Tunceli Bağımsız Milletvekili Adayı Şerafettin Halis

Geçenlerde bir haber okudum, bizim Evrensel’ de. “Hozat Belediye Başkanı gözaltına alındı” başlığını taşıyordu. Hiç değiştirmeden, aynen yazıyorum haberi; Türkiye’nin, bıngıldağı sertleşmemiş sosyal demokrat ya da solcumtrak...


Geçenlerde bir haber okudum, bizim Evrensel’ de. “Hozat Belediye Başkanı gözaltına alındı” başlığını taşıyordu. Hiç değiştirmeden, aynen yazıyorum haberi; Türkiye’nin, bıngıldağı sertleşmemiş sosyal demokrat ya da solcumtrak sağcı yahut da mayonezli sağcımtrak solcuları okurların da belki bu sıcak havalarda beyinleri çalışır diye:
“Tunceli ‘nin Hozat Belediye Başkanı Cevdet Konak, makamında gözaltına alındı. Edinilen bilgilere göre üç gün önce, Bin Umut Tunceli Bağımsız Milletvekili Adayı Şerafettin Halis’in Hozat’taki seçim bürosu açılışına katılan ve burada konuşma yapan Belediye Başkanı Cevdet Konak, dün akşam saatlerine doğru gözaltına alındı. Konak’ın, seçim bürosunda, açılış sırasında yaptığı konuşmadan dolayı gözaltına alındığı bildirildi. Makamında gözaltına alınarak Hozat İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Belediye Başkanı Konak’ın, buradan Tunceli Emniyet Müdürlüğü’ne götürüleceği öğrenildi.
Kentteki siyasi partiler ve kitle örgütleri, Konak’ın gözaltına alınmasını protesto etti...” (Evrensel, 29.6.2007)
Bu haber bana iki şeyi anımsattı. İlki, sevgili şair ağabeyim Ş. Avni Ölez’in, “Türkiye ‘de demokrasi yok, demokrasi diktatörlüğü var” sözünün ne denli doğru olduğunu... Adam, devletin malını, yani “Ana”sının uçağı gibi kullandığı “Ana” uçağını istediği gibi kullanıyor, değil gözaltına alınması, neredeyse eleştirilmiyor bile. Bir iki cılız ses çıktı, onu da boşverin...
“Ana” uçağını, anasının uçağı gibi kullanan “Beyaz Türk”, çünkü Batı’da yaşıyor. Öteki, bileğinin / beyninin hakkıyla açılış töreni yapmaya kalkışıyor, ama “Zenci Türk”, yani Doğulu Türk olduğu için gözaltına alınıyor. Ondan sonra da kalkıyorlar, “Türkiye’de demokrasi vardır” diyorlar. Hadi canım ufak at da, Kemal Unakıtan’ın oğlunun civcivleri nasiplensin…
Bu haberin bana anımsattığı ikinci şey de tadı hâlâ damağımda olan, yıllarca önce Emeğin Partisi’nin (O zamanlar adı, Emeğin Partisi’ydi, sonra Emek Partisi oldu) o günlerdeki Başkanı (Şimdi İzmir 1. Bölge’den Bağımsız Milletvekili Adayı) Levent Tüzel’le, Mustafa Yalçıner’le, Mazlum Sarısaltık’la, Tevfik Taş’la ve başka arkadaşlarla birlikte yaptığımız Tunceli gezisiydi. Yalnız Tunceli değil Diyarbakır, Elazığ, Urfa ve Malatya da vardı. Ama Tunceli’yi unutamam. Kendilerini doğadan güçlü sanan birileri yıkmışlar köprüleri, yakmışlar ormanları, ama doğa, “N’aber tosunlar, ben en büyüğüm” diyerek yine güçlü ağaçlarını yaymış, görkemli Munzur’un çevresine…
Ne güzeldi Munzur, ne güzeldi Tunceli… Kimse kusura bakmasın, özellikle kadın / kız okurlarımdan özür dileyerek söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, “Kenan Evren Anayasası’na hayır” diyen tek “Erkek Kent” olarak Tunceli çıkmıştı. Utanarak söylüyorum; doğduğum, burnumda tüten o İstanbul adlı kentten böylesine yiğit insanlar çıkıp, ağırlıklarını koyamamışlardı.
Dünyanın 65 ülkesinden büyük olan İstanbul’un snop’ları, o günlerde havasından yanına yaklaşılmayan ABD izinli darbecisi Kenan Evren’den korktukları için o biçim Anayasa ‘ya “Evet” oyu vermişlerdi. Ama Tuncelililer yiğit çıkmıştı, “Hayır” demişlerdi. Ve bugün ne denli haklı oldukları ortaya çıkıyor...
Eminim, 22 Temmuz 2007’de bir kez daha tarihe geçecek Tuncelililer. “Anayasa’ya Hayır” diyenler, adım gibi biliyorum, “Şerafettin Halis’e Evet” diyecekler. Gerçek Tuncelili, gerçek Hozatlı Şerafettin Halis, Hozat ‘ın Dalören köyündenmiş. Benim, FB’li olmasının dışında hiçbir yanlışını görmediğim, sevdiğim, saydığım, zaman zaman Nemrut’laşsa da yürekten bağlı olduğum Mazlum Sarısaltık dostumun da baba tarafından akrabasıymış…
“Kenan Evren Anayasası’na Hayır” diyerek tarihe geçen Tuncelililer, bir kez daha tarihe geçmek fırsatını buldular, bu kez “Şerafettin Halis’e Evet” diyerek...
Bülent Habora
www.evrensel.net