GÜNLÜK

GÜNLÜK

  • Dünyada likidite bolluğunun en üst düzeyde yaşandığı bir dönemdiVe bunu Türkiye’nin ekonomik başarısı olarak yansıtıyorlardı!Oysa az bir parasal daralmada…


    Dünyada likidite bolluğunun en üst düzeyde yaşandığı bir dönemdi
    Ve bunu Türkiye’nin ekonomik başarısı olarak yansıtıyorlardı!
    Oysa az bir parasal daralmada…
    Dünyadaki ufak çaplı bir tıkanmada Türkiye’de kim bilir neler yaşanacaktı?
    Çünkü, “öyle bir ekonomik istikrardı ki” Türkiye’deki…
    En bağnaz burjuva iktisatçısı…
    En bağnaz hükümet yanlısı ekonomi yazarı bile yarın neler olabileceği konusunda itidalli konuşmayı tercih ediyor…
    En “parlak” rakamları sıraladıktan sonra…
    “Ama” diyerek kıvırma payı bırakıyordu.
    Yarın… Evet, sadece 24 saat sonra nasıl bir ekonomi…
    Nasıl bir Türkiye’de uyanılacağının hiç, ama hiçbir garantisi yoktu.
    Çünkü biliniyordu ki;
    “İstikrar” denilen şey, aslında o likidite bolluğunun sonucuydu.
    Bol döviz arzının…
    Özelleştirmelerde alınan büyük meblağların geri planında yatan asıl neden de o para bolluğuydu.
    Yoksa bütün işleri güçleri sistemi ve hükümeti yağmalamak olan televole iktisatçılarının vır vır tekrarladığı gibi, memleketteki muhteşem ekonomik model falan değildi!
    Zaten o “muhteşem ekonomi yönetimi” denilen şey sadece ve sadece yabancılara sınırsız imtiyaz…
    Dolara, euroya dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen faiz ödentisinden başka bir şey değildi.
    ***
    Bankalar yağmalanıyor…
    Tarım yok ediliyor…
    Yerli “ana mal” üretiminin imanı belleniyor…
    Limanlar…
    Kent merkezleri…
    Sahiller…
    Madenler…
    Bir bir yabancıların eline geçiyordu.
    Düşünün “büyük ihracat hamlesi” denen şeyin alt yapısının yüzde seksenlerini dışarıdan gelen ithal mallar oluşturuyordu.
    Otomobil örneğin.
    Bugün için artık otomotiv sanayinde kullanılan mamullerin yüzde sekseni…
    Yerli üretim denilen buzdolabı, çamaşır, bulaşık makinelerinin ana omurgası ithal mallardı.
    Yerli bilgisayar yaptık diye sallıyorlardı.
    O ürünlerin tamamı Uzakdoğu’dan gelen parçaların toplanmasından oluşuyordu.
    Ve gözlerimiz içine baka baka yalan söyleniyordu.
    Oysa dibine kadar batık…
    Her şeyi rehine edilmiş ülkeydi burası.
    O kadar ki, yarın sabah neyle uyanılacağını kimse bilemezdi.
    15-20 milyar doların keyfine bakardı!
    Şimdi yüzde 18’leri bulan faizler de onları tutmaya yetmezdi…
    Daha güvenli limanlara gider…
    Giderken de arkada tarumar olmuş ülke…
    Koca bir çöplük bırakırlardı.
    Tabii hâlâ çöplük olmadıysak!
    Yücel Sarpdere
    www.evrensel.net