret uyandıran olaylardan iyi bir sinema filmi çıkartılabileceği söylenir. “Madımak Katliamı” olarak tarihe geçen olay da her yönüyle “Hayret doğrusu” dedirten cinsten bir “olay” olduğuna göre bir baba yapımcı kollarını sıvamalı. “Hayret” uyandıran olay, kuşakların da “hayret”ten “hayret”e düşmeleri için 22 Temmuz’un hemen ertesinde, filme çekilerek geleceğe bırakılmalı.

    Film nasıl başlamalı?
    Nasıl mı başlamalı? Film, Sivas’ta Geleneksel Pir Sultan Abdal Şenlikleri görüntüleriyle açılmalı. Ama ondan önce gericilerin, özellikle Milli Gençlik Vakfı’nın denetimindeki çeşitli yurtların, başta Konya ve Kayseri olmak üzere diğer kentlerden getirilen gericilerle doldurulması plonje çekimle kaydedilmeli. Bir sürü kara yabaninin kente gelişiyle başlamalı film.
    Sonrasında elbette bir dış çekim düşünülebilir. Şenlikler başlamadan bir gün önce Madımak Oteli yakınlarına, belediye tarafından yeni kaldırım yapılacağı bahanesiyle kamyonlarca taş yığılmaktadır. Katliamdan birkaç ay önce, Sivas’ta Özel Kuvvetler Komutanlığı’na bağlı bir birimin oluşturulmakta oluşu da (flashback) gösterilebilir. Bütün bunlar, “bir şeylere” hazırlanıldığının açık göstergesi olarak verilmeli. Sivas Katliamı’nın, daha sonra iddia edildiği gibi anlık bir tepkinin, gericilerin o an “galeyana” gelmelerinin sonucu olmadığının altı çizilmeli, kontrgerilla ve gerici-faşistler tarafından önceden planlanmış, hazırlıkları yapılmış ve gerçekleştirilmiş olduğu belgelenmelidir.

    Fon müziğinde Cahit Berkay dosta iş düşecek
    Şenliğin ilk günü gericilerin, faşistlerin standlara saldırmaları, bu saldırıların şenliğe gelen kitle tarafından püskürtülmesi, bana sorarsanız uzak çekimle verilmeli ve de ikinci güne zincirleme geçilmeli. “Bizim Sivas” gibi gazetelerin, “Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar” gibi başlıklarla faşist ve gerici çevreleri Aziz Nesin’in konuşmalarına tepki göstermeye çağırdıkları, çevrinmeyle alınmalı. Kentte “cihat” çağrıları yapan imzasız ya da “Müslümanlar” imzalı karşı bildiriler dağıtılırkenki görüntülere mutlaka, ama mutlaka iyi bir fon müziği bulunmalı.

    Konu o denli ilginç ki senarist olmak geldi içimden
    Yapımcı bana sorsa, bir öğle zamanı dış çekim yaparım.
    Öğle zamanı, Merkezpaşa Camisi’ndeki cuma namazından çıkan gerici-yobaz-faşist gruplar, Hükümet Konağı önünde toplanıp şenliğin yapılmasına izin veren Vali ve Aziz Nesin aleyhine sloganlar atmaya başlıyor. Kamera, Vali Ahmet Karabilgin’i oynayan oyuncuya göğüs planında yaklaşmalı. Vali, Tugay Komutanı Ahmet Yücetürk’ten askeri birlik göndermesi için yardım isterken kamera Vali’yi omuzdan görmeli.

    Sonraki sekansa gelinceee...
    Sonraki sekansın yeri, Vali’nin odası. Kamera, duvardaki saate zoom yapar. Saat 14.00... Hükümet Konağı önünde toplanan gerici-yobaz-faşist kalabalık, Kültür Merkezi’nde toplananlara saldırıyor. Kültür Merkezi’nde devrimciler, barikatlar kurarak saldırıyı püskürtüyor. Vali, Başbakan’a ve İçişleri Bakanı’na faks ve telefonla gelişmeler hakkında bilgi veriyor. İçişleri Bakanlığı’ndan, Kayseri ve Tokat valilerinden, Hafik, Yıldızeli, Kangal, Şarkışla ve Zara kaymakamlıklarından takviye güç isteniyor. Tugay Komutanlığı’na askeri birlik gönderilmesi isteği bir kez daha yineleniyor. (Senariste not: Bütün bunlar birbirine zincirlenmeli!)

    Senaryo sürüyor
    Çevrinme: Gerici-faşistler, Kültür Merkezi önünden Valilik önüne gelerek gösterilerini sürdürmekte. Vali, duvardaki saate bakıyor. Saate yakın çekim: 15.00... Atatürk Caddesi’ndeki bir “café”, gericiler tarafından taşlanmakta. Hükümet Konağı önünden yeniden Kültür Merkezi’ne yönelen kalabalık, Kültür Merkezi’ni taşlamaya başlıyor. Vali, Tugay Komutanı’na başvuruyor. Yeniden saatin görüntüsü: 15.55... Polis göstermelik bir müdahaleyle saldırganları copla dağıtma girişiminde bulunmakta, ama müdahale etkisiz... 16.30... İyice toparlanan ve sayıları 5 bine ulaşan gerici-faşist, Madımak Oteli’ni sarıyor ve bu kere de oteli taşlamaya başlıyor. Polis telsizinden bir anons: “Taş atıyorlar, saldırıyorlar ne yapalım?” Yanıt: “Anlaşıldı, müdahale etmeyin.” “Müdahale etmeyin” emrini veren, Sivas Emniyet Müdürü Doğukan Öner’dir. (Öner’i oynayan oyuncuya yakın çekim.)

    Kubilay’ın katlinin belgeseli yok değil mi?
    Otelde bulunanlar, tanıdıkları bütün milletvekillerini, bakanları arıyorlar. Ulaşabildikleri; “Merak etmeyin, gereken yapılacak” diyor. Saat 17.00 civarında koalisyon hükümetinin ortağı CHP’nin Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Madımak Oteli’ndeki Aziz Nesin’le telefonla görüşüyor. O da diğerleri gibi “En kısa zamanda takviye güç gönderileceğini, kimsenin kılına dahi zarar gelmeden kurtarılacağını” söylüyor. (Özel not: Erdal İnönü’yü oynayan oyuncunun burada fevkalade inandırıcı olması gerek.)
    Saatler geçiyor... (Hızla dönen akreple yelkovan.) Takviye güç bir türlü “kurtarmaya” gelmiyor. Hazır ve atıl bekleyen takviye güçlerinin çekimi. Saat 17.00... Valilik, Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan kitleyi yatıştıracak bir konuşma yapmasını istiyor. Temel Karamollaoğlu konuşmasına, “Bir defa şöyle bir fatiha okuyalım. Sonra şunların ruhuna el fatiha diyelim” diye başlıyor. Kalabalık “Mücahit Temel” sloganları atıyor. (Burada Kubilay olayı ile ilgili filmlerden yararlanılabilir.)

    Saate yakın çekim
    Saat 18.00... Temel Karamollaoğlu bu sefer, Kültür Merkezi önündeki “Ozanlar Anıtı” kaldırılırsa topluluğun yatışabileceğini ileri sürüyor. İçişleri Bakanı’yla yaptığı telefon görüşmesinde, Pir Sultan Abdal heykelinin kaldırılmasını istiyor. Saat 19.00... Vali Ahmet Karabilgin’in onayıyla Pir Sultan Abdal Heykeli vinçle yerinden sökülüyor. Gerici-yobaz grup, heykeli iplerle bağlayarak cadde boyunca çığlıklar atarak sürüklüyor.

    Havadaki yanık et kokusu
    Duvardaki saate yakın çekim: Saat 19.45... Kara kalabalık, önce otelin önündeki araçları, sonra oteli ateşe veriyor. İtfaiye bir türlü gelmek bilmiyor... Alevler oteli avucunun içine alıyor... Saat 20.30... Nihayet, gelen itfaiye aracının merdivenleriyle Aziz Nesin ve içerdekilerin bir kısmı dışarı çıkartılıyor. Otelin önündeki gerici-yobaz-faşist katiller, Aziz Nesin aleyhine sloganlar atmaktadır. (Sakallı adamlara, köpüren ağızlara, dönmüş gözlere yakın çekim.) İtfaiye görevlileri ve Refah Partili Belediye Meclis Üyesi Cafer Erçakmak, itfaiye merdiveninden inen Aziz Nesin’e saldırıyor. İtfaiye aracının üzerine çıkan Erçakmak, “O adamı kurtarmayın, o öldürülmeye müstahak adamdır” diye bağırıyor. Saldırıya polisler de katılıyor. Aziz Nesin, başından ve çeşitli yerlerinden yaralanıyor. Saate yeniden yakın çekim: 20.55... Onlarca insan yakılarak katlediliyor... Sessizlik... Ve havada yanık et kokusu...
    Yok... Yok olmayacak. Vazgeçtim. Bu film için her şeyden önce Süleyman Demirel’in, Tansu Çiller’in ve diğer karakter(siz)lerin yerine “rol kesecek” oyuncu bulmak olanaksız.
    Bu olay kesinlikle film olamaz.
    Olayın kendisi başlı başına film be kardeş...
    Üstün Akmen
    www.evrensel.net