Bin Umudu çoğaltmalıyız

Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde, EMEP Bağcılar İlçe Başkanlığı olarak bizler de semtlerde ev toplantıları, ev ziyaretleri, gazete okurlarımızla görüşmeler yaparak EMEP’in seçimlerdeki tutumunu, buluştuğumuz bu kesimlerle paylaşıyoruz.


Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde, EMEP Bağcılar İlçe Başkanlığı olarak bizler de semtlerde ev toplantıları, ev ziyaretleri, gazete okurlarımızla görüşmeler yaparak EMEP’in seçimlerdeki tutumunu, buluştuğumuz bu kesimlerle paylaşıyoruz. Tüm bu görüşmelerde öne çıkan; emekçi halkın, seçimler öncesinde oluşturulan laik-laiklik karşıtlığı söyleminden etkilendiği ve kendisinin de bu iki tarafın birinde saf tutma eğiliminin güç kazanmış olduğudur. Diğer bir yön ise yaklaşık 5 yıllık AKP iktidarının uygulamış olduğu neoliberal politikalar sonucunda işsiz kalan, yoksullaşan, geçinemeyen, adeta faturalarla boğuşan bu kesimlerin biriktirdiği öfkedir. Bağcılar’da bu kesimlerle sürdürdüğümüz tartışmalarda gördük ki “Türkiye’nin geleceğini kurma programıyla” EMEP’in; gerçek ve ayakları üstüne dikilmiş bir laisizmin, halk için bütçe, halk için ekonomi ile emekçilerin aileleriyle birlikte geleceklerine umut ile bakabilmelerinin, daha fazla demokrasi, daha fazla insan hakları talebi ile koca bir Türkiye toplumunun huzur içinde, kardeşçe bir arada yaşayabilmesinin çimentosu olacağı kuşkusuz bugünden su götürmez bir gerçekliktir. Hangi eve gitsek, hangi kapıyı çalsak bizleri ilgiyle dinliyorlar, saygıyla karşılıyorlar; kimisiyle laiklik konusunda, kimisiyle Kürt sorunu konusunda, kimisiyle ekonomik politikalarda hemfikir oluyoruz, her konuda anlaştığımız veya hiçbirinde mutabık kalamadıklarımız da oluyor. Ama burada önemli olan, bence “emek, demokrasi ve barış” politikalarının bu emekçi evlerine ve semtlerine giriyor olması. Seçimlere sanki iki parti giriyormuş havası veren büyük basın ve medya tekellerinin ablukasında olan halkın, bizlerin bu türden çabalarıyla İstanbul Bağcılar’da Bin Umut Adaylarının, onların iki parti arasındaki sıkışmışlıklarının ve çıkış yolu arayan bu emekçi kesimlerinin adresi olması işten bile değildir. Açlık ve yoksullukla boğuşan, eğitimi, sağlığı elinden alınmış emekçilerin, hayatları üç saatlik sınavlarla belirlenmeye zorlanan öğrenci gençliğin, onlarca saat her şeyden yoksun bir biçimde çalıştırılan genç işçilerin çıkarlarıyla Bin Umut Adaylarının çıkarları ortak. Bu ikisini bir araya getirecek olan bizler de daha çok çalışmalı ve daha çok emekçi ile yüz yüze gelmeliyiz. “Türkiye’nin geleceğini kurma programı” ile Bin Umudu çoğaltmalıyız.
Yetiş Yılmaz Şentürk (Bağcılar/İSTANBUL)
www.evrensel.net